ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Terörün rotası enerji rotası ile aynı

Kürşat Özdemir

10 Haziran 2014 Salı 10:30
  • A
  • A

Fünye: “Her isteğe boyun eğen, sonunda kendisini yemeyeceği ümidiyle timsah besleyendir”

Sir W. S. Churchill

20 Mart 1992’de PKK terör örgütü başı Abdullah Öcalan, Beka Vadisi’ndeki kampta

ağırladığı Yunan milletvekillerine bir harita önünde gülerek bir noktayı işaret ediyordu.

Duvarda asılı harita Türkiye’nin gerçekleşmesi için dünyanın en büyük petrol şirketleri

ile yoğun pazarlıklar yürüttüğü Bakü Tiflis Ceyhan Boru Hattı projesinin haritasıydı.

Öcalan’ın gülerek parmağını koyduğu noktada bir yıl sonra Bingöl-Elazığ karayolu

kesilerek 33 erimiz şehit edilecekti.

1991’de bağımsızlığını kazanan Azerbaycan, Ebulfeyz Elçibey’in cumhurbaşkanı olması

ile birlikte Rusya ile tüm bağlarını koparmak ve bağımsızlığını perçinlemek istiyordu. Bu

dönemde ülke içindeki karışıklıklara, bir de Karabağ sorunu eklenmişti. Elçibey, Hazar

petrolünün Avrupa’ya ulaştırılması için dünyanın en büyük petrol şirketleri ile görüşmeler

yürütüyordu. Türkiye de yine Elçibey’in direktifi, dönemin BOTAŞ Genel Müdürü Mete

Göknel’in büyük gayretleri ile denklemde yerini almış, yeni boru hattı için Bakü Tiflis

Ceyhan güzergâhını önermişti.

Türkiye’nin denklemde yer alması özellikle İngiliz petrol devlerini rahatsız etmişti. Büyük

şirket temsilcileri Bakü-Ceyhan hattı yerine Boğazları kullanarak petrol naklini öngörüyordu.

BOTAŞ Genel Müdürü Mete Göknel, Azeri ve Batılı şirket temsilcilerinden oluşan 9 kişilik

bir heyetin Bakü Ceyhan hattının Türkiye güzergâhında bir inceleme gezisi yapması için tüm

hazırlıkları yapmıştı. 1993 yılının 24 Mayıs günü akşam saatlerinde heyette yer alanlar otelde

odalarına çekilmiş yarınki gezi için hazırlanmaya başlamıştı.

Olayın bundan sonrasını gazeteci Yunus Şen’in ‘Hazar’ın Kanı Orta Asya’nın Petrolle

Yazılan Tarihi’ kitabından takip edelim: “Saat 17.30 sıralarında BOTAŞ Genel Müdürü Mete

Göknel’in kapısı çalındı. Kapıyı çalan BP temsilcisi Dave Weatherhead’ti... BP temsilcisi

elinde bir faks tutuyordu, “biz Batman’a gidemiyoruz” dedi... Göknel, “neden, ne oldu”

diye sordu. “Londra’dan bu faks gelmiş. Buyurun, siz de bakın. Bölgede çatışma çıkmış,

33 asker ölmüş”... Çatışma haberi Göknel’i çok şaşırttı. PKK ateşkes ilan ettiği için bölge

çok sakindi. Hemen televizyonu açtı, böyle bir haber yoktu. Ankara’yı aradı, bilen yoktu.

Anadolu Ajansı’nda da böyle bir bilgi yoktu... Türkiye’de medya kuruluşlarının daha

haberi olmadan, İngiltere’deki BP merkezi, PKK’nın 33 askerimizi şehit ettiğini duymuştu!

Bakü-Ceyhan hattının rotası açıklandıktan sonra PKK’nın eylemleri daha kuzeye

kaydı. Hattın rotası üzerinde daha önce sakin olan yerlere PKK sık sık saldırılar düzenledi...

PKK’nın rotası ile petrolün rotası aynıydı...”

Sürgü: 30 Mart seçimlerinde Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Gülten

Kışanak, Nisan 2014’te verdiği bir röportajda “yereldeki tüm enerji kaynaklarından, yeraltı,

yerüstü zenginliklerinden, ekonomik varlıklardan yerelin pay alması lazım." diyerek,

petrolden pay istediklerini açıklıyordu. ( http://www.aljazeera.com.tr/al-jazeera-ozel/kisanak-
petrolden-pay-istiyoruz
)

Mayıs 2013’te Reyhanlı Saldırısı’nın ardından yaşanan iç sıkıntılar eşliğinde Başbakan

Erdoğan ABD’ye gitmeye hazırlanırken, 14 Mayıs 2013 tarihinde Financal Times’da ilginç

bir makale yayınlanıyordu: “Türkiye, Kuzey Irak ile petrol anlaşması imzaladı”.

Başbakan Erdoğan’ın 15 Mayıs 2013’te ABD gezisi öncesi Esenboğa Havalimanı’nda

yaptığı “Kuzey Irak’ta Exxon ile birlikte arama yapacağız” açıklamasından bir yıl sonra 22

Mayıs 2014’te Kuzey Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ile yapılan anlaşma gereğince Ceyhan’da

bekleyen 1 milyon varil petrolün ilk sevkiyatı başlıyordu.

Parantez: Erdoğan’ın ABD gezisi sonrası 27 Mayıs 2013’te Taksim Gezi Parkı’na inşaat

araçlarının girmesi ve burada bulunan ağaçların başka yere nakledilmek için sökülmek

istenmesi üzerine çevreci gruplarca başlatılan eylemlerin 1 Haziran’a gelindiğinde artık

polis ile göstericilerin çatıştığı, eylemlerin İstanbul dışındaki illere yayıldığı bir hâl aldığını

hatırlayalım.

Ceyhan’dan yapılan ilk sevkiyata Bağdat merkezi yönetimi sert tepki veriyordu. Bu sevkiyat

yalnız Bağdat’ı değil, Kuzey Irak’ta arama ve petrol çıkarma faaliyeti yürüten büyük enerji

şirketlerini de rahatsız etmişti. İlk sevkiyattan iki gün sonra; 24 Mayıs 2014 günü Diyarbakır-
Bingöl ve Muş karayolu, Kocaköy-Duru, Hani-Lice, Lice-Kulp karayolları arasında üç ayrı

noktada bölücü terör örgütü PKK’ya ait gruplar tarafından karayolu kesilerek trafiğe

kapatılmış, teröristlerce yol kontrolleri uygulanmaya başlamıştı.

Terör örgütünün siyasi uzantıları yol kapatma eylemini bölgede sürdürülen Kalekol

yapımlarına karşı bir sivil tepki gibi göstermeye çalışıyor, tıpkı bir yıl önce Gezi Parkı

olaylarında kullanılan ‘diren’ klişesi ile halk eyleme destek vermeye çağırılıyordu. 27

Mayıs’ta Lice-Hani karayolunu trafiğe kapatan grup, 1 uzman çavuşu kaçırdı.

30 Mayıs’ta Azerbaycan’dan çıkarılacak gazın, Gürcistan’dan geçip Türkiye üzerinden

satılarak Avrupa’ya iletilmesini sağlayacak TANAP’ta Türkiye’nin payı yüzde 20'den

yüzde 30'a çıkıyordu. Kırım olaylarından ötürü Rusya ile enerji krizi yaşayan Avrupa için

Türkiye TANAP ile daha da önemli hale gelmişti.

Birkaç yıldır münferit hadiseler şeklinde devam eden PKK terörü bir anda hız almış,

Şemdinli, Şırnak, Lice vb. yerlerde işçi kaçırma, araç yakma, askeri birliklere ve kışlalara

taciz ateşi gibi terör eylemleri ile bölgede gerginlik artmıştı. Terör olayları yer yer sıcak

temasa dönüşürken, 8 Haziran’da Diyarbakır'da yüzü maskeli bir kişinin 2. Hava Kuvvet

Komutanlığı'nın arka kapısının olduğu bölgedeki duvardan atlayarak kışla içinde direkteki

Türk Bayrağı'nı indirmesi ülke genelinde infiale sebep oluyordu.

Türkiye’de Çözüm Süreci ile birlikte kesilen terör eylemleri ne olduysa bir anda yükselmeye

ve ülke gündemini belirlemeye başlamıştı. Bu arada Bağdat yönetimi Kuzey Irak petrolünün

Ceyhan’dan sevki ile ilgili uluslar arası tahkime gidiyor, IKBY Başkanı Mesut Barzani,

“Bağdat yönetimi Kürdistan halkının taleplerini yerine getirmezse, halk referandum yoluyla

kendi geleceğine karar verecektir” diyerek Bağdat’a rest çekiyordu. Tüm bu tartışmalar

arasında 6 Haziran’da Ceyhan’dan ikinci sevkiyatında yola çıktığı haberi geliyordu.

İkinci sevkiyattan bir gün sonra 7 Haziran’da ise Kuzey Irak’taki Calula kasabasında

Irak Türkmen Cephesi İl Başkanlığı ile Celal Talabani’nin liderliğini yaptığı KYB merkez

binasında ardı ardına bombalar patladı. Saldırılarda 18 kişi yaşamını yitirdi.

9 Haziran’da ise Selahaddin kentine bağlı Tuzhurmatu ilçesinde Türkmenlerin yoğun

olarak yaşadığı Aksu Mahallesi'nde bulunan KYB bürosu ile yanındaki Kürdistan Komünist

Partisi bürolarına yönelik düzenlenen bombalı saldırılarda 30’dan fazla kişi öldü, 110 kişi

yaralandı.

Terörün rotası yine enerjinin rotasını izliyor sanki...

Pim: Kuzey Irak’ta hem Kürt partilerine hem de Türkmenlere yönelik saldırıların aynı

zamanlama ile gerçekleştirilmesini bir mesaj olarak görmek mümkün. Bu doğrultuda 9

Haziran’da Irak Enerji Bakanlığı sitesine konulan açıklamadaki, IKBY'yi İsrail'e petrol

satmak ve ülkeyi 34 milyar dolar zarara uğratmakla suçlayan ifadeleri de Türkiye-İsrail

gerginliği üzerinden verilen bir mesaj olarak okuyabiliriz. 

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.