ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL15°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Gezi Parkı enerjisini nereden alıyor?

Kürşat Özdemir

14 Haziran 2013 Cuma 11:54
  • A
  • A

“Uçurtmalar rüzgar gücü ile değil o güce karşı koydukları için yükselirler.” Winston Churchill  - İngiliz Devlet Adamı

Dalgakıran: Masum bir çevreci gösteriden kimilerine göre bir “direnişe” kimilerine göre ise bir “hükümet darbesi provası”na dönüşen Gezi Parkı eylemleri hakkında toplumumuzun karakteristiği gereği bolca komplo teorileri ortaya konuldu. Bunları okurken Gezi Parkı’nın “enerjisi”nden sürekli bahsediliyor. Bu enerji sözcüğü üzerine bir yığın bilgi zihnime üşüşüp bir “komplo teorisi”ne doğru yol aldı. Ben de bu teoriyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Şimdiden biraz uzun bir yazı ile karşı karşıya olduğunuzu söylemeliyim.

2011 yılı Türkiye’nin etrafında bulunan enerji havzaları için hayli hareketli bir dönemi işaret ediyordu. Çukurova Holding’in patronu Mehmet Emin Karamehmet ve Mehmet Sepil tarafından kurulan ve Kuzey Irak’ta Kürt yönetimi kontrolündeki bölgede petrol arama faaliyeti gösteren Genel Enerji yeni bir ortağa kavuşuyordu:  Dünyanın üzerinde en çok komplo teorileri üretilen ailelerinden olan Rotschild ailesine mensup Nathaniel Victor James Rothschild!

Wall Street Journal gazetesine verdiği röportajda genç Rothschild; Genel Enerji’de eski BP CEO’su Tony Hayward’ın CEO, ortaklardan bankacı Julian Metherell’in CFO, kendisinin de yönetimde olacağını belirterek, Genel Enerji’nin yönetim kurulunun tamamen “kurşun geçirmez” olacağını söylüyordu.[1]

Ortak: Aynı yılın Ekim ayında gazetelerin ekonomi sayfalarında yeni bir uluslararası ortaklığın haberi yer alıyordu. ABD merkezli yatırım fonu Cerberus Capital Management L.P. ile Doğuş Grubu’na ait Garanti Yatırım Türk şirketlerine yatırım yapmak amacı ile ilk etapta 400 milyon dolarlık bir anlaşma ile ortaklık kuruyordu.[2] Cerberus, mitolojide cehennemin üç başlı köpeği anlamında kullanılan bir kelimeydi, şirket Amerikan Silah Lobisi’nin de önde gelen isimlerindendi. Cerberus’un başkanlığını da eski bir ABD Başkan Yardımcısı olan Dan Quayle yapıyordu. Baba Bush’un yardımcısı Quayle, Neo-Conların Siyonist kanadına mensup.

Tekrar enerji sahasına dönecek olursak, Doğu Akdeniz’de Kıbrıs Rum Kesimi İsrail ile petrol anlaşmaları imzalamış, Türkiye Rum Kesimi’nin tek başına böyle bir karar veremeyeceğini açıklamıştı. Akdeniz’de sular ısınıyordu. Rum Kesimi ile anlaşan ABD merkezli Noble Enerji 2011 yılı Kasım ayında ilk resmi açıklamasını ”Hayal edebileceğimizden bile fazla doğalgaz, petrol için çalışıyoruz” başlığı ile gerçekleştiriyordu.[3] Noble Enerji Teksas merkezli olmasına rağmen hissedarları arasında tanıdık bir isim vardı: Rothschild.

Türkiye; Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nin ABD-İsrail-İngiliz ortaklı enerji hamlesine 2011 yılının Kasım ayında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile petrol anlaşması imzalayarak cevap veriyordu.[4] Noble Enerji yetkilileri ve enerji uzmanları Güney Kıbrıs’ta çıkan doğalgaz ve petrolün Avrupa’ya ulaştırılmasının İsrail – Türkiye üzerinden bir enerji koridoru ile mümkün olacağını belirtiyordu. Türkiye bir kez daha enerji koridorunda kilit konumdaydı.

