ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL8°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Çözüm sürecine Gezi gölgesi I

Kürşat Özdemir

25 Haziran 2013 Salı 16:17
  • A
  • A

Kapı: “Avcılar şaşılacak şey: Geyik bir yaralandı mı ölünceye kadar alabildiğine koşar derler. Hayvancağız acısını mesafeye yediriyor.” Nuri Pakdil

Gezi Parkı Eylemleri ve halen devam eden artçıları ile ilgili her gün yeni bir iddia ve açıklama gündeme düşüyor. Elbette böyle bir toplumsal olayı tek bir etkenle açıklamak ve anlamaya çalışmak mümkün değildir. Önceki yazımızda olayı enerji politikaları üzerinden okumaya çalışmıştık. Bu yazımızda ise çözüm süreci üzerinden gezi parkına göz atmayı deneyeceğiz.

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay 20 Haziran 2013’te Van’da yaptığı konuşmada şunları söylüyordu: “Bu işlerin içinde bulunan ve bu analizleri iyi yapanlardan biri olarak diyorum; bu olayların, gezi parkı ve diğer olayların, çözüm sürecini engellemeyle büyük ilgisi vardır. Bunu bilin. Türkiye, şu anda en büyük sorununu çözüyor.”[1]  Atalay’ın bu açıklamalarından bir gün önce KCK Yürütme Konseyi Başkanı ve PKK yöneticisi Murat Karayılan Çözüm Süreci’nin gidişatından kaygı duyduklarını çünkü devletin yeni karakollar inşa ettiğini ve bölgede geniş çaplı askeri hazırlıkların olduğunu söylüyordu.[2]

Karayılan süreçten kaygı duyarken BDP heyeti Adalet Bakanı ile görüşecek ve geri çekilmenin tamamlanması halinde yürürlüğe girecek demokratik açılım paketi konuşulacaktı. [3] Yani aslında süreç işliyordu ama devlette bir yandan terörle mücadeleyi sürdürüyordu. Son altı aydır askeri anlamda operasyonlar nerede ise durmuş durumda ancak terörün finansmanına dair büyük operasyonlar gerçekleşiyor.

Konuyu biraz geriye doğru giderek ele alalım. PKK’nın artık Kürtlerin haklarını savunan bir örgüt olmadığı, bir terör şirketi olarak faaliyet gösterdiği açıkça ortadadır. ABD Başkanı Barack Obama 2008 yılının Mayıs ayında Elebaşı Yasası gereğince uyuşturucu ve esrar üretimi, taşımacılığı ve kaçakçılığı için 20 yıldır Avrupa yapılanmasını kullanan PKK'yı belli başlı yabancı uyuşturucu kaçakçısı olarak adlandırmıştı. ABD Hazine Bakanlığı aynı yasa gereğince 14 Ekim 2009 ve 20 Nisan 2011 tarihlerinde toplam sekiz PKK liderini uyuşturucu kaçakçısı olarak ilan etmişti.

Çekilme süreci ile birlikte gündeme gelen PKK’nın servetinin 55-60 milyar dolar olduğu tahmin edilmektedir. Örgüt bu serveti ile dünyanın sayılı şirketleri ile yarış halinde:

PKK’nın servetinin dünyadaki bir kaç karşılığı şöyle:

SAMSUNG: 2012 4. çeyrek satış geliri 52.2 milyar dolar

APPLE : 2012 4. çeyrek satış geliri 54.5 milyar dolar

BULGARİSTAN: GSYH’ si 53.5 milyar dolar

ÇİN: 2013’te 9 günlük ihracatı 50.5 milyar dolar

BMW: Piyasa değeri 55 milyar dolar[4]

 

MASAK’ın 2009 yılında hazırladığı Terörün Finansmanı adlı kitaba göre; örgütün yasadışı gelir kaynakları; uyuşturucu ticareti, insan kaçakçılığı, sigara ve diğer maddelerin kaçakçılığı, haraç, sahtecilik, taklit ve kopya ürün ticareti, kredi kartı dolandırıcılığı, gasp hırsızlık, fidye amaçlı adam kaçırma olmak üzere 9 kalemde sıralanıyor.[5] Ancak bu kalemler içerisinde önceliği uyuşturucu ticareti alıyor.

