ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL8°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Türkiye’nin enerjisi neleri etkiliyor?

Kürşat Özdemir

19 Aralık 2013 Perşembe 09:17
  • A
  • A

Minval:“Kap içindeki su şeffaf, denizlerdeki su karanlıktır. Küçük gerçeklerin küçük sesleri, büyük gerçeklerin sessizliği vardır” R. Tagore

Türkiye uzun zamandır gerek dış politikada gerekse enerji politikalarında bölgesel güç olma amacı ile hareket ediyor. Türkiye bölgesel güç hedefinde olduğu müddetçe içerideki hiçbir olayı küresel güçlerden ayrı düşünemeyiz. Bugün tüm toz duman içerisinde olayın tarafı oldukları düşünülenlerin dahi neler olduğunu tam anlayamadığı bir ortamda yaşanan gelişmeleri yerel değil küresel ölçekte düşünmek gerekmektedir.

Dünyada kanıtlanmış petrol ve doğal gaz rezervlerinin yaklaşık dörtte üçü; Hazar Bölgesi, Orta Doğu ve Rusya Federasyonu’nda bulunmaktadır. Türkiye, jeostratejik konumu sayesinde, petrol ve doğal gaz gibi enerji kaynaklarının, başta Avrupa Birliği olmak üzere dünya piyasalarına taşınmasında ‘santral ülke’ konumu üstlenmektedir.

Kasım ayının 18’inde Diyarbakır’da gerçekleşen tarihi buluşma bugün tam manası ile anlaşılamasa da gelecek nesiller tarafından ‘Yeni Türkiye’nin küresel büyük oyuna verdiği cevap’ olarak hatırlanacaktır. Bu tarihi buluşmadan bir hafta sonra Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani’nin Türkiye ziyareti sırasında imzalanan anlaşma Kuzey Irak’ta çıkarılan petrol ve doğalgazın Türkiye’deki boru hatları aracılığıyla dünya pazarlarına ulaştırılması kararlaştırıldı.

Bu anlaşmaya baştan beri karşı çıkan ABD petrol ihracatından doğacak tahminen 16 milyar dolar olarak hesap edilen gelirin bir ABD bankasında toplanmasını istiyordu. Ancak bu gelirin Halk Bankası’nda toplanması ve dağıtılması kararlaştırıldı. Bu durumun kimleri rahatsız ettiğini yazmaya gerek yoktur sanırım.

Yine bu hafta içerisinde Azeri doğalgazını Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacak Şahdeniz 2 Nihai Yatırım Anlaşması Bakü’de imzalandı. İmza töreninde konuşan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Şahdeniz projesinin bölgenin enerji haritasını değiştireceğini belirterek, Şahdeniz 2 kapsamında gerçekleştirilecek projeler çerçevesinde 35 milyar dolarlık yatırım yapılacağını ve 30 bin yeni iş yerinin açılacağını kaydetti. 

Başta da söylediğimiz gibi, tüm bu gelişmeler ışığında gerek içeride ve gerekse dünyada ülkemiz ile ilgili yaşanan hiçbir olayı küresel güçlerden ayrı düşünemeyiz. 17 Aralık’ta başlayan ve 3 farklı soruşturmayı içeren rüşvet, yolsuzluk ve para aklama operasyonları da bu bakış açısı ile değerlendirilmeli, olayın tarafı gibi düşünülen tüm unsurların gerisindeki küresel güçlere bakılmalıdır.

Hariçten Gazel:"Fırtınanın etkisini fırtınanın ortasında anlayamazsın, önce onun dinmesini beklemen gerek" Barack Obama

Şu an başlatılan soruşturmalar ile ilgili herhangi bir yorum yapmak yerine hafta içinde çeşitli gazetelerde ve internet haber sitelerinde yer alan bir haber üzerinde duracağız. Habere göre, 31 Aralık’ta görevi bırakacak olan eski Amerikalı diplomat Richard Armitage’ın yerine Türk Amerikan Konseyi’nin (ATC) başkanlığına ABD Başkanı Barack Obama’nın “ilk” Ulusal Güvenlik Danışmanı olan eski NATO Başkomutanı emekli General James Logan Jones geçecek.

