ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL8°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Hakan Fidan neden hedefte?

Kürşat Özdemir

19 Ekim 2013 Cumartesi 15:14
  • A
  • A

 

 

"Günümüzde bir milletin kişiliğini en iyi yansıtan şey, onun gizli servisleridir." John Le Carre

1950’li yılların Adana’sında İncirlik Üssü’nde çalışan Amerikalı askerlerin içtiği Coca Cola ile tanışan Kadir Has, kısa zamanda şişe şişe Colaları evinde istiflemişti. Amerika’ya gittiği ilk seferinde hemen ‘Cola’yı Türkiye’ye getiremez miyiz?’ diye araştırmaya başlamış ama çaldığı her kapıdan tebessümle karışık “imkansız” yanıtı almıştı.

Sonunda Amerikalıların kilidini çözecek kişiyi buldu; Amerikan elçilerinin bile İngilizcesine hayran kaldığı, Adnan Menderes döneminin MİT (o dönemki ismi ile MAH) Başkanı Behçet Türkmen! Behçet Türkmen Amerikalı dostları ile yaptığı yazışmalar sonunda Coca Cola’yı Türkiye’ye getirmiş, Kadir Has’ın kurduğu şirkete de yüzde 5 ortak olmuştu. Rivayet odur ki, Amerika’nın Türk istihbarat teşkilatına girişi de Behçet Türkmen döneminde başlamış, Adnan Menderes’i idama götüren süreçte Türkmen’in de etkisi olmuştu.

1977 yılında MİT İstihbarat Dairesi Başkan YardımcısıSabahattin Savaşman, Ankara’da JUSMMAT’ta (Joint US Military Mission for Aid to Turkey - Türkiye’ye Yardım için Ortak ABD Askeri Kurulu) görevli CIA görevlisi Lyle-Inarac Onsager çiftine ait bir evde devletin gizli belgeleri ile birlikte yakalandı. Savaşman’ın devletin gizli bilgilerini CIA ve İngiliz gizli servislerine sattığı iddia edildi, Savaşman ise  “MİT’in CIA ile kardeş kuruluş olduğunu ve yaptığı işlemin bilgi paylaşmak olduğunu” ileri sürdü. Savaşman hakkında açılan davada 17 yıl hapis cezasına çarptırıldı, 1987 yılında tahliye oldu. 1994’te ise hayatını kaybetti.

Şaşkınlık:1978 yılında Bülent Ecevit başbakan olunca dönemin Genelkurmay Başkanı kendisinden Özel Harb Dairesi için örtülü ödenekten para istiyordu. O zamana dek Ecevit böyle bir “daire”nin varlığından haberdar değildi, şaşkınlıkla sorduğu “Daha önce nereden alıyordunuz parayı?” sorusuna aldığı cevap daha şaşkınlık vericiydi; “Amerika’dan.” Yani Başbakan’ın bile haberdar olmadığı devletin en gizli güvenlik örgütünün parası Amerika’dan geliyordu!

Savaşman vakasına benzer bir casusluk olayı 1983 yılında yaşanacak ve Emekli Hava Albay Turan Çağlar 16 Mart 1983 tarihinde İstanbul'da CIA mensubu ile gizli bir buluşma sırasında suçüstü yakalanacaktı. Turan Çağlar da casusluk iddialarını reddediyor, "Casus değil, Amerikan sempatizanıyım, fakat bu husus hiçbir zaman memleket sevgisi üzerine çıkamaz, çıkmamıştır" diyordu.

1998 yılının 4 Şubat’ında CIA’nın Ankara istasyon şefi, MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun'u ziyaret etti. CIA Öcalan'ı Türkiye'ye teslim etmeyi teklif ediyor ancak bir koşul öne sürüyordu: ''Operasyonu Amerikan ve Türk ekipleri gerçekleştirecek. Ancak ne olursa olsun Abdullah Öcalan Türkiye'ye sağ olarak getirilecek, mahkemede adil olarak yargılanacak ve öldürülmeyecek.”

Şenkal Atasagun konuyu devletin zirvesine taşıyor, operasyonun MİT tarafından gerçekleştirilmesine karar veriliyordu. Atasagun, CIA’daki muhatabına teklifi kabul ettiklerini bildiriyor ve iki istihbarat servisi arasında bir protokol imzalanıyordu. Öcalan ABD tarafından düzenlenen bir operasyonla Kenya’da yakalanıyor ve Türkiye’ye teslim ediliyordu.

Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit kendisi ile yapılan bir söyleşi de; “Bize niye Apo'yu verdiler onu hala ben de bilemiyorum.(…) Ama sonunda hayırlısı oldu. Apo konusunda hiçbir şart getirmediler bize.” diyecekti. (Sabah, 13.04.2005)

Tüm bunları neden hatırladık, çünkü  Amerikan Wall Street Journal (WSJ)  gazetesi Washington’dan Adam Entous ve İstanbul’dan Joe Parkinson imzalarını taşıyan uzun bir haber analiz yayınlayarak MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile ilgili ‘ilginç’ değerlendirmelerde bulundu. WSJ’nin ardından da The Washington Post’ta David Ignatius imzası ile yayınlanan makalede yine Hakan Fidan üzerinden Türkiye İran’a İsrail ajanlarının bilgilerini vermekle suçlandı.

MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ı açıktan hedef alan ancak dolaylı olarak da Başbakan Erdoğan, Dışişleri Bakanı Davutoğlu ve Türkiye’nin Suriye politikasını eleştiren makaleleri yazanların kimliklerine bakıldığında İsrail yanlısı ABD’li Neo-Conlar adına konuştukları açıkça görülüyor.

WSJ’de "Türkiye'nin istihbarat şefi Suriye'de kendi yolunu çizdi" başlığı ile yayınlanan haber analizde özetle Hakan Fidan Suriye’de ve Ortadoğu’da ABD’nin çıkarları ile uyuşmayan ‘bağımsız’ politikalar ürettiği ve uyguladığı belirtilerek, İsrail hükümetinin dünyada daha önce benzeri olmayan bir şekilde Hakan Fidan’ın MİT Müsteşarı olması ile birlikte dile getirdiği Fidan’ın ‘İran yanlısı’ olduğu ve müttefiklerin gizli bilgilerini İran ile paylaştığı iddiası tekrarlanıyordu.

Haberde yer alan şu bölümler hayli ilginç: “Geçmişte ABD'nin Türkiye ve Irak Büyükelçisi olarak görev yapan James Jeffrey, ‘Hakan Fidan yeni Ortadoğu'nun yüzü. Onunla işbirliği yapmalıyız çünkü işleri halledebiliyor. Ancak ABD'nin gözü kapalı dostu olduğunu da düşünmemeliyiz çünkü değil’ dedi.”

Anlaşılan Türkiye’deki istihbarat ve askeri güvenlik kurumlarına İsmet İnönü döneminde imzalanan askeri yardım anlaşmaları ile giren ABD ve 28 Şubat sürecinde generalleri peşi peşine ülkesinde ağırlayarak, Türkiye ile birçok anlaşma imzalayan İsrail; Hakan Fidan’ın MİT Müsteşarı olarak yürüttüğü “milli” ve “bağımsız” politikalardan oldukça rahatsız olmuşlar.

Mavi Marmara olayı ile birlikte iplerin iyiden iyiye koptuğu İsrail’in Hakan Fidan rahatsızlığı o denli artmış durumdaki, Jewis Press isimli gazetede Yori Yanover imzası ile çıkan "Turkey Exposed 10 Israeli Agents in Iran" başlıklı makalede Hakan Fidan açıkça suikasta uğramakla tehdit edildi. Jewish Press’teki makalede "Eğer biri bir sabah arabasında sürpriz bulmayı hak ediyorsa o kişi Türkiye İstihbarat şefi Hakan Fidan'dır." İfadelerine yer verildi.

Ön İzleme 1:WSJ’de yer alan "Türkiye'nin istihbarat şefi Suriye'de kendi yolunu çizdi" başlıklı haber analizde Hakan Fidan ile birlikte adları anılan iki istihbaratçı daha var; Suudi Arabistan'ın istihbarat şefi Prens Bandar bin Sultan el Suud ve İran Devrim Muhafızları'nın İran dışında faaliyet gösteren kolu Kudüs Gücü'nün başkomutanı Korgeneral Kasım Süleymani.

Haber ile ilgili basında çıkan analizler doğal olarak Hakan Fidan üzerinde odaklanırken bu iki isim çoğunlukla es geçildi. Bir sonraki yazımızda bu iki isim üzerinde duracağız.

Ön İzleme 2:MİT Müsteşarı Hakan Fidan üzerinden Türkiye’nin Suriye yaklaşımına karşı başlatılan kara propagandanın sebepleri üzerinde durulurken, Fidan’ın MİT Müsteşarlığı’na gelmesi ile birlikte gerçekleşen bazı olayların ve yeniliklerinde üzerinde durulması gereklidir diye düşünüyorum.

Hakan Fidan’ın MİT Müsteşarı olarak gerçekleştirdiği ilk yurtdışı gezisinin yeri ve zamanı, MİT’in Orta Asya’ya yönelik faaliyetleri, 24 Aralık 2012’de Adana’da MI6 ve MOSSAD ajanlarına karşı MİT tarafından gerçekleştirilen operasyon ve ele geçirilen çok önemli ‘sır’ da bir sonraki yazımızda yer alacak inşallah…

YORUM YAZ
TOPLAM 4 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - nuh tufaan:20 Ekim 2013, Pazar 18:10

    hükümet inşaallah değişmez de mit müsteşarı işlerini yarım bırakmak zorundan kalmaz.

  • - ahmet gedik:20 Ekim 2013, Pazar 14:47

    sevgili amerikalı ve de israil li dostlarımız ! şunu artık anlayın ki öyle ya da böyle biz milli kervanımızı yürüteceğiz vesselam

  • - adnan avcı:20 Ekim 2013, Pazar 13:24

    fukda turkıyenın bagımsızlıgını goruıyor gıbıyım allah hakan fıdan gıbı vatan severlern basımızdan eksık etmesın

  • - Resul Tiryaki:20 Ekim 2013, Pazar 00:19