ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Dan Brown’ın Cambazı

Kürşat Özdemir

29 Mayıs 2013 Çarşamba 17:54
  • A
  • A

Diken: “Ancak az şey bildiğimiz zaman bilgimizden emin olabiliriz. Kuşku, bilgi arttıkça artar.” Johann Wolfgang von Goethe

Önemli Not: Yazı içerisinde Dan Brown’ın Cehennem romanı ile ilgili okumadan önce öğrenilmesi durumunda eser ile ilgili düşüncelerinizi veya alacağınız hazzı etkileyebilecek bilgiler mevcuttur.

Ülkemizde daha çok “Da Vinci’nin Şifresi” romanı ile tanınan, uluslararası çoksatan kitapların yazarı Dan Brown’ın yeni romanı Cehennem tüm dünya ile eşzamanlı olarak Türkiye’de de yayınlandı. Kitap türün severleri tarafından zaten bekleniyordu ancak romanın son bölümünün İstanbul’da Ayasofya’da geçtiği haberi ile birlikte ilgi bir anda arttı.

Medyada kitabın bu özelliği –belki de bir satış stratejisi olarak – kullanılarak tanıtımlar yapıldı, hakkında yazılar yazıldı.[1] Elbette Dan Brown gibi semboller ve sanat tarihi üzerine eserlerini bina eden bir yazarın Ayasofya’ya ve dahi altındaki tünellere, daha da ötesi Medusa heykeline dikkat çekmesi önemlidir. (Medusa heykeli ile alakalı ilgi çekici bir yazı okumak isteyenlere metafizik istihbarat diye adlandırabileceğimiz çalışmaları ile tanınan Oktan Keleş’in bir yazısını tavsiye ediyoruz.[2])

Kesme: İstanbul’un altındaki tünellere dikkat çeken sadece Dan Brown değil aslında; Orhan Pamuk’un 1990 yılında yayınlanan Kara Kitap adlı kitabında İstanbul’un altındaki tünellerden bahsedilmekteydi. Yakın tarihte İstanbul’u ziyaret eden Lost dizisinin yapımcısı Ra’uf Glasgow İstanbul’da bir bilim kurgu filmi çekeceklerini söylerken mekân olarak İstanbul’un altındaki tünelleri işaret ediyordu. (Bu konu ayrı bir yazının konusu olacak kadar önemli ve çok boyutludur.)

Dan Brown’un Cehennem’ine dönecek olursak, evet kitap bizi bir dizi aksiyon macera ile şehirler arasında gezdirirken sonunda kahramanımız Ayasofya’dan Yerebatan Sarayı’na geçerek ana olayın düğümünü çözüyor. Ayasofya ve İstanbul kitaptaki Floransa ve Venedik anlatımları yanında biraz “cambaza bak” numarası gibi kalıyor bana göre. Dan Brown son dönemde Hollywood yapımı pek çok film ve ABD dizilerinde sıkça işlenen biyogenetik, transhümanizm gibi konuları kitabının ana eksenine oturtuyor.

Romanın başlarında dünyadaki hızlı nüfus artışını insan soyunun sonu olarak gören Transhümanist bir örgütün sapık fikirli lideri olarak sunulan kitabın kötü kahramanı Bertrand Zobrist ile onun hain planları ile savaşan Dünya Sağlık Örgütü’nün gümüş saçlı “melek” yöneticisinin savaşına bir şekilde dahil olan Robert Langdon’un maceralarını okurken, kitabın sonlarına doğru Zobrist’in müridlerince yapılan transhümanizm propagandaları, “İnsan soyunun sonu mu yoksa, pek çok insanın hayatı mı?” türünden akıl çelici sorular sonunda Zobrist çılgınca bir eyleme imza atsa da neredeyse aklanıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün gümüş saçlı “güzel” yöneticisi dahi Zobrist’in fikirlerine saygı duyduğunu ifade eder hale geliyor.

Aslında kitap boyunca özellikle transhümanizm ve Zobrist’in nüfus artışı ile ilgili fikirlerinin anlatıldığı bölümler neredeyse aynı ifadelerle ama sanat tarihi ve aksiyon soslarına bulanarak birkaç kez tekrarlanarak okurun bilinçaltına işleniyor. Dan Brown’ın kitabından iki hafta önce yayınlanan kitabı Sır Küpü’nde Cehennem ile benzerlik gösteren mekanları ve konuları işleyen yazar Turgay Güler verdiği bir röportajda Dan Brown’a benzetilmekten rahatsızlık duyduğunu, Brown’ın bir New Ageci (Yeni Çağcı) olduğunu ifade ediyor.[3]

Dan Brown’ın new ageci olduğu tespiti, aslında kitapta yer verilen transhümanizm, biyogenetik gibi konuları daha rahat anlamamız için de yol gösterici olabilir. Son yıllarda reklamlardan, filmlere, kitaplardan, dizilere kadar pek çok yerde karşımıza yapay zeka, robotlar, psişik yetenekleri yükseltilmiş insanlar, teknolojinin üstünlüğü gibi konular, singularity, transhümanizm gibi kavramlar sıklıkla kullanılmaya başladı.