Uluslararası kuruluşlar tarafından hazırlanan raporlara göre; 2011 yılında kullanıcılar uyuşturucuya 65.5 milyar dolar para harcadı. ABD’nin Afganistan’ı işgali ile birlikte artan uyuşturucu üretimi sonrası Afganistan’dan alınan uyuşturucunun Balkan Rotası üzerinden Avrupa’ya sevkinde PKK kilit noktada bulunuyor. Uyuşturucu rotaları içerisinde önemli bir yeri bulunan Balkan Rotası’nın önemli bir ayağını da PKK üye ve sempatizanlarını yoğun bir şekilde yuvalandığı Almanya oluşturuyor.

PKK’nın Avrupa’daki para trafiği ise Lüksemburg merkezli "Construction Immobiliere Luxembourgeoise" adlı şirket aracılığı ile Fransa üzerinden yönetiliyor.[6] Söz Fransa’ya gelmişken biraz durup, Çözüm Süreci’ne son 6 ayda etki eden olaylardan birini hatırlayalım. Tarihler 10 Ocak 2013’ü gösterdiğinde Fransa’nın başkenti Paris’te Kürt Enformasyon Bürosu’nda PKK'yı kuran isimler arasında bulunan Sakine Cansız ile örgütün Avrupa'daki önemli isimlerinden Fidan Doğan ve Leyla Söylemez'in öldürülmesi Türkiye gündemine bomba gibi düştü. Olay hakkında pek spekülasyon üretilirken, örgütün kurucu kadrosunda yer alan Baki Karer öldürülen Sakine Cansız’ın örgütün para trafiği içerisinde tehlikeli işleri üstlendiğini ve bu nedenle öldürüldüğünü söylüyordu.[7]

Bu suikastta ilgi çekici bir diğer nokta ise Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’nin Sakine Cansız’la sıklıkla görüştüğünü söylemesi idi. PKK’nın para kasası sayılan Nedim Seven 9 Haziran 2011 Paris’te tutuklanmıştı. Örgütün Avrupa'daki finansörlerinden Mehmet Çetindağ, Mustafa Yıldırım, Abdulbaki Gökalp ve Hacı Karakoyun gibi isimlerde Fransa’da yaşıyor veya burada kurdukları paravan şirketler üzerinden uyuşturucu trafiğini yönetiyorlardı. Yine PKK adına Avrupa’dan tanksavar füzeleri almak için pazarlık yürüten örgütün Avrupa sorumlularından Adem Uzun’da 2011 yılında Paris’te yakalanmıştı. Yani Fransa’nın PKK terör örgütüne verdiği destek ortadaydı.

Oyuk: AB ile Türkiye arasındaki müzakerelerde yeni başlıkların açılmasına karşı çıkan ve Gezi Eylemleri ile ilgili Türkiye’ye eleştirilerde bulunan Almanya’nın PKK terörüne verdiği destek ile ilgili en yüksek perdeden açıklama ise 2 Kasım 2011 tarihinde; Alman Şansölye Merkel ile ikili görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında Başbakan Erdoğan tarafından yapıldı: “'Bunların uzantıları, bağlantıları çok farklı, 6 milyon euro gibi Almanya'da sadece toplanılmış bir para var. Bunlar tabii terör örgütüne mali destek olarak gidiyor. Bunlar gerçekten üzücüdür, düşündürücüdür.”[8]

Fransa’da üç PKK’lı kadının öldürülmesinin üzerinden henüz bir hafta geçmeden Rusya’nın başkenti Moskova’dan ilginç bir suikast haberi ajansların gündemine düşüyordu. 16 Ocak 2013’te Tiflis doğumlu Yezidi mezhebine bağlı bir Kürt olan Aslan Usoyan yada bilinen adı ile Dede Hasan Moskova’da kendisine ait bir lokantanın önünde keskin nişancı kurşunu ile vurularak öldürüldü. Dede Hasan dünyanın sayılı mafya babalarından biri olarak tanınıyordu, Rusya’nın ise en büyük mafya lideriydi. Silah ve uyuşturucu trafiğini kontrol eden Dede Hasan’ın PKK’ya Rus silahları sattığı 2010 yılında Wikileaks belgeleri ile ortaya çıkmıştı.[9] Dede Hasan’ın öldürülmesi her ne kadar bir mafya hesaplaşması gibi görülse de Fransa’daki üçlü suikast ile irtibatlı olduğu ve bu suikastlar ile PKK’nın finansmanına ağır darbe vurulduğu iddia edildi.

