ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Enerji Nakil Hatları Küresel Barışa Hizmet Eder

Furkan Kaya

29 Mayıs 2014 Perşembe 08:50
  • A
  • A

Rusya yeni dönem dış politika vizyonunu Sovyet politikaları ışığında, imparatorluk

stratejisine göre şekillendirirken buna karşı hamle olarak Batı, bilhassa ABD, yeni Asya-
Pasifik stratejisi ile denge arayışı peşindedir. Son olarak Rusya’nın Çin ile tarihindeki en

büyük enerji anlaşmasına imza atması, Rusya’nın elindeki en büyük silahın enerji olmaya

devam edeceğinin bir işaretiydi. Doğal olarak beklide yeni “Soğuk Savaş” dönemini

yaşadığımız bu günlerde Batılı ülkeler Rusya’nın manevra sahasını daraltabilmek için çeşitli

ekonomik ve siyasi yollar deneyeceklerdir. İşte bunlardan biri geçtiğimiz günlerde Türkiye-
Azerbaycan-Türkmenistan Dış İşleri Bakanlarının bir araya gelerek Türkmen gazının Avrupa

pazarına nasıl iletileceği konusuydu.

Avrupa Rusya’ya olan enerji bağımlılığından kurtulmak istiyor.

Bilindiği gibi Türkmenistan dünyanın 4. büyük doğal gaz kaynaklarına sahip. “Trans Hazar

Doğalgaz Boru Hattı” ismi ile Türkmen gazının Avrupa’ya taşınması planlanan proje bu

dönemde Batı için büyük önem arz ediyor. Bunun en büyük nedeni kuşkusuz Avrupa’nın artık

Rusya’ya olan enerji bağımlılığını sona erdirmek ve enerji tedarikinde çeşitlendirmeye gitmek

istemesidir. Özellikle Rusya’nın Ukrayna üzerinde izlediği politika ve Kırım’ı ilhakı Moskova

yönetiminin güvenirliğinin bir kez daha sorgulanmasına yol açtı.

Hazar’ın hukuki statüsü Trans Hazar Projesi için engel.

Trans Hazar projesinin önündeki en büyük engellerden biri Hazar’ın hukuki statüsünün henüz

netlik kazanmamasıdır. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra kıyıdaş ülke sayısının

beşe yükselmesiyle, Hazar’ın göl mü yoksa deniz mi olduğu tartışması içinden çıkılmaz bir

hal aldı. Çünkü Hazar’daki enerji kaynaklarının karasuları hesaplamalarına göre adaletsiz

paylaşıma tabi tutulması karşı diğer ülkeler göl statüsünün kabul edilmesini savunuyorlar.

Elbette Hazar’ın hukuki statüsü de Hazar üzerinden geçecek olan boru hattının akıbetini de

direk etkilemektedir.

Rusya ve İran ulusal çıkarlar bakımından bu anlaşmaya karşı çıkıyor.

Azerbaycan Diplomatik Akademisinden Elnur Saltanov’a göre, Türkmen gazının Avrupa’ya

taşınmasına karşı en büyük muhalefet Rusya ve İran kanadından geliyor. Çünkü bu hamle

Avrupa’nın alternatif enerji tedarik yoluna sahip olmasını sağlarken, Rusya açısından

en büyük dış politika enstrümanı olan enerji kartını zayıflatıyor. Ayrıca “arka bahçesi”

olarak gördüğü eski Sovyet ülkelerinden birinin Batı menşeli bir anlaşmanın içinde olması,

Rusya’nın Avrasya politikasına son derece ters düşüyor. İran için ise Rusya ile benzer

kaygılar gözlenirken, esas olarak Hazar’ın statüsünün belirsizliği ve komşu ülkesinin Batı ile

işbirliği içinde olması kendi manevra alanının kısıtlayacağı endişesi hakim.

Türkiye Rusya’dan gelecek tepkilere karşı tedarikli olmalı.

Türkiye ise Trans Hazar Doğalgaz Boru hattı projesine destek verirken Ukrayna meselesinde

olduğu gibi Rusya’nın şimşeklerini üzerine çekecek hamlelerden uzak, tedbirli siyaset

takip edecektir. Çünkü Türkiye önemli miktarda doğalgaz ihtiyacını Rusya’dan sağlıyor

ve iki ülkenin uzun vadeli önemli ekonomik anlaşmaların altında imzaları var. Türkiye’nin

izlediği tedbirli politikaya verilebilecek bir başka örnek, ABD’nin Karadeniz’e kalıcı olarak

girebilmek için uyguladığı baskıya karşı Türkiye’nin gerilimin artacağı endişesi ile buna karşı

çıkmasıdır. Dolayısıyla Türkiye daha öncede olduğu gibi denge siyasetine devam etmeli.

Boru hatları ile bağlanan ülkeler birbirleriyle savaşmazlar.

Batı’nın destekledi “Doğu-Batı Enerji Koridoru” ile hız kazanan “Boru Hattı Siyaseti”

aslında bir bakıma bölgesel uzlaşıya hatta küresel barışa hizmet etmektedir. Bugün biz eğer

tacir yani sanayi toplumlarının birbirleri ile ekonomik bağlar kurma zorunluluğu sebebiyle

savaşmayacaklarını iddia ediyorsak, buna en büyük hizmetlerden birini boru hattı projeleri

yapabilir. Çünkü boru hattının geçtiği topraklardaki ülkeler kendiliğinden birbirlerine

bağlanırken, diyalog mekanizması ile diplomasinin de önü açılıyor. Beklide ileride toplumlar

için sınır çizgileri sadece haritalar üzerinde geçerli olacak ve tıpkı Thomas Friedman’ın dediği

gibi dünya sınır çizgilerinin olmadığı düz bir şekle bürünecek.

Daha öncede bahsetmiş olduğum gibi Rusya’nın “Büyük Avrasya Projesi” özellikle ABD’nin

Asya-Pasifik politikasına karşı bir proje. Fakat geniş Asya coğrafyasında bütünlüğü sağlamak

için mutlak ekonomik entegrasyon şart. Çünkü bölge ülkeleri ancak bu şekilde siyasi birlik

havasına girebilirler.

Enerji nakil hatları küresel barışa hizmet etmeli.

Türkiye-Azerbaycan-Türkmenistan mevkidaşların Türkmen gazının sevkiyatı konusunda

görüş birliğinde bulunması son derece önemli. Her ne amaçla olursa olsun boru hatları

projeleri uzun vadede küresel barışa sabotajlarında önüne geçildiği müddetçe hizmet

edecektir. Burada önemli olan husus Rusya’nın bu noktada kendini sistemden tamamen izole

etmemesi. Çünkü ünlü stratejist Brezezinski’nin de ifade etmiş olduğu gibi Rusya sistem dışı

politikaları terk etmeli, bu yeni “büyük oyunun” tabiatına aykırı.

Dolayısıyla siyasi aracımızı sabit tutabilmemiz için güçlü bir ekonomik tekerleğe

ihtiyacımız var. Bu yolda enerji nakil hattı projelerinin bloklar arası tehdit unsuru olarak

görülmesi kısa vadeli çapsız politikaların doğurduğu bir görüştür.

Haftanın Sözü: “Kitaplarım, bana yetecek kadar büyük krallıktır.”

Shakespeare 

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.