Parantez: 31 Mayıs 2010 tarihinde Gazze’ye insani yardım malzemesi taşıyan Mavi Marmara gemisine uluslararası kara sularında İsrail ordu güçlerince ateş açılıyor ve operasyon düzenleniyordu. 9 kişinin hayatını kaybettiği Mavi Marmara gemisine yapılan İsrail saldırısının ardından Ak Parti hükümeti çok sert bir tepki vermiş ve konuyu uluslararası tüm platformlara taşımıştı. İsrail ile olan ticari ve diplomatik ilişkiler askıya alınmıştı. Bu durumda da Noble Enerji’nin İsrail-Türkiye enerji koridoru istediği gerçekleşemiyordu.

12 Haziran 2011’de Türkiye’de genel seçimler yapılıyordu. 2010 yılındaki kaset skandalı ile CHP’deki koltuğunu bırakmak zorunda kalan Baykal’ın yerine gelen Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Yeni CHP”si yenilenmiş vitrini ve ana akım medyanın rüzgârı ile seçimlere hazırlanıyordu. CHP’ye bir destek de uluslararası basından geliyor, Economist dergisi Türkiye’de siyasi istikrarın sağlanması adına Türk seçmenleri CHP’ye oy vermeye çağıran yazılar yayınlıyordu. Yine aynı şekilde Financal Times gazetesinde Adnan Menderes’in sonu Ak Parti lideri Recep Tayyip Erdoğan’a hatırlatılıyordu. Küresel Faiz Lobisi’nin yayın organları gibi çalışan Economist ve Financal Times’ın hisselerinin çoğunluğunda yine aynı ailenin adı yazılıydı: Rothschild.[5]

Seçimlerden yüzde 50’lik bir oy oranı ile güçlenerek çıkan Ak Parti hükümeti yıllardır kanayan bir yaraya dönüşen PKK terörünü bitirmek ve Güneydoğu insanımızı rahatlatacak ekonomik hamlelere girişmek için Demokratik Açılım sürecine hız vermişti. Bu doğrultuda Kuzey Irak’ta bulunan Kürt Yönetimi ile de ekonomik ve siyasi ilişkiler geliştiriliyordu.

ABD Başkanı Obama ilk döneminde Irak ve Afganistan’da askerlerini çekme kararı almış, ikinci kez seçildiğinde ise ilk gezisini üç Pasifik ülkesine gerçekleştirerek ABD dış politikasının yönünü yeni dönemde Pasifik’e çevirmişti. ABD’nin Irak işgalinde yanında yer alan Kuzey Iraklı Kürtler hem merkezi hükümetin hem de işgal zamanı canını yaktıkları aşiretlerin hedefindeydi. Türkiye’nin bölgeye olan ilgisi onları da bu açıdan rahatlatıyordu.

Türkiye'nin Irak'ın kuzeyindeki petrol ve doğalgaz kaynaklarıyla Kuzey Irak Kürt Yönetimi aracılığı ile ilgilenmeye başlaması ve Türk menşeli firmaların bölgede gösterdikleri ekonomik faaliyet başta İran olmak üzere kimi bölgesel güçleri de tedirgin ediyordu. ABD’nin Iraklı Şiiler ile barışmasına yönelik izlediği siyaset ile tanınan ve İran’ın çıkarları doğrultusunda hareket eden Irak Başbakanı Nuri El Maliki de bu ilgiden rahatsız olanların başında geliyordu.

