ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Parçalı Bulutlu

YAZARLAR

Suriye Afganistan'laşır mı?

Furkan Kaya

18 Nisan 2013 Perşembe 17:08
  • A
  • A

Suriye’de Esad rejimi ile muhalifler arasında kanlı mücadele devam ederken, ülkedeki otorite boşluğu gün geçtikte kronik bir hal almaya başladı. Bu boşluktan istifade etmeye çalışan yasa dışı örgütler hücreler halinde Suriye’nin sinir noktalarını ele geçirmeye çalışıyor. Bu örgütlerin başında da herkesin az çok yakından tanıdığı “El-Kaide” örgütü geliyor.

El-Kaide ilk kez dünya kamuoyunda Sovyetler Birliği’nin 1979 yılında Afganistan’ı işgali sırasında, ABD’nin bölgede desteklediği İslamcı savaşçı gruplardan biri olarak tanınmıştı. Sovyetler’in Afganistan operasyonu başarısızlıkla sonuçlanmasıyla bilhassa El-Kaide ve Taliban, ABD’nin bırakmış olduğu silahlar ile mücadeleden daha da güçlenerek çıkmış oldu. Fakat 11 Eylül saldırıları sonrası bu iki örgütün Washington’a geri dönüşü pahalıya mal oldu.

Bin Laden’in Öldürülmesiyle El-Kaide Güç ve Prestif Kaybetmeye Başladı.

El-Kaide lideri Usama Bin Laden ile ABD arasında uzun süre devam eden karşılıklı restleşmelerin ardından, Beyaz Saray Bin-Laden’in kaldığı ev tespit edilip düzenlenen operasyon sonrasından “öldürüldüğünü”, ve cesedinin gizli bir şekide okyanus açıklarında sulara bırakıldığını açıklamıştı. Her ne kadar bazı kesimler tarafından bu açıklama inandırıcı bulunmasa da, neticede El-Kaide’nin artık eski gücünü kaybettiği, Afganistan-Pakistan sınırında etkisizleşerek eylem düzenleme kabiliyetinden yoksunlaşmaya başlamasıyla artık savunmaya geçtiği görüşü hakim oldu.

Nitekim El-Kaide’nin ismi “Arap Uyanışı” süreci ile birlikte bölge ülkeleriyle anılır oldu. Libya eski lideri Kaddafi öldürülmeden önce ülkesinde El-Kaide’nin varlığına dikkat çekiyordu. Kaddafi, Libya’da başlayan ayaklanma ve silahlandırılan muhaliflerin gerçek Libyalılar olmadığını, aksine Batı’nın desteklediği El-Kaide militanları olduğunu iddia ediyordu.

Libya’da dev enerji pastasından Libyalılar neden hala faydalanamıyor?

ABD eski Dış İşleri Bakanı Hillary Clinton, 2011 yılında ABD senatosunda yaptığı konuşmasında, Libya’daki olaylara dikkat çekerek, ülkenin dev bir Somali olmasından duyduğu endişeyi dile getirmişti. Buna gerekçe olarakta El-Kaide örgütünün Libya’daki kaos ortamından faydalanarak kontrolü ele geçirme ihtimali üzerinde durmuştu. Görülen o ki, Libya’da Kaddafi’nin öldürülmesinden bu yana siyasi bütünlüğün sağlayamaması ile petrol gelirinin Libya halkına eşit dağıtılamamasının ardında yatan sebep bu gibi hissediliyor. Son verilere göre Libya’nın 44 milyar varil petrol, yaklaşık 15 trilyon metre küp doğal gaz rezervi bulunuyor. Elbette bu zenginliğin gerçek sahibi olan Libyalılara bırakmak Batı’nın işine gelmez. O halde El-Kaide Batı için ülkede siyasi ve ekonomik konsensusu sağlatmaması ve enerjinin bu sayede büyük güçler arasında paylaşılması noktasında çokta zararlı değil!

Suriye Afganistanlaşıyor mu?

Şimdi ise El-Kaide’nin ismi Suriye ile birlikte anılır oldu. Birleşmiş Milletler’in raporuna göre, örgütün El-Nusra gibi radikal gruplar ile Suriye direnişinin içinde nüfuzu hızla artıyor. El-Kaide’nin Suriye üzerinde otoritesi oluşması ve Esad sonrası dönemde diğer muhalif gruplar ile bir mutabakat metni üzerinde anlaşamamaları durumunda, El-Kaide’nin yeni yuvasının Suriye olması muhtemel. Yani Suriye’nin “Afganistanlaşma” süreci başlamış olacak.

Böyle bir durumda Türkiye’nin tehdit algısı diğer bölge ülkelerinden daha farklı olacak. Türkiye, en uzun sınır çizgisine sahip olduğu komşusunun Esad sonrası geçiş sürecinde Suriyelilerin söz sahibi olmasını desteklerken, karşısında radikal bir örgütü muhatap bulabilir. Dolayısıyla Türkiye, Rusya, İran ve Mısır’a Suriye’deki kaosun kronikleşmesini önlemek adına büyük sorumluluk düşüyor.

Bu ülkelerden biri olan Rusya için hem kendisinin ülke üzerindeki menfaatlerinin devamı, hem de Türkiye’nin ulusal güvenliğinin korunması açısından Suriye kritik öneme sahip. Rusya Dış İşleri Bakanı Lavrov’un Türkiye ziyaretinin bir amacıda, Suriye politikasında Ankara ile birlikte hareket edebilmek. Çünkü ABD’den Suriye’de konjonktürün iyileştirilmesi yönünde somut adımlar göremeyen Türkiye, her ne kadar Esad’ın arkasındaymış gibi gözüksede Rusya ile işbirliği konusunda ortak zemin arayacak. Çünkü Moskova yönetimi de Esad’ın uzun süre iktidarını sürdüreceğinden emin değil ve yeni dönemde bölgedeki menfaatlerini kaybetmemek adına işbirliğine ihtiyacı var.

Haftanın Sözü: “Gemi karaya vurduysa, deniz son sözünü söylemiş demektir.”  

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.