ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

ABD’de bölünme korkusu

Kürşat Özdemir

22 Temmuz 2013 Pazartesi 17:26
  • A
  • A

Epigraf: “Bugün Amerika ve Almanya dağılmıyorsa, bunun sebebi eyaletler arasındaki menfaat birliğidir. Eğer, ekonomik durum Yugoslavya ve Sovyetler Birliği’ndeki gibi kötüleşirse, Amerika ve Almanya da dağılma tehlikesiyle karşı karşıya kalabilir” Adnan Kahveci - 1992

Suriye’de yaşanan iç savaşın ülkenin kuzeyindeki yansımaları; en son PYD (PKK) ve Nusra Cephesi ((El Kaide) arasında yaşananların ardından Türkiye’nin sınırında PYD’nin “Halk Savunma Komiteleri’ne (YPG) ait bayrağın asılması ile çözüm sürecinin başından beri heybede duran “Ülke bölünüyor” ve “Kürdistan kuruluyor” korkuları gündeme geldi.

Çözüm sürecinin gerek içerideki ulusalcılar gerekse PKK içindeki “derin damar” tarafından yapılan tüm engellemelere rağmen sürüyor olması bazılarını nedense huzursuz ediyor.  Öcalan’ın Nevruz konuşması sonrası “demokratik cumhuriyet” tezleri doğrultusunda etnik milliyetçilikten uzaklaşma eğilimine giren Kürt siyaseti, bölge halkında yükselen barış beklentisi, emniyet güçlerince yürütülen narko-terör operasyonları ile örgütün finans kaynaklarının kesilmesi gibi etkenler KCK’nın “bu son uyarımız” çıkışını köşeye sıkışmışlığın yansıması haline dönüştürüyor.

Yukarıda atıfta bulunduğumuz Adnan Kahveci’nin 1992 yılının Mayıs ayında Cumhurbaşkanı Turgut Özal’a sunduğu “Kürt Sorunu Nasıl Çözülmez?” başlıklı raporundaki şu öngörü önemlidir: “Türkiye’nin Kürt sorununa getireceği çözüm, Irak ve İran’daki Kürtleri de etkileyecektir. Esasında son 45 yıllık gelişmeler Ortadoğu’nun bundan 20-30 yıl sonraki durumu için fikir verebilir. Hudutlar yavaş yavaş Berlin Duvarı olmaktan çıkmaktadır. Ekonomik ilişkiler giderek artacaktır.”

Gelinen noktada Adnan Kahveci’nin öngörüsünü doğrulayan pek çok gelişme ortadadır. Türkiye, ABD’nin Irak işgali sonrası ısrarla Irak’ın toprak bütünlüğünü savundu. Bugün Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ile gerek siyasi gerek ekonomik ilişkiler geliştiren Türkiye, bölgesel ve küresel enerji trafiğinin en önemli kavşaklarından birinde yerini aldı. Bugün inşaat ve enerji başta olmak üzere birçok Türk şirketi K.Irak’ta faaliyet gösteriyor.

“PYD ,Irak Şii yönetim-Esed-İran destekli devlet kurma yoluna girerse, Barzani'nin Türkiye ile birleşip kendi özerkliğini koruması mümkün mü?” diye soruyordu Twitterdan Ahmet Tezcan. (22.07.2013/8.48) Aslında bu 1992 yılında Özal’ın federasyon fikrini ortaya attığında aklında olan entegrasyon düşüncesinin bir benzeriydi. Hatta o dönemde Barzani ve Talabani’nin yurtdışı ziyaretlerinde Türk pasaportu kullanmaları da Özal’ın bu düşüncesinin bir ürünüydü. Bugün böyle bir entegrasyon Irak’ın toprak bütünlüğünü savunan Türkiye için ekonomik alanda sınırlar kaldırılarak zaten yürürlükte görünüyor.