4 Aralık 2012’de Erbil’e bir enerji konferansına katılmak üzere gitmek isteyen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın uçağı Irak Başbakanı Maliki’nin talimatı ile Irak’a sokulmuyor ve Kayseri’ye inmek zorunda kalıyordu. Amaç Türkiye’nin Kuzey Irak yönetimi ile petrol anlaşması ihtimalini ortadan kaldırmaktı. Böyle bir anlaşmanın ihtimali dahi hem ABD’yi (dolayısı ile İsrail’i) hem Rusya’yı hem İran’ı hem de Genel Enerji ile Kuzey Irak’taki en fazla petrol arama sahasına sahip olan Rotschildleri rahatsız ediyordu.

Kesme: Suriye’de yaşanan gelişmeler dahi bu enerji koridorlarına gelip takılıyordu. Suriye muhalifleri neredeyse tüm toplantıları İstanbul’da yapıyor ve kararlar burada alınıyordu. Türkiye’nin muhaliflere verdiği destek herkesin malumu iken Batılı güçler de muhaliflere “siyaseten” destek veriyor ama ne ekonomik ne insani yardıma yanaşan olmuyordu. Türkiye tüm stratejisini Esad’ın gitmesi üzerine kurmuştu. Çünkü Esad sonrası kurulacak yeni Suriye’de büyük söz sahibi Türkiye olacaktı. Bunu bilen ve oyunun parçası olan güçler ve özellikle İngiltere ise muhalifleri destekler gibi görünse de Esad’ın kalmasını yeğliyordu. Onlar için en güzeli Türkiye’nin tek başına Suriye’ye askeri müdahalede bulunması, Rusya’nın askeri desteğini alan Suriye içinde bir bataklığa saplanarak bölgesel güç olma yolundaki gayretlerinin ve ekonomik yükselişinin durdurulması idi.

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD’ye yapacağı resmi ziyaretin tarihi açıklanmış, ABD’de Erdoğan’ın sadece devlet başkanlarına uygulanan bir protokol ile karşılanacağı bilgileri gelmeye başlamıştı. Bu arada Obama ülkesindeki silah lobisine açıktan savaş açan ilk ABD Başkanı olarak sıkıntılı günler yaşıyordu.

11 Mayıs 2013 tarihinde Başbakan Erdoğan’ın ABD ziyaretinden bir hafta kadar önce Hatay Reyhanlı’da düzenlenen bombalı saldırı ile Türkiye son yılların en büyük terör saldırısına uğruyordu. Saldırının hemen ardından Reyhanlı’da bulunan kamplarda kalan Suriyeli mültecilere saldırılıyor, Reyhanlı’da halk sokağa çekilmeye çalışılıyordu.

Reyhanlı Saldırısı’nın ardından yaşanan bu iç sıkıntılar eşliğinde Başbakan Erdoğan ABD’ye gitmeye hazırlanırken, 14 Mayıs 2013 tarihinde Financal Times’da ilginç bir makale yayınlanıyordu: “Türkiye, Kuzey Irak ile petrol anlaşması imzaladı”.[6] Makalede, Bağdat ve Washington’un uyarılarına rağmen yapılan bu anlaşmanın yeni olmadığı “bu yılın başlarında bir anlaşmaya” varıldığı belirtilirken, anlaşmanın hassasiyeti nedeni ile Başbakanın ABD gezisi öncesi açıklanmadığı söyleniyordu.

Financal Times üzerinden anlaşmanın açıklanması ile Ankara’nın Washington’da zor durumda kalması hedeflenirken, Başbakan Erdoğan geziden önce reste rest ile karşılık veriyordu. 15 Mayıs 2013’te Erdoğan, Esenboğa Havaalanı’nda yaptığı basın toplantısında “Kuzey Irak’ta Exxon ile birlikte arama yapacağız”[7] diyerek hem ABD’ye “sakin olun” mesajı veriyor, hem de Rotschildler’e karşı Rockefeller silahını çekiyordu.