ATC ülkemizde daha çok ABD adına silah satışlarını organize eden bir tür silah lobisi olarak tanınıyor. Bunda ATC’nin Amerikalı üyeleri arasında Lockheed Martin, Boeing, Sikorsky vb., Türk üyeleri arasında Havelsan, Kale Havacılık, Aselsan vb. savunma ve silah şirketlerinin bulunmasının etkisi büyüktür. Ancak ATC’nin üyeleri sadece savunma sanayisi ile sınırlı değil Chevron, ExxonMobil gibi büyük enerji şirketleri de üyeler arasında yer alıyor. Bilindiği gibi Başbakan Erdoğan  15 Mayıs 2013’te ABD’ye düzenleyeceği resmi ziyaret öncesinde Esenboğa Havaalanı’nda yaptığı basın toplantısında “Kuzey Irak’ta Exxon ile birlikte arama yapacağız” açıklamasında bulunmuştu. Aynı bölgede Chevron’un da arama yapmak için girişimlerde bulunduğu biliniyor.

1 Ocak 2014’te ATC başkanlığı görevini devralacağı açıklanan emekli general James Jones’un ismi bu noktada daha bir önem kazanıyor. Şu anda başkanlık görevini yürüten eski Büyükelçi R. Armitage daha çok savunma ve güvenlik konularında uzman bir isim olarak biliniyor. Armitage’ın 11 Eylül 2001'deki saldırılardan sonra Pakistan yönetimine yönelttiği “El-Kaide'ye karşı işbirliği yapmazsanız sizi öyle bir bombalarız ki, taş devrine geri dönersiniz" tehdidi halen hafızalarda tazeliğini koruyor.

Ulusal Güvenlik Danışmanlığı sırasında Obama’nın Afganistan’da asker sayısının artırılması ve Irak’tan geri çekilme kararlarını birinci dereceden etkileyen isim olarak tanınan James Jones, NATO Başkomutanlığı görevinde bulunmuş bir Amerikan generali. Aynı zamanda 90’lı yıllarda Çekiç güç bünyesinde Türkiye ve K.Irak’ta görev yapmış bir isim. Jones, Obama kadar Neo-Con George Bush yönetiminde de Orta Doğu Özel Temsilciliği gibi önemli görevlerde bulundu.

Ancak bizim ilgimizi çeken ve ATC başkanlığında ön plana çıkacak asıl kariyeri general olarak emekliye ayrıldıktan sonra 21. Yüzyıl Enerji Enstitüsü (Institute for 21st Century Energy) yönetiminde yer alması ile başlıyor.

Jones, 28 Mayıs-5 Aralık 2008 tarihleri arasında Amerika’nın lider enerji şirketlerinden Chevron Corporation ve 3 Ağustos 2011 – 13 Ocak 2012 tarihleri arasında General Dynamics yönetim kurulunda yönetici olarak etkin görevler üstlendi. General Dynamics, ABD patentli bir savunma şirketi ve Türk Hava Kuvvetleri’nin de kullandığı F 16 savaş uçaklarının asıl üreticisidir. Jones, OxiCool şirketinin de danışma kurulunda yer alıyor.

Kesme İşareti:Chevron 2012 yılında Kuzey Irak Kürt Yönetimi ile imzaladığı petrol imtiyaz anlaşması nedeni ile Irak merkezi yönetimi tarafından kara listeye alınırken, Türkiye’nin K.Irak’ta Exxon’un ardından Chevron ile de ilişki kurabileceği iddiaları gündeme geldi. Bugün Türkiye’nin Kuzey Irak Özerk Yönetimi ile yaptığı anlaşmaya Irak Hükümeti destek vermiyor diye soğuk bakan ABD’nin  kara listede yer alan Chevron ile ilgili duruşu nedir acaba?

James Jones, enerji ve savunma şirketleri dışında stratejik düşünce ve lobi kuruluşlarında da hayli etkin rollerde bulunuyor. Washington merkezli Partilerüstü Politika Merkezi (Bipartisan Policy Center) stratejik düşünce kuruluşunda kıdemli üye olan Jones, kuruluşun enerji projelerinde eşbaşkan olarak görev aldı. Özel uzmanlık alanı ise enerji arz güvenliğiydi.

Taç Çizgisi: Bipartisan Policy Center ismi gündemi yakından takip edenler için çok da yabancı bir isim değil. Kuruluş en son 23 Ekim 2013 tarihinde yayınladığı, eski ABD Ankara Büyükelçileri Morton I. Abromowitz ile Eric S. Edelman tarafından hazırlanan ve  ‘Retorik’ten Gerçeğe: ABD’nin Türkiye Politikasını Yeniden Biçimlendirmek’ (From Rhetoric to Reality: Reframing U.S. Turkey Policy) başlıklı 72 sayfalık raporla gündeme geldi.