Türkiye’de Resulayn’daki gelişmelerden ötürü eski korkularımız depreşirken, Amerika Birleşik Devletleri’nden ilginç bir haber gündeme düşüyordu. Amerika'nın Michigan eyaletinde bulunan Detroit kenti iflasını açıklıyordu. Otomotiv sektörünün merkezi sayılan Detroit, ABD’de iflasını açıklayan en büyük şehir oluyordu. Aslında bu iflas, uzun zamandır ekonomik kriz dalgaları ile hayli hırpalanan ABD gemisinden kopup denize vuran ilk parçalar değildi.

Obama’nın ikinci kez başkan seçilmesinin ardından Obama’yı kendi başkanları olarak görmeyen zengin beyazlar ile onu bir şans olarak değerlendiren siyahlar ve Latinler ayrımı iyice ortaya çıkmıştı. 2012 yılında Louisiana, Teksas, Alabama, Florida, North Carolina, Georgia ve Tennessee eyaletlerinden Beyaz Saray’a 700 bin kişinin imzasını taşıyan ayrılık dilekçeleri yağdı. Ayrılık gerekçesi ise güney eyaletlerinin ekonomik olarak diğer eyaletlerin yükü çektikleri iddiasıydı. 1994`te kurulan ve 27 eyaletten ayrılık taraftarı örgütleri bir araya getiren ‘Güney Ligi’nin güney eyaletlerde 10 milyonu aşkın taraftarı bulunduğu belirtiliyor.

3 Ocak 1959'da birliğe katılan, ABD'nin yüz ölçümü en büyük, nüfus yoğunluğu en az eyaleti olan Alaska Kuzey Kutbu’ndaki enerji mücadelesinde kritik bir önem taşıyor. Kutba kıyısı bulunan Rusya, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Danimarka, Norveç, İsveç, Finlandiya ve İzlanda’nın oluşturduğu Kuzey Kutup Konseyi 2012 yılında deniz yatağının paylaşımına ön hazırlık olarak yorumlanan bir ilk anlaşmaya imza atmıştı. İşin ilginç yanı Kuzey Kutbu’na kıyısı olmayan İngiltere, Polonya, İspanya, Çin gibi ülkelerinde konseyde gözlemci olmak için başvuruda bulunmasıydı.

ABD’nin Kuzey Kutbu’na kıyısını oluşturan Alaska’da da ayrılıkçı hareketler dikkat çekiyor. Kuzey Kutbu’ndaki zengin doğalgaz ve petrol yataklarının bulunması ile ekonomik anlamda güçlenmesi beklenen eyalet bu geliri diğer eyaletler ile paylaşmak istemiyor. Alaska Bağımsızlık Partisi eyalet çapında üçüncü parti konumunda yer alıyor.

Fırsat Reyonu: Alaska eski valisi Sarah Palin, Obama’ya karşı Cumhuriyetçiler tarafından desteklenen “çay partileri”nin parlayan yıldızlarından biriydi. Palin, vali olduğu dönemde 2010 yılında başkan yardımcısı adayı olarak Obama’ya karşı yarıştığı dönemde, Alaska’nın ABD’den ayrılabileceği tehdidinde bulunmuştu.

ABD’de 20. yüzyılda 1000’den fazla bölünme ya da birlikten ayrılma girişimi oldu. (Yrd. Doç. Dr. Sait YILMAZ,  21. Yüzyıl Dergisi, sayı 26) En başa Adnan Kahveci’nin 1992 yılında ABD ve Almanya için öngördüğü “menfaatler birliği”nin bozulma aşaması ABD’de yaşanan ekonomik kriz, uyuşturucu kullanım yaşının düşüşü, bireysel silahlanma oranındaki artış, Amerikan toplumundaki radikalleşme gibi etkenler ile artık su yüzene çıkmış durumda.

Türkiye ‘bölünme korkuları’ ile ‘büyüme idealleri’ arasında gidip gelen sancılı bir çözüm süreci yaşarken, ABD Detroit ile başlayan şehir iflasları yaygın hale dönüşürse bir dağılma ve bölünme tehlikesi ile karşı karşıya.

YORUM YAZ
TOPLAM 2 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - mimar 777:27 Temmuz 2013, Cumartesi 13:34

  • - Adem Oglu:25 Temmuz 2013, Perşembe 12:36

    tsk ederim