Bu arada İngiliz The Guardian gazetesi yazarı Neil Clark, 20 Mayıs 2013’te Reyhanlı saldırıları ile ilgili Russia Today'e bir mülakat veriyor, “'Türkiye topraklarında daha çok bomba patlayacak” diyordu. Türkiye’nin Suriye politikasını eleştiren Clark, ““Türk olsaydım ben de Erdoğan'ı protesto ederdim” diyerek sanki bir işaret fişeği atıyordu.[8]

27 Mayıs 2013’te Taksim Gezi Parkı’na inşaat araçlarının girmesi ve burada bulunan ağaçların başka yere nakledilmek için sökülmek istenmesi üzerine çevreci gruplarca başlatılan eylemler 1 Haziran’a gelindiğinde artık polis ile göstericilerin çatıştığı, eylemlerin İstanbul dışındaki illere yayıldığı bir hâl almıştı. Göstericiler çoğunlukla sosyal medya üzerinden haberleşiyor, sosyal medyada aynı anda açılan yüzlerce sahte hesap ile hem kamuoyu oluşturuluyor hem de müthiş bir bilgi kirliliğine sebebiyet veriliyordu.

Eylemlerin destekçileri arasında çok ilginç isimler dikkat çekiyordu. Doğuş Holding’e ait Garanti Bankası Genel Müdürü kendisini çapulcu ilan ederek eylemlere destek veriyordu. Bu arada eylemlerin en büyük destekçileri yine küresel faiz lobisinin basın organları Economist, Financal Times ve İngiliz politikalarını sesi The Guardian’dı. Economist dergisi Başbakan Erdoğan’ı Osmanlı padişahı kıyafetleri ile gösteren bir kapakla ve "Demokrat mı sultan mı?" başlığı ile yayınlanıyordu. The Guardian’da yayınlanan bir makalede ise “Erdoğan artık bireysel özgürlükleri genişleten değil, onlara müdahale eden biri olarak görülüyor." denilerek aynı değirmene su taşınıyordu. Bu makale ile aynı gün The Guardian, Amerikan tarihinin en büyük izleme skandalını duyuruyor ve İngiltere ABD Başkanı Obama’ya da “klark çekiyordu”

Sızma: Tüm bu olaylar arasında dikkat çeken bir benzerlik ise Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ısrarla protestolara müdahil olmasının istenmesi idi. Economist dergisi Başbakan Erdoğan’ı sultan olarak gösteren kapaklı sayısında şu çağrıda bulunmuştu: “Erdoğan, AK Parti'nin liderliğini ve icra yetkisini gelecek seçimde daha bir devlet adamı gibi davranan Gül'e devretmeli”.[9]

Tetik: Gezi protestoları sonrası Ak Parti tabanında oluşan hareketlilik üzerine parti yönetimi 15 Haziran 2013’de Ankara ve 16 Haziran 2013’te İstanbul Kazlıçeşme’de miting yapma kararı aldı. Ak Parti’nin miting duyurularında kullandığı slogan ise hayli manidar: “Büyük oyunu bozmaya, haydi tarih yazmaya!”[10]

Büyük Oyun, İngiliz İmparatorluğu ile Çarlık Rusyası arasında Orta Asya’da egemenlik kurma üzerine yaşanan rekabete ve sonrasında I. Dünya Savaşı’nı da kapsayacak şekilde sürdürülen hâkimiyet mücadelesine verilen isim. Kimi tarihçiler ise ‘Büyük Oyun’u İngiltere’nin Osmanlı’yı yıkma planı diyerek özetliyor.