Ülkemizde de yayınlanan Fringe dizisinin girişinde açıkça Singularity ve Transhümanizm kavramları bir arada kullanılmaktadır. Walter Bishop adlı bir dahinin sınır bilim adı verilen çok özel bir birim ile birlikte doğa üstü ve paranormal olayları bilimsel yollarla çözdüğü dizinin ilerleyen bölümlerinde aslında dahi Bishop’ın yine kendisi gibi dahi bir bilim adamı ile birlikte çocuklar üzerinde özel deneyler yaparak, çocukların zihinsel yeteneklerini arttırmaya çalıştıklarını öğreniyoruz. Tıpkı Singularity fikrinin günümüzdeki en önemli temsilcisi sayılan Ray Kurzweil’in iddia ettiği gibi, teknoloji kullanılarak geliştirilecek yapay zekâ ile insan üstü zeka yaratılacak ve yakın gelecekte –ki Kurzweil bu tarihi 2045 olarak zikrediyor- insan çağı sona erecek.

 “Singularity Yaklaşıyor” adlı bir kitap ve kısa filmi bulunan Ray Kurzweil fütürist ve teknolojik mucit olarak tanınıyor. 2009 yılında NASA bünyesinde bir grup bilim adamı ile birlikte kurdukları Singularity Üniversitesi yolu ile fikirlerini yaymaya çalışıyorlar ve Hollywood üzerinde ciddi bir etkileri var. Bill Gates'in "yaşayan en zeki gelecekbilimcisi" diye tanımladığı ve Forbes Dergisi'nin "en büyük düşünce makinesi" ilan ettiği Ray Kurzweil yapay zekadan sağlık teknolojilerine birçok konuda “çılgınca” fikirlere sahip. Öldüğünde bedeninin dondurularak sıvı nitrojen içinde saklanmasını ve gelecekte “ölümsüzlük” teorisi gerçekleştiğinde uyandırılmasını istiyor.

İşin ilginç tarafı ise aynı konunun Fringe dizisinde işlenmiş olması. Daha da ilginç olan ise Robert Ettinger adlı bir genetikçinin öncülüğünü yaptığı Cryonics (Kriyobiyoloji) hareketine inanan 250’ye yakın insan öldüklerinde bedenleri dondurularak gelecekte uyandırılmak üzere saklandı. (Ettinger de 92 yaşında öldüğünde bedeni donduruldu.)

Filmlerde yapay zeka ile hayat bulan robotları, dizilerde dahi bilim adamlarının paralel evrenler arası seyahatlerini seyrederken, kitaplarda insanların genlerini değiştiren virüsleri okurken verdiğimiz “teknoloji çok ilerledi abi!” tepkisi tam da Singularity ve Transhümanistlerin arzuladıkları şey; teknolojinin üstünlüğü karşısında insanın zayıflığına bizleri inandırmak ve insanlığın geçmiş birikimini silmek, evrim teorisine dayalı teknolojik bir din etrafında tüm insanlığı toplamak!

Sürpriz: Artık birçok kullanıcının açılış sayfası olarak tercih ettiği Google’un Mühendislik ekibinin direktörlüğünü 2012 yılından beri Ray Kurzweil yürütüyor. Google Gözlük gibi teknolojilerin ardından Kurzweil’in desteği ile Google’ın yapay zeka ile ilgili projeler yürüttüğü konuşuluyor.

Hatime:  TÜBİTAK Başkanlık Binası Feza Gürsey Konferans Salonu’nda 27 Mayıs 2013 tarihinde gerçekleştirilen Medikal Biyoteknoloji Konferansı’na katılan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün; “Bugün bilim ve etik tartışmalarında en çok zikredilen konunun biyoteknoloji olması, bilim kurgu edebiyatında, filmlerinde, negatif ütopyalarda, en az uzaylılar veya robotlar kadar biyomühendislik ürünlerine de yer veriliyor olması, konunun hassasiyetini göstermektedir. Son çıkan meşhur roman, Cehennem... Dan Brown'un, o da tam bu konuyla alakalı. Biyoteknoloji konusu etrafında dönüyor. İnsan nüfusu geometrik olarak artıyor ve yeryüzü bu nüfusu besleyemez, İnsan nesli büyük bir tehdit altında. Dolayısıyla bu tehdidi durdurmak lazım. Bunu da bir salgın hastalık virüsü oluşturarak durdurmak gerekir. Roman böyle gidiyor ama sonunda ortaya çıkan bir salgın hastalık virüsü değil, bir kısırlaştırma virüsü ortaya çıkıyor ve insan neslinin 3'te 1'ini kısırlaştıran virüsün, İstanbul'dan, Yerebatan’dan tüm dünyaya yayılmasını anlatan bir romana tanıklık etmiş olduk. Türkiye'nin ekonomik gerekçeler kadar bu etik gerekçeler nedeniyle de biyoteknoloji alanında söz sahibi olması gerektiğini düşünüyorum. Sadece virüslerin yayıldığı önemli merkezlerden birisi olarak romanlarda konu edinmek değil, bu çalışmaların yoğun bir şekilde yapıldığı ve insanlık adına önemli sonuçlar elde edildiği bir ülke olmamız gerekir." açıklamasını yaptı.[4]



[1]Ertuğrul Özkök – Düğüm İstanbul’da Çözülüyor -  http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/23276161.asp

[2] Oktan Keleş – Belgelerle Medusa ve Şahmeran - http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=146

[3] Dan Brown’dan daha gerçeğim - http://haber.stargazete.com/sanat/dan-browndan-daha-gercegim/haber-756732

[4] http://www.sanayi.gov.tr/NewsDetails.aspx?newsID=7510&lng=tr

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.