Raporun içeriği, hazırlayanlar göz önüne alındığında yayın tarihinin Wall Street Journal’ın Hakan Fidan ve Türkiye’nin Suriye politikasını hedef alan yazısından sonraya denk gelmesi de ilgi çekici bir ayrıntı olarak kaydedilmelidir. Abromowitz ve Edelman, ABD’deki Yahudi Lobisi’nin en etkin isimleri arasında yer alıyor. İki diplomatın hazırladığı raporda, Türkiye’nin dış politikası ‘sorunlu’ ve ‘mezhepçi’ olarak değerlendirilirken, Çin’le yapılan füze anlaşmasından NATO’nun duyduğu rahatsız dile getiriliyor. Türkiye’nin Orta Doğu’da etkisinin azaldığı buna da İsrail’le yaşadığı sıkıntının ve Mısır’da Müslüman Kardeşleri desteklemesinin neden olduğu belirtiliyor.

Gol Çizgisi: CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve beraberindeki heyetin Aralık ayı başında gerçekleştirdiği ve ulusalcı basın organları tarafından  ‘icazet alma ziyareti’ olarak nitelendirilen ABD ziyaretinde uğranılan duraklardan biri de Bipartisan Policy Center’dı. Kılıçdaroğlu’nun burada Edelman ve Abromowitz’le de görüştüğü belirtildi.

Tekrar James Jones ismine dönersek, yakın zamanda 12 Ekim 2013 tarihinde Hürriyet gazetesinden Ertuğrul Özkök’ün köşesinde bu isme rastlıyoruz. Amerika’nın önde gelen düşünce kuruluşlarından Doğu Batı Enstitüsü’nün (East West Institute) düzenlediği ödül törenine katılan Özkök, gecede ödül alan İslam İşbirliği Teşkilatı Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu’ndan sitayişle bahsettiği yazısında, İhsanoğlu’nun ödülünü James Jones’un elinden aldığını belirtiyor. Jones EWI yönetim kurulunda yer alıyor.

EWI’den ödül alan üç Türk bulunuyor, 2000 yılında dönemin Dışişleri Bakanı İsmail Cem (Yılın Devlet Adamı), 2011 yılında Fethullah Gülen (Barışa Katkı) ve Ekmeleddin İhsanoğlu.

Türkiye’nin bölgesel ve küresel enerji koridorlarını üzerinde toplamaya çalıştığı, Irak ve Azerbaycan ile anlaşmalar imzalandığı, Kıbrıs’ın enerji güvenliği noktasında hayli önem kazandığı bir dönemde James Jones gibi enerji güvenliği konusunda uzman bir ismin ATC’nin başına geçiyor olması dikkat çekicidir. Bu,  Türk - Amerikan ilişkilerinin ağırlık merkezinin savunma ve sınır güvenliğinden, enerji ve enerji arz güvenliğine doğru kaydığını gösteren bir gösterge olarak da kabul edilebilir.

ABD Enerji Bakanı Ernest Moniz’in ABD merkezli Kıbrıs Enstitüsü’nün kurucuları arasında yer alması, ABD Güney Kıbrıs Büyükelçisi John M. Koenig’in İsrail ve İngiliz enerji şirketlerinin Güney Kıbrıs üzerinden yürüttükleri çalışmalara destek vermesi, ABD Azerbaycan Büyükelçisi Richar Morningstar’ın Clinton’un başkanlığı sırasında Hazar Havzası Enerji Danışmanlığı, NABUCCO projesinde koordinatörlük gibi kritik görevlerde bulunmuş bir enerji uzmanı olması yukarıda işaret etmeye çalıştığımız savımızı doğrular niteliktedir.

Raptiye:James Jones’un ATC’nin başkanlığına geçmesinin, Ankara-Erbil arasında imzalanan enerji anlaşmaları sonrasına gelmesi de manidardır. Çünkü Jones, halen Amerikan Kürt İş Konseyi’nin (USKBC) CEO’su olarak görev yapıyor ve Kuzey Irak Kürt Yönetimi’nden pek çok isimle Çekiç Güç bünyesinde K.Irak’ta bulunduğu dönemden kalan iyi ilişkileri bulunuyor.

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.