ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Milli İstihbarat Teşkilatının Başarısının Perde Arkası

Furkan Kaya

22 Eylül 2014 Pazartesi 23:41
  • A
  • A

3 aydan fazla süredir Irak Şam İslam Devleti adlı yasa dışı örgütün elinde rehin tutulan 49

Türk diplomatı, örgütün eylem şiddetini en üst seviyeye çıkardığı ve ABD öncülüğünde

oluşturulan koalisyon güçlerinin saldırı planları yaptığı bir dönemde Milli İstihbarat

Teşkilatının yönettiği operasyon ile can kaybı yaşanmadan kurtarıldı. Her ne olursa

olsun diplomatlarımızın zarar görmeden Türkiye’ye getirilmesi büyük bir başarı olarak

değerlendirilmesi gerekirken, IŞİD ile Türkiye arasında pazarlık yapıldığı ve Türkiye’nin

örgüte karşılığında ne verdiği tartışmaları ülke gündemini meşgul ediyor.

IŞİD paraşütle bölgeye inmedi.

Daha önceki yazılarımda da vurgulamış olduğum üzere IŞİD paraşütle uluslararası gündeme

düşmüş bir örgüt değil. Suriye’de Esad karşıtı eylemlerin başladığı günden itibaren Özgür

Suriye Ordusu adı altında birçok yasa dışı örgüt ortaya çıkmaya başladı. Bunları kimisi

aşırılık yanlısı grupların temsilcilerinden oluşuyordu kimisi de El-Kaide terör örgütünün

uzantıları niteliğinde otorite alanı oluşturmaya çalışıyordu.

IŞİD’i oluşturan güçler Özgür Suriye Ordusunu paravan kullandı.

Dikkat edilmesi gereken önemli noktalardan biri Suriye’de Baas rejimi karşıtı grupların

Esad’a karşı silahlandırılması ve maddi yardım sağlanması sürecinde bunun sağlıklı biçimde

nasıl yapıldığıdır. Bu süreçte kontrollü şekilde mühimmatların terör odaklı grupların

himayesine geçmemesi için dikkatle silahlandırılan muhalif grupların sonrasında elinden

IŞİD’in temelini oluşturan yasa dışı örgütler tarafından zorla mühimmatları alınarak gelir

kaynaklarına el konulmuştur. Elbette siyasi otoriteden bahsedemeyeceğimiz ve kaosun hakim

olduğu coğrafyada tam manasıyla kontrolü sağlamak veya örgütler arası diyalog düzeyi

belirlemek son derece güç.

IŞİD bugün Türkiye sınırına yakın köyleri işgal ediyor Irak topraklarında yer alan önemli

enerji kaynaklarından gelir elde ediyor. Ayrıca dünyanın birçok noktasında IŞİD taraflarına

rastlamak mümkün. Amerikalı gazeteci Foe’nin İngiliz aksanlı bir örgüt üyesi tarafından

öldürülmesi bunun açık ispatlarından biri.

Türkiye ve İran bireysel istihbarat ağını güçlü tutmalı.

Orta Doğu coğrafyası üzerinde menfaati olan ülkelerin başında ABD, Birleşik Krallık,

Rusya, Çin ile Fransa ve Almanya’nın başını çektiği Avrupa Birliği yer alıyor. Bir asırdan

fazla olduğu gibi esas amaç, zengin petrol kaynaklarının0 sorunsuz şekilde Batı pazarına

aktarılması ve enerji vanalarının başına Batı’nın şirketlerinin oturtulmasıdır. Bu hedef bundan

sonraki yüzyılda da değişmeyecektir. Fakat her seferinde bir “terör kuklası” ile bölgeye nüfuz

etmeye çalışan güçlere karşı özellikle Türkiye ve İran bireysel istihbarat ağının bağımsız

olarak işleyişini sağlamak zorundadır.

Yerel aşiretler ulusal güvenliği sağlamada anahtar rolünde.

Türkiye adına bu istihbarat ağının sorunsuz çalışmasını sağlayacak en önemli

enstrümanlardan biri bölgenin etkili aşiret gruplarıyla tesis edilecek diyalog mekanizmasıdır.

Orta Doğu gibi özel bir coğrafyada daha öncede bahsetmiş olduğum gibi merkezi devlet

otoritesinden artık bahsedebilmek son derece zor. Şehir devletlerinin otoritesi altında

şekillenecek yeni Orta Doğu’da bölgenin büyük aşiretleri de söz sahibi olacaklar.

MİT’in kurtarma operasyonunda yerel aşiretlerin rolü büyük.

49 Türk diplomatının burnu kanamadan IŞİD’in elinden Türkiye’ye getirilmesinde elbette

karşılıklı pazarlık olmuştur. Lakin bunu fidye şeklinde düşünmek yanlış olacaktır. Doğru olan

pazarlığın diplomasi ve Türk istihbaratının yoğunlaştırdığı diyalog süreci ile başarılmasıdır.

MİT tarafından IŞİD ile bağlantı kurulmasında yerel aşiretlerin rolü büyük. İşte yeni dönemde

Türkiye istihbaratı ile coğrafyasında etkin bir güç olmak için çevre coğrafyasında yer alan

güçlü yerel aileler ile de yakın temas halinde olmalıdır.

IŞİD biterse coğrafyaya huzur gelir mi?

Bir başka önemli husus IŞİD’e karşı savaşan gruplara sağlanan silah ve para desteğinin

örgütün ortadan kalkması halinde akıbetinin ne olacağıdır. 1991 Körfez savaşında Saddam

rejimine karşı silahlandırılan radikal Kürt gruplarının sonrasında bunları Türkiye’nin ulusal

güvenliğine karşı kullandığını göz önünde bulundurursak, IŞİD sonrası bölge güvenliğini

tehdit edecek terör odaklarının nasıl bertaraf edileceği sorusunun cevabının iyi düşünülmesi

gerekir. 

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.