ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Erdoğan Putin görüşüyor, Obama izliyor

Furkan Kaya

23 Kasım 2013 Cumartesi 09:02
  • A
  • A

Türkiye-Rusya ilişkilerinin seyri geçmiş dönemlerde olduğu gibi bugünde bölgesel gelişmelerin analizinde ve akıbetinde büyük önem taşıyor. Özellikle İran’ın nükleer faaliyetlerinin sınırlandırılması ile Suriye meselesinin çıkmaz yolda ilerlemesi hususlarında Rusya’nın tavrı son derece kritik.

Böylesi bir süreçte Başbakan Erdoğan’ın Moskova’da Putin ile bir araya gelmesinin yukarıda belirtmiş olduğum meselelerin üzerinde somut etkisi olacaktır. İkili görüşmeler esnasında liderler bölge barışı için oldukça önem arz eden Cenevre 2 konferansına katılacak gruplar ve aynı zamanda Esad’ın bu görüşmelerde yer alıp almayacağı konusunu masaya yatırdılar. Ayrıca Erdoğan ve Putin’in sıcak gündeminde, İran’ın nükleer çalışmalarının geleceği yer alırken, Türkiye-Rusya ilişkilerin ticari boyutta daha üst seviyelere taşımak adına görüşmelerde bulunuldu.

Neticede Türkiye ile Rusya her ne kadar Suriye konusunda ortak zeminde buluşamasalar da ticari anlamda iki ülke ilişkileri gelişmeye devam ediyor. Örneğin, Türkiye gaz tedarikinde Rusya’nın Almanya’dan sonra ikinci önemli müşterisi iken Rusya’nın inşaat sektöründe Türk firmalarının iş hacmi 50 milyar dolar seviyesine ulaşmış durumda. Dolayısıyla iki ülke politik karar vericilerinin üzerinde durduğu nokta, tek taraflıdan çok karşılıklı bağımlılık ilişkisi meydana getirerek ortak vizyona sahip olabilmektir.

Bir başka önemli mesele olarak Irak, yani Kuzey Irak’ın enerjisi üzerinde Türkiye-Rusya ortaklığının oluşabilme ihtimali dikkat çekiyor. Hatırlanacağı gibi, Türkiye Kuzey Irak Kürt Yönetimi ile bölgedeki enerji kaynaklarının transit taşınması yönünde anlaşmaya varması büyük heyecan duyulmasına neden olmuştu. Bu yönde enerjinin kontrollü bir şekilde taşınması üzerine Rusya ile Türkiye ortak hareket ederek enerji güvenliğine katkı sağlayabileceği ihtimali göz ardı edilmemelidir.

Bilindiği üzere Orta Doğu coğrafyası hem ABD hem de Rusya nezdinde ulusal çıkarları perspektifinde kritik pozisyona sahip. Bu topraklarda petrolün keşfinden beri süren karşılıklı hesaplar, iki tarafın tam anlamıyla birbirine üstünlüğü ile sonuçlanmadı. Dolayısıyla Orta Doğu’nun geleceğinin şekillenmesi ancak Moskova ile Washington’un mümkün olduğunca anlaşmaya varabilmesi ile mümkün olacak gibi görünüyor.

Bu amaca yönelik iki ülkenin öncelik vermesi gereken hususların başında, bölgedeki kimyasal silahların radikal grupların eline geçmesini önlemek gelmelidir. Aksi bir durumda radikal örgütlerin kimyasal silahları bölgesel infiale yol açacak şekilde kullanması, bölgesel savaşın fitilini ateşlemekle kalmayıp, krizin küresel ölçekte büyük yangına dönüşmesine olanak sağlayacaktır.   

Türkiye ulusal menfaatleri ölçüsünde Rusya ile ilişkilerini çok boyutta sürdürmeye gayret edecektir. Yalnız bunu yaparken ABD’nin bölgedeki çıkar dengelerini hesaba katması Türkiye’nin çok yönlü politika kurgusuna önemli ölçüde fayda sağlayabilir. Mustafa Kemal Atatürk’ün Sovyetler ile ilişkilerimiz için söylemiş olduğu gibi; “Sovyet Rusya ile daima iyi komşu olmaya gayret etmeliyiz. Fakat ne haklarımızdan en küçük şey feda etmeliyiz, ne de oyunlarına katılmalıyız.”

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.