Sonuç: Gezi Parkı’na ister ağaçları korumak, isterse Ak Parti hükümetine duyduğu tepkiyi göstermek için gelmiş olsun, günler ilerledikçe protestoların hiçte kendi istedikleri yönde ilerlemediğini ve giderek marjinalleştiğini gören, düşünen ve dile getirenler oldu.  Türkiye bölgesel güç hedefinde olduğu müddetçe içerideki hiçbir olayı küresel güçlerden ayrı düşünemeyiz. Bu olayların kimleri mutlu ettiği ise ortadadır: İsrail'in eski Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman: 'Türkiye'nin işleri bizi ilgilendirmiyor ama orada olanlara ilişkin mutluluğumu gizleyemiyorum.' İsrail Altyapı Bakanı Silvan Salom, 'Türkiye ile ilişkileri iyileştirmek İsrail için önemli ama aynı zamanda Türkiye'yi yeni Osmanlıların iktidarından kurtaracak her gelişmeyi memnuniyetle karşılarız.'[11]

Son Söz: “Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Ahiret yurduna gelince, işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi!” (Ankebût 64)



[1] http://ekonomi.milliyet.com.tr/genel-enerji-bizimle-kursun-gecirmez-/ekonomi/ekonomidetay/13.09.2011/1437790/default.htm

[2] http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/18902251.asp

[3] http://enerjienstitusu.com/2011/11/17/noble-energy-sirketi-ilk-resmi-aciklamasini-yapti/

[4] http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2011/11/02/kktc-ile-petrol-anlasmasi-imzalandi

[5] http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2012/01/12/lobinin-basi-buyuk-birader-cikti

[6] http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2013/05/130514_ft_turkiye_irak.shtml

[7] http://enerjienstitusu.com/2013/05/15/kuzey-irakta-exxon-mobil-ile-birlikte-arama-yapacagiz/

[8] http://haber.sol.org.tr/dunyadan/ingiliz-gazeteci-reyhanliyi-yorumladi-turkiye-topraklarinda-daha-cok-bomba-patlayacak

[9] http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2013/06/130607_economis_erdogan.shtml

[10] http://www.akparti.org.tr/site/haberler/buyuk-oyunu-bozmaya-haydi-tarih-yazmaya/45868

[11] http://www.sabah.com.tr/Dunya/2013/06/12/lieberman-yasananlardan-dolayi-cok-mutluyuz

YORUM YAZ
TOPLAM 18 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - conan barbar:21 Haziran 2013, Cuma 13:40

    Kürsat Özdemir kardes,bu bilgilerin bi komplo degil gercegi anlatiyor,Rothschild ailesi yüz yillardan beri kana doymadi,ücüncü dünya savasi cikaracaklar diye alman internetinde bir duyum aldim.

  • - GÜRKAN TEKALAN:20 Haziran 2013, Perşembe 11:48

    EVET KÜRŞAT ÖZDEMİR KARDEŞİM,
    İLAVETEN BU LAĞIM FARELERİ ENİN DE SONUNA YUVALARINA DÖNECEK,
    BİR DAHA HORTLAMAMAK ÜZERE...

  • - Royce:20 Haziran 2013, Perşembe 09:56

    Hurafeci Tosbağa AYNEN KATILIYORUM.....

    HELAL BASBAKANA bastan BOP MOP diyordu simdi de TIK yok, simdi de Seytanin Yuvalarini Taksim-Gezi Parki yikip Cami Yapıyor AFERIN adama.

  • - LEVENT ER:20 Haziran 2013, Perşembe 09:19

  • - Ev Sahibi:20 Haziran 2013, Perşembe 09:08

    Rothschild ailesi de konuşulmaya başlandıysa bu ülkede artık uyanıyoruz demektir Yazı gerçekten çok faydalı, çok teşekkürler.

  • - abdul:20 Haziran 2013, Perşembe 01:47

    Bunlar ALLAH i yuce yaraticiyi hesaba katmiyorlar zafer islamindir ALLAH katinda tek din islamdir innedine indallahil islam

  • - Alper:20 Haziran 2013, Perşembe 01:33

  • - enees:19 Haziran 2013, Çarşamba 22:00

  • - bennn:19 Haziran 2013, Çarşamba 21:48

  • - averi:19 Haziran 2013, Çarşamba 21:39

    ukraynada portakal devrimi bir parkta baslamis hükümet devrildigi yetmemis ülke rejimde degistirmistir bu is öyle agac eylemi degildir....