Darbe: Özellikle 2011 ve 2012 yıllarında PKK’nın finans kaynaklarına yönelik olarak artan operasyonlar uyuşturucu ve kaçakçılık üzerinde yoğunlaşmıştı. Örgütün Avrupa’daki para trafiğini yönetenler bir bir yakalanıyor, ülke içinde ise büyük uyuşturucu operasyonları ile örgütün para kaynakları kesiliyordu.

Dönemin İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, 9 Ocak 2013 tarihinde uluslar arası bir konferansta son iki yıl içerisinde gerçekleştirilen operasyonlarda büyük çoğunluğu terör örgütü ile bağlantılı yaklaşık 37 milyon kök hint kenevirinin ele geçirildiğini ve imha edildiğini söyledi.[10] "AB Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi'nin 2012 raporuna göre, 2010 yılında Avrupa genelinde 106 ton esrar ele geçirildiği, Türkiye'nin ise bu 106 ton içerisinde 44 ton esrar yakalayarak bu miktarın yaklaşık yüzde 42'sini tek başına yakaladığı ifade edildi.

Türkiye’nin uyuşturucu ile mücadeledeki başarısı uluslararası kurumların raporlarına şu şekilde yansımıştı:

2011 UNODC Dünya Uyuşturucu Raporu:  “Türkiye ve İran’ın yakalamaları Balkan rotasını riskli bir konuma getirmiştir.”

SOCA Raporu: “Türk Polisinin başarılı operasyonları neticesinde uyuşturucu piyasasındaki önemli gruplar adalete teslim edilmiştir. Türkiye'nin yaptığı operasyonlar organizasyonları rota değişikliğine gitmek zorunda bırakmıştır.[11]

Raporlarda belirtilen Balkan Rotası’ndaki değişiklik özellikle PKK’nın Almanya’daki finansmanına etki etmiştir. Terörün finansmanına dair mücadele uyuşturucu ve kaçak sigara operasyonları ile devam ederken, 7 Şubat 2013’te Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu kanun ile birlikte teröre mali destek veren şirket, şahıs ve dernekler incelemeye alınmış, terör örgütü etrafındaki mali çember daraltılmıştır.

Bu arada uluslar arası ekonomik krizler de PKK’yı etkiliyordu. 60 milyar dolarlık bir bütçeyi Avrupa’da dolaşımda tutan örgüt, paranın bir kısmını da Güney Kıbrıs’taki bankalarda tutuyor, Güney Kıbrıs’taki kamplarda İsrail tarafından örgüt üyelerine verilen eğitimler için kullanıyordu. 18 Mart 2013 tarihinde AB ve IMF’nin, Güney Kıbrıs’ta bulunan bankalardaki mevduatlardan yüzde 9.9 oranında vergi kesilmesi kararı PKK’nın yaklaşık 200 milyon Euro kaybetmesine sebep oluyordu.[12]

Çözüm Süreci Nevruz ile birlikte yeni bir döneme girecek ve Türkiye’nin terörle olan imtihanında farklı bir aşama kaydedilecekti. Bu konuyu ve Gezi Parkı eylemlerinin çözüm sürecine etkilerini yazının devamında ele alacağız.

 



[1] http://www.aa.com.tr/tr/rss/195138--gezi-parki-olaylarinin-cozum-surecini-engellemeyle-buyuk-ilgisi-var

[2] http://www.radikal.com.tr/turkiye/karayilan_kaygiliyiz_devlet_sureci_sabote_ediyor-1138261

[3] http://www.hurriyet.com.tr/gundem/23560718.asp

[4] http://www.haberturk.com/gundem/haber/814864-60-milyar-dolarlik-engel

[5] http://www.aksam.com.tr/yazarlar/pkknin-para-kaynagi-nasil-tasfiye-edilecek/haber-203610

[6] http://www.analitikbakis.com/NewsDetail.aspx?id=30651

[7] http://www.sabah.com.tr/Gundem/2013/01/13/pkknin-kurucusu-karer-cansiz-para-icin-vuruldu

[8] http://www.sabah.com.tr/Gundem/2011/11/02/almanyadan-pkkya-6-milyar-euro-607510223044

[9] http://rusyaanaliz.com/kurt-hasan-dede-pkk-rus-mafya/

[10] http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2013/01/09/pkkya-3-milyar-liralik-darbe

[11] http://www.inp.gov.tr/haberler.htm

[12] http://haber.stargazete.com/politika/rum-kesimindeki-kriz-pkkyi-vurdu/haber-736858

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.