ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL15°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Bir sonraki dünya savaşından nasıl kaçınılır?

Furkan Kaya

04 Eylül 2014 Perşembe 21:04
  • A
  • A

4-5 Eylül 2014 tarihlerinde Galler’de gerçekleşen NATO zirvesi belki de NATO tarihindeki

en kapsamlı toplantılardan biri olarak değerlendirilmeli. İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan

Kuzey Atlantik Savunma Örgütü, Sovyetler Birliği’nin çevre ülkelerine özellikle Batı ittifakı

içinde yer alan devletlere karşı ihraca çalıştığı komünizme karşı oluşturulan Batı ittifak

örgütüdür. NATO'ya üye ülkeler de dışarıdan gelebilecek bu tip askeri ve ideolojik tehditlere

karşı kolektif güvenlik içinde yer alır. Sovyetler Birliği dağılıncaya kadar kuruluş amacına

hizmet eden örgüt, Soğuk Savaş’ın sona ermesi ile birlikte temel kuruluş politikasından

çıkarak uluslararası terör, uyuşturucu ve insan kaçakçılığı ile mücadeleyi kendisine misyon

Türkiye’nin NATO nazarında önemini koruyor.

Türkiye’nin de içinde yer aldığı savunma ittifakında Soğuk Savaş döneminde ki yeri,

direk sınır çizgisine sahip olduğu Sovyet tehdidine karşı Türkiye’nin mutlak güvenliğinin

sağlanmasıydı. Her ne kadar Soğuk Savaş sonrası Türkiye’nin NATO nezdinde öneminin

azaldığı görüşü hakim olsa da, Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya’daki gelişmeler

perspektifinde Türkiye’nin NATO’nun savunma politikası bağlamında ki önemi aşikardır.

Galler’deki toplantı NATO’nun yeniden yapılandırılmasında önemli adım olmalı.

4-5 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilen NATO zirvesinin bu manada önemi büyük. Bu nedenle

NATO’nun yeniden yapılandırılması noktasında Galler’de ki toplantılarda somut adımlar

atılmalı. Çünkü tıpkı Birleşmiş Milletler gibi NATO’nun da uluslararası bir örgüt olarak

küresel barışa hizmet etmede eksik olduğu fark ediliyor. Kuşkusuz bundaki en büyük neden

NATO’nun bölgesel sorunlardaki yaptırım eksikliği ve çözüm sunmadaki yetersizliğidir. 2001

Afganistan ve 2003 Irak savaşlarının demokrasi ve insan hakları adına başlatılıp bugün en

büyük etnik ve mezhepsel savaşın yaşandığı coğrafyaya dönüşmesi ve 2011 yılında başlayan

Arap Baharı döneminde yıkılan rejimlerin yerine yasa dışı terör gruplarının ve örgütlerinin

kol gezmeye başlamasında NATO’nun pasif tutumu örgütün yeniden yapılandırılması

gerekliliğini ortaya koyuyor.

Rusya dış politika hamleleri ile üzerindeki dikkati başka yönlere çekiyor.

Rusya Batı’nın NATO ittifakına karşı kendi savunma ağını Şanghay İşbirliği Örgütü

(ŞİÖ) başta olmak üzere Avrasya Birliği Projesiyle sağlama çalışmaları, NATO’nun ve

BM kendini yeniden yapılandırma sürecinden çok çok daha hızlı ilerliyor. Rusya Devlet

Başkanı Putin Suriye’de Esad rejimine karşı başlatılan ayaklanmalarda en başından beri Esad

yönetimini destekliyor. Peki neden? Bunun ne bilinen sebeplerinden biri Suriye’nin Rusya’nın

Akdeniz’de yer alan tek müttefikinin olması ve Tartus limanında yer alan donanmasıdır.

Bir başka önemli nedeni ise Rusya Esad’ın bir başka önemli destekçisi olan İran’a olan

bağımlılığın sürmesini sağlayarak ABD’nin üzerinde yoğunlaşan dikkatini bir nebze olsun

İran üzerine çekerek dış politika hamlelerinde rahatlamak. Aslında Rusya bu stratejisinde

başarılı sayılabilir. Çünkü Ukrayna meselesinde elini Batı bloğuna karşı güçlü tutması ve

Sovyet sonrası ülkeler ile bilhassa Çin ile yüksek düzeyli işbirliği içinde bulunması hedef

şaşırtma yolunun bir ürünü sayılabilir.

ABD’nin fiziksel olarak hiçbir devletten tehdit almamasına karşın neden bu kadar

silaha ihtiyaç duyuyor.

Bugün uluslararası örgütlerinin en büyük finansörünün ABD olduğu herkes tarafından

biliniyor. Dolayısıyla “en çok parayı veren en çok konuşur” zihniyetiyle yönetilen kurum

ve örgütlerin güvenilirliği ve iş yapabilirliği aynı ölçüde azalıyor. Bir kıta devleti olan

ABD’nin fiziksel olarak hiçbir devletten tehdit almamasına karşın neden bu kadar silaha

ihtiyaç duyuyor sorusunun yanıtı çokta zor olmasa gerek. Bir bölgede savaş çıkacak silah

tüccarları para kazanacak, insanlar yaralanacak veya ölecek sağlık tüccarları para kazanacak.

Sonuçta para hep aynı keseye akacak. Bu paralarla da uluslararası örgütler finanse edilecek ve

onlardan barışın tesisi ve korunması beklenecek. Bunun gerçekleşmesi elbette imkansız.

Yeni Büyük Oyunda Oyuncular olabilmek.

Sonuç olarak Soğuk Savaş kurumları ile yeni uluslararası sistemin idaresi mümkün değil.

Bu dönemin en büyük özelliği bölgesel örgütlerin daha etkili ve söz sahibi olduğu bir

düzenin tesis edilmesidir. Çünkü bölge ülkelerinin içinde yer alacağı bu tip bir oluşumun

mekanizmasının işleyişi daha hızlı ve sonuç alınabilir olacak. Elbette uluslararası

ve uluslarüstü kuruluşların varlığı devam etmeli fakat işlevlerinden biri bu bölgesel

örgütlenmelerin birbirleri ile olan iletişimi ve istişarelerini sağlamak olmalıdır. Bu oluşum

içinde olacak olan devletlerin istikrarını koruyacak şey ise herhangi bir büyük devletin

kontrol altına alamayacağı geniş blok tesis ederek yeni “Büyük Oyun’da” oyuncular

olabilmektir. Aksi takdirde NATO ve BM olduğu gibi hantal mekanizmanın getirisi sadece

İsrail örneğinde olduğu gibi yazılı ve sözlü kınamadan ibaret olacaktır.

Haftanın Sözü: “Büyük sistemleