ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Özal’ı zehirlediniz…

Kürşat Özdemir

10 Temmuz 2013 Çarşamba 14:27
  • A
  • A

İğne Deliği:Bülent Bey kendi araştırmalarında bu Ergenekon’ un ne olduğunu gördü. Bırakın siz onu, Turgut Özal’a, bir suikast girişimi yaşandı, ki Cumhuriyet tarihinde tanıdığım en gözü kara, daha doğru deyimiyle en deli cesareti olan Cumhurbaşkanlarından birisiydi, bu yadsınmaz bir gerçek. Kendisine yapılan suikastı araştırdığında ne dedi? ‘Bir örgüte geldim çakıldım.İşte bu örgütün adı Ergenekon.” Erol Mütercimler

Gezi Parkı olaylarının devam ettiği günlerde Kuzey Afrika gezisi öncesi 4 Haziran’da havaalanında basın açıklaması yapan Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan “Bu ülkede birçok şey oldu. Astılar, zehirlediler ama bu ülkede…” derken Ak Partililer sosyal medyada “Menderes’i astınız, Özal’ı zehirlediniz, Erdoğan’ı yedirmeyiz” sloganlı bir kampanya başlatıyordu. Belki bu sloganlar Gezi Parkı olaylarının gerdiği atmosferde Ak Partililerin duygusallığı olarak yorumlanabilir ancak Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli 18 Haziran’daki partisinin grup toplantısında “Menderes’in asılmasını, Özal’ın zehirlenmesini siyaset malzemesi yapanlar, acaba Erdoğan’ın da vurulması için adım adım düzenek mi hazırlamaktadır” sorusunu soruyordu. Görünen o ki siyaset Özal’ın zehirlenerek öldürüldüğü konusunda ikna olmuştu, halk zaten Özal’ın ölümünü hiçbir zaman sıradan bir ölüm olarak görmedi. Ancak Türkiye’de bir takım kişiler itina ile Özal’ın ölümünün artık araştırılmamasını, konunun kapatılmasını istiyor.

Tüm bu tartışmalar sürerken 16 Haziran 2013’te zamanaşımına birkaç gün kala 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ölümüne ilişkin, Ergenekon davası sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz hakkında hazırlanan iddianame, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul ediliyordu. Levent Ersöz, Özal'ın hayatını kaybettiği dönemde Şırnak'ta 23. Jandarma Sınır Tugayı'nda Kurmay Başkanı olarak görev yaptığını söyleyerek suçlamaları reddetti.

Elektrik Ark Kaynağı: Levent Ersöz’ün 3 Nisan 2013’te şüpheli sıfatı ile verdiği ifadede yaptığı “Ben o dönemde Şırnak’taydım” savunmasının ardından 21 Haziran 2013’te Silopi’de Ramazan Erkan adlı vatandaş yolda yürürken kafasına sıkılan tek kurşun ile infaz ediliyordu. Olay gazetelere “JİTEM’in kara kutusuna infaz” (Akşam – 30.06.2013) başlığı ile yansıyacaktı. Cinayeti ilginç kılan ise Ramazan Erkan’ın Levent Ersöz’ün Şırnak’ta görev yaptığı dönemdeki infaz ekibinde yer alması ve 2009 yılında bu dönemdeki faili meçhuller ile ilgili olarak Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınmasıydı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Cumhurbaşkanına Suikast” suçu ile ilgili hazırlanan iddianamede DDK tarafından hazırlanan ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği tarafından Köşk’te bazı sağlık ve güvenlik ihmallerine değinen raporuna da yer veriliyordu. Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanlığı dönemindeki Genel Sekreteri’ne ve Köşk kadrosuna göz atacağız ama öncelikle Özal’ın “kaçarcasına” Cumhurbaşkanlığı’na çıkışına yol açan hadiseye bir bakalım.

18 Haziran 1988 günü Anavatan Partisi'nin olağan genel kongresi yapıldığı sırada Kartal Demirağ adlı bir saldırganın silahından çıkan kurşunlardan biri mikrofona diğeri Özal’ın parmağına isabet ediyor, saldırgan ise korumalarca açılan ateş sonucu kolundan yaralanarak yakalanıyordu. Suikastı gerçekleştiren isim yakalansa da suikast ile ilgili gerçekler bir türlü aydınlatılamadı. Yıllar sonra suikastı araştırmakla görevlendirilen Savcı Uğur Tönük dönemin MGK Genel Sekreteri Sabri Yirmibeşoğlu’nun kendisini soruşturmayı derinleştirmemesi yönünde tehdit ettiğini ve kendisinin bu bilgiyi Özal’la paylaştığını söyleyecekti.  (Zaman -19.05.2013)

Sabri Yirmibeşoğlu; “1955'te 6-7 Eylül olayları sırasında Özel Harp Dairesi'nin atası sayılan Seferberlik Tetkik Kurulu'nda görevliydi.” Daha sonra yükselişi sürekli devam etti. Eğer ismi Özal’ın kulağına fısıldandıktan sonra Özal tarafından emekli edilmeseydi, Genelkurmay Başkanı olabilecekti.

Şimdi tekrar Köşk’e dönelim ve Turgut Özal dönemindeki Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Kemal Yamak’a bakalım. Tuğgeneral rütbesi ile Genelkurmay Özel Harp Dairesi Başkanlığı yapan Yamak, 1981-84 yılları arasında PKK’nın çıkış yeri olarak gösterilen Diyarbakır Cezaevi’ndeki işkenceler döneminde Diyarbakır Sıkıyönetim Komutanlığı yaptı. Özal’ın vefat ettiği gün görevinden istifa etti.

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı ve Sözcüsü emekli büyükelçi Kaya Toperi idi. Kaya Toperi, Semra Özal tarafından dile getirilen, Turgut Özal’ın vefatından bir gece önce ısrarlı bir şekilde sergi açılışına götürüldüğü ve Özal’ın burada içtiği içecekten zehirlendiği iddiaları ile gündeme gelmişti. Kaya Toperi askerliğini Özel Harp Dairesi’nde (Seferberlik Tetkik Kurulu) Daniş Karabelen’in emir subayı olarak yapmıştı.  (Necdet Pekmezci – Kanlı Kumpas) Kaya Toperi’nin bir diğer ilginç özelliği ise Türkiye'de masonluğunu açıklayan ilk üst düzey bürokrat olmasıydı. (Akşam – 26.08.2000)

Köşk’teki önemli isimlerden biri de, Cumhurbaşkanı Başyaveri Kurmay Albay Aslan Güner’di.  Askerlik kariyeri yurtdışı görevleri (Napoli NATO Karargâhı) dışında neredeyse tamamen Ankara’da geçen Güner, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Tayin Daire, Kurmay Şube Müdürlüğü'nde sadece iki ay görev yaptıktan sonra Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanı olması ile Köşk’e Başyaver olarak atandı.  (Güner, KK Tayin Daire, Kurmay Şube Müdürlüğü’nde en kısa süre görev yapan askeri personel olarak biliniyor.) Aslan Güner daha sonra yine basamakları hızlı bir biçimde tırmanmış, İlker Başbuğ’un Genelkurmay Başkanlığı döneminde II. Başkan olarak karargâhtaki en önemli isim durumundaydı. Güner’in yolunun kesiştiği pek çok asker ve gazeteci şu an Ergenekon, Balyoz, 28 Şubat vb. davalardan tutuklu bulunuyor. (28 Şubat ve Balyoz soruşturmalarında Aslan Güner gözaltına alındı ve bilgisine başvuruldu.)

Cumhurbaşkanlığı Köşkü’ndeki en tartışmalı kurumlardan biri de Muhafız Alayı’ydı. Seferberlik Tetkik Kurulu’nun (NATO ülkelerinde kurulan gizli orduların Türkiye’deki atası, sonradan adı Özel Harb Dairesi olarak değiştirildi.) ilk başkanı tuğgeneral Daniş Karabelen Cumhuriyetin ilk yıllarında Muhafız Alay Komutanı olarak görev yapmıştı. Daha sonra Karabelen ile birlikte ABD’de kontgerilla eğitimi alan ve Özal Harb Dairesi’nde görevli pek çok subayın yolu da Muhafız Alayı’ndan geçecekti. (Alpaslan Türkeş, Refik Tulga, Sabri Yirmibeşoğlu vb.) Cumhurbaşkanı Turgut Özal hayatını kaybettiğinde Cumhuriyet Muhafız Alayı Komutanı yine kamuoyunun Ergenekon Davası’ndan ismine aşina olduğu Hasan Iğsız’dı.

Özal’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde yıldızının barışmadığı isimlerden biri de dönemin MİT Müsteşarı tümgeneral Teoman Koman’dı. Aslında Koman Özal’ın Başbakanlığı döneminde MİT Müsteşarı olmuştu ancak bu atamada Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in asker ısrarının etkisi vardı. Bu nedenle Özal MİT Müsteşar Yardımcısı olarak Hiram Abas’ı getirmiş ve hep yakın ilişkide olmuştu. 1988’de Özal’a düzenlenen suikast girişimi sonrası olayı araştıran Abas özellikle Aydınlık Grubu’nun hedefindeydi. Sonunda tasfiye oldu. Ardından da 1990 yılında bir suikast sonucu hayatını kaybetti.

Turgut Özal Cumhurbaşkanlığı’na çıkalı bir buçuk ay geçtikten sonra MİT Müsteşarı Teoman Koman Başbakanlığa 19 Aralık 1989 tarihli “gizli yazı” gönderiyor ve bu yazıda “Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Turan Dursun, Bahriye Üçok gibi isimlere 'yurtdışından getirilecek tarikat mensupları' tarafından suikast düzenleneceği” bilgisi yer alıyordu. Bu belge Ergenekon dava dosyaları arasında yer alıyordu.  (Cumhuriyet – 09.08.2008) İşin üzücü yanı ise bu “gizli yazı”da yer alan isimlerin 1990 senesinde ardı ardına suikastlara uğraması ve yaşamlarını yitirmesiydi.

Teğel: 23 Mayıs 2013 tarihinde İstanbul’dan gelen bir intihar haberi gündemi sarsmış ama ilerleyen günlerden başlayan Gezi Parkı olayları nedeni ile üzerinde fazla durulamamıştı. Eski milletvekili Hayri Kozakçıoğlu Sarıyer’deki evinde kalbine sıktığı tek kurşun ile intihar etmişti. Evde bulunan ailesi ise silah sesini duymamıştı! Hayri Kozakçıoğlu Turgut Özal’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde Olağanüstü Hal Valisi olarak görev yapıyordu. Hayri Kozakçıoğlu Özal’ın ölümünün ardından hakkında çıkan çeşitli iddialardan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in koruyucu kanatları altına girerek kurtulmuştu.

Ters Köşe: 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel 2012 yılının Kasım ayında gazetecilerin Turgut Özal’ın zehirlenerek öldürüldüğü iddiaları ile ilgili sorusuna “safsata” yanıtını veriyordu. Oysa ki 01.05.2002 tarihli Hürriyet Gazetesi’nde Emin Çölaşan “Özal’ı öldürmüşler!!!” başlıklı köşe yazısında şunları yazıyordu: “1993 yılının sanırım ocak ayı. Halamın oğlu, o sırada Meclis Başkanı olan Hüsamettin Cindoruk'la Özal'dan söz ediyoruz. Kulağıma eğiliyor ve şu sözleri söylüyor: ‘‘Bu gidici. Yakında ölecek.’’ İnanmıyorum, şaşırıyorum ve aynen ‘‘Ne gidicisi abi, o hepimizi götürür’’ diyorum. Cindoruk ısrar ediyor: ‘‘Haberin kaynağı Baba'dır. Bu devlet bilgisi. Sadece sen bil ve ağzını sıkı tut. Önümüzdeki yaz aylarını çıkaramayacak. Baba sağlamcıdır. Bunu diyorsa bir bildiği vardır.’’ Birkaç gün sonra, Baba'nın bu bilgiyi Cavit Çağlar'a da verdiğini birinci elden öğreniyorum. Bu devlet sırrını kimseye açamıyorum. Aradan kısa bir süre geçiyor ve Özal 17 Nisan'da ölüyor”

Tekrar bugüne döndüğümüzde 3 Nisan 2013’te Ergenekon davası sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’ün ‘Görevde bulunan Cumhurbaşkanına suikast ve Cumhurbaşkanını öldürmek’ suçlarından şüpheli olarak ifadesine başvurulduğunu daha önce belirtmiştik. Bu İfade tutanağında, “İçerisinde faaliyet gösterdiğiniz yasadışı silahlı terör örgütünün faaliyeti kapsamında 17 Nisan 1993’te Türkiye’nin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın zehirlenmek suretiyle öldürülmesi suçuna iştirak ettiğiniz sonucunu varılmıştır.” Şeklinde savcılığın suçlaması yer alıyor dolayısı ile savcılık Özal’ın öldürülmesi ile ilgili olarak halen davası devam eden Ergenekon’u sorumlu tutuyordu.

Son Söz: Turgut Özal’ın ağabeyi Korkut Özal  17 Eylül 2010 tarihinde Habertürk TV’de katıldığı bir programda şunları söylüyordu: “Biliyorsunuz, bugün Türkiye’nin bir gizli teşkilatlarI var Ergenekon adı altında. Bu Ergenekon, Menderes’i de idama götüren gücün bir aleti, Turgut Özal’ı zehirleyenlerin de bunlar olduğu artık bilinen bir şey.” (Milliyet – 18.09.2010)

YORUM YAZ
TOPLAM 1 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - GEREKSİZ:14 Temmuz 2013, Pazar 06:28