ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Yağışlı

YAZARLAR

ABD’ye bir git, gez gel, açılırsın!

Kürşat Özdemir

16 Nisan 2013 Salı 11:20
  • A
  • A

“Ağaçların dibine gübre konur”

İtalya’da 6 kez başbakan, çok kez bakanlık yapan, üst üste 7 kez parlamenter seçilen ve Cumhurbaşkanı Francesco Cossiga tarafından ömür boyu senatör yapılan Giulio Andreotti.

Geçen haftanın dünyada en çok konuşulan konularından biri de hiç şüphesiz “Demir Leydi” unvanı ile tanınan Margaret Thatcher’ın ölümü idi. Thatcher 1979 yılında İngiltere Başbakanı oldu ve uzun yıllar bu görevi sürdürdü. Bu dönemde ABD ile birlikte anti-komünist faaliyetleri destekledi ve Sovyetler Birliği’ni çöküşe götüren politikalara imza attı. Sovyet Savunma Bakanlığı gazetesi Krasnaya Zvezda (Kızıl Yıldız), Thatcher'a "Demir Leydi" lakabını takmış, Moskova Radyosu bu lakabın dünya çapında yayılmasına aracılık etmişti.

Margaret Thatcher’ın ölüm haberini görür görmez istemsiz bir şekilde aklıma İtalya eski Cumhurbaşkanı Francesco Cossiga geldi. Cossiga Thatcher’ın başbakan olduğu 1979 yılında İtalya’da başbakan olmuş, 1985 yılında ise Cumhurbaşkanı seçilmişti. Elbette Cossiga’yı aklıma getiren şey bu benzerlik değil. Türkiye’deki kurduklarını derin yapılanması ile büyük benzerlikleri olan İtalyaGladio’sunu 1954 yılında nasıl 2009 yılının Şubat ayında Sabah Gazetesi’nden Nur Batur[1]’a anlatan Cossiga; aynı röportajda İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD’de katıldığı genç lider adaylarına yönelik özel programın diğer katılımcılarının isimlerini de veriyordu: “Fransa'dan başbakan ve cumhurbaşkanı olacak Valery Giscard D'Estaing, Almanya'dan başbakanlığa yükselecek Helmut Schmidt ile Helmut Kohl ve İngiltere'den uzun yıllar başbakanlık koltuğunda oturacak Margaret Thatcher…”

Paraşüt: 5 Ekim 1947’de Genelkurmay Başkanı Orgeneral Salih Omurtak başkanlığındaki bir askeri heyet Amerika’ya gitti. Bu askeri düzeyde eğitim amaçlı ilk ziyaretti. Türkiye NATO’ya girmeden önce NATO konseptine uygun subaylar yetişmesi gerekiyordu. Bu nedenle de 1948 yılında rütbeleri teğmen ile albay arasında değişen 16 asker seçilerek özel harp eğitimi almak üzere ABD’ye gittiler. “Özel harp eğitimi alan bu ekipte ileriki yıllarda Türkiye tarihine damga vuracak subaylar vardı. Bu subayların adı darbeler döneminde ön plana çıktı. Ekipteki kilit subaylar şu isimlerden oluşuyordu: Alparslan Türkeş, Turgut Sunalp, Daniş Karabelen, Ahmet Yıldız, Mucip Ataklı, Suphi Karaman, Faruk Ateşdağlı, Refik Tulga.”[2]

Daniş Karabelen, ABD’deki eğitim dönüşünde ismi Türkiye’deki NATO gizli ordusunun çekirdeği olarak anılan Özel Harp Dairesi’ni – o günkü ismi ile Seferberlik Tetkik Kurulu’nu – kurdu. Kıbrıs’ta kurulan Türk Mukavemet Teşkilatı’nda da yine onun izi vardı. ABD’ye eğitime giden bu 16 asker 27 Mayıs 1960 darbesinden itibaren sürekli etkin rollerde bulundular.

İçlerinden biri, Alpaslan Türkeş; 1960 darbesi sonrası albay rütbesi ile Başbakanlık Müsteşarı olarak geldiği Başbakanlık girişinde bürosu bulunan JUSSMAT personeli ABD subaylarını bina dışına çıkartmak istemiş, bunu sağlayamayınca bürolarını binanın bodrum katına taşıyarak “gözden düşmüştü”.

Oysa 25 Nisan 2008’de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin iki eski subayı, 68 kuşağı öğrenci hareketlerinin iki aktif ismi Sarp Kuray ve Ömer Gürcan, Kanal A Genel Yayın Yönetmeni Alper Tan’ın hazırlayıp sunduğu Gündem Ankara’da dönemin Ankara Amerikan Büyükelçisi Warren’ın hazırladığı raporda şunları belirttiğini iddia ediyordu: “27 Mayıs’tan sonra kurulan Milli Birlik Komitesi (MBK) çok genç ve tecrübesiz, üstlendiği misyondan dolayı başı dönmüş bir grup. Şu anki işlerimizden biri de MBK’nın içinde kimlerin etkin olduğunu tespit etmektir. MBK’nın içine en önemli üye olarak Türkeş’i yerleştirdik”

Teğel: Cumhurbaşkanı Turgut Özal16 Nisan 1993 akşamı Bulgar heykeltıraş Vejdi Raşidov’un Ankara’daki resim sergisine günlük planda olmasına rağmen gitmek istemiyordu. O dönemde Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü görevini yürüten büyükelçi Kaya Toperi ise –Semra Özal’ın ifadesine göre – Özal’a sergiye katılması için ısrar etmişti. Sonunda Özal sergiye katıldı, ertesi gün sabah sporu yaparken kalp krizi geçirerek vefat etti. Bir dönem Özal’ın sergide içtiği limonataya karıştırılan bir madde ile zehirlendiği iddiaları sıklıkla gündeme geldi. Kaya Toperi ise bu iddiaları yalanladı. Kaya Toperi, Seferberlik Tetkik Kurulu’nun kurucusu Daniş Karabelen’in emir subayı olarak askerlik görevini tamamlamıştı.

İletken: Cossiga ve ekibinin 1954 yılında İtalya’da Gladio*’yu kınından çıkardıkları sırada eski ABD Başkanı Eisenhower adına kurulan ve kendi alanlarında potansiyel lider adaylarına burs vererek onları ABD’de ağırlayan Eisenhower Vakfı’nın ilk bursiyerleri arasında Türkiye’den de bir isim yer alıyordu: Süleyman Sami Demirel. Süleyman Demirel, 2 aylık olan burstan ilklerden olmanın avantajı ile bir yıl süre ile faydalanmıştı. Demirel halen vakfın mütevelli heyetinde bulunuyor.

Parantez içi: Bundan 4 yıl önce (2009) eski DYP milletvekillerinden Ümmet Kandemir, Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili olaylı Meclis oturumuna katılmayan DYP lideri Mehmet Ağar’ı Demirel’in arayarak ikna ettiğini söyleyerek, Ergenekon’un 1 numarasının Demirel olduğunu iddia etti. Ümmet Kandemir’in bu iddiası bizzat Süleyman Demirel’e sorulduğunda kendine has üslubu ile cevap verdi: “Görünen o ki delirmiş bunlar!”

Elbette ABD’nin davetlisi olarak bu ülkeye gidip gezip görenler – eğitilenler – sadece asker ve siyasetçiler ile sınırlı değil. Gazeteciler de bu gruba dahil; gazeteci Murat Yetkin’in de Demirel gibi Eisenhower Vakfı bursu ile ABD’ye gittiği hatta bir dönem vakfın Türkiye temsilciliğini yaptığı biliniyor. Ancak ABD’ye giden gazeteciler denilince akla daha ilginç bir isim geliyor; Alper Görmüş’ün bir yazısında verdiği isimle ““ülkenin en anti-Amerikan abisi” İlhan Selçuk!

İlhan Selçuk ilk kez 1964 yılında ABD Büyükelçiliği’nin davetlisi olarak gittiği ABD’de üç ay kalmış, değişik eyaletleri ziyaret etmişti. İlhan Selçuk bu gezisindeki izlenimlerini “Güzel Amerikalı” adını verdiği 132 sayfalık bir kitapta toplamış. “Güzel Amerikalı”nın yeni baskısını bulmak ne yazık ki mümkün değil. İlhan Selçuk’un diğer tüm kitaplarını baskı üzerine baskı halinde basan yayınevleri nedense bu kitabı yayınladığı yıldan itibaren unutmuşlar.

Kitabın kimi yerlerinde inceden inceye kapitalizm eleştirileri yapan Selçuk, kimi yerlerde ise Amerikan halkına ve sistemin işleyişine dair hayranlık ifadelerini gizleyemiyor: "(…) Görmediğimiz kişi ve yer kalmadı. Ama görmediğimiz ve tanışmadığımız üç şey kaldı: Saygısızlık, terbiyesizlik, ağız kavgası, dövüş."

"(…) Disiplin, terbiye, karşılıklı saygı hayatın temel çizgisi. Sokaklarda en çok kullanılan kelime: Teşekkür ederim ve affedersiniz (...) İnsanlar toplum yaşamında kayıtsız şartsız dikkatli! Polis eskilerin deyimiyle bir "hakimi mutlak!". Küçüklerin amcası, büyüklerin dostu ama külhanilerin azraili...”

“(...) Burada erkekler kadına sırıtmaz gülümser. Nizamlara, yasaklara, emirleri kafa tutmak şahsiyet gösterisi sayılmaz Amerikalı birbirine karşı rahat ve saygılı bir nezaketin sınırlarını çizmiştir. Avrupalının ona yüklediği kabalık suçlaması, burjuva muaşeretinden süzülme bir iddiadır (...) Amerikalıyı kınayacak halimiz yoktur."[3]

Satırarası: Ergenekon davasının ilk iddianamesinde yer alan 20 Şubat 2008 tarihli bir görüşme hayli dikkat çekmişti. Cumhuriyet Gazetesi başyazarı İlhan Selçuk ile gazetenin genel yayın yönetmeni İbrahim Yıldız arasındaki bu görüşmede Yıldız, ABD muhabirleri Elçin Poyrazlar’ın Amerika Başkan Yardımcısı Dick Cheney’in bürosuna davet edildiğini ve Cheney’in üç danışmanı ile görüştüğünü belirtiyordu. Görüşmelerde danışmanlarca “en çok merak edilen mesele AKP’ye karşı bir muhalefet Türkiye’de var mı yok mu? Ilımlı İslam meselesi, El Kaide meselesi…” gibi konular olmuş, iddianameden anlaşıldığı üzere bu görüşmeler ilerleyen aylarda da devam etmişti.

Aslında iddianameye yansıyan bu görüşmelerden yaklaşık bir yıl önce 15, 16 ve 18 Kasım 2006 tarihlerinde İlhan Selçuk Cumhuriyet’teki köşesinden ABD Başkanı Bush’a yazdığı açık mektuplarda “AKP’nin toplum temelinde oy desteği zayıflıyor, geriliyor; ülkede Amerika düşmanlığı yükseliyor, yoğunlaşıyor...  ABD’nin Ortadoğu tasarımında ‘revizyon’a, Türkiye’de ise yeni bir iktidara gerek var!..” diyerek akıl veriyordu. Yazılardan Selçuk’un hem “dinciler” hem de “ulusalcılar” arasında yükselen Amerikan aleyhtarlığından rahatsızlık duyduğu çok net anlaşılabiliyordu.

Ters Açı: T.C. Başbakanlık Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı tarafından birkaç yıldır gerçekleştirilen Yurtdışı Genç Liderler Programı ile her yıl çeşitli ülkelerden öğrenciler Türkiye’ye geliyor. Kısa bir sürede olsa Ankara’da buluşan gençler hükümet üyeleri, dış politika temsilcileri ile görüşme fırsatı yakalarken, çeşitli eğitimlere de tabi tutuluyor. Kim bilir ilerleyen yıllarda kendi ülkelerinde onlar hakkında yazılacak yazılarda Türkiye’de katıldıkları bu programlar kariyerlerinin dönüm noktaları olarak gösterilir.



[1] http://arsiv.sabah.com.tr/2009/02/17/haber,55F404C20C364D50AF13368C46FA7DED.html

[2] http://www.stargazete.com/politika/16-subaya-kansas-ta-kontrgerilla-egitimi-haber-235903.htm

[3] http://www.bugun.com.tr/ilhan-selcukun-guzel-amerikalisi-yazisi-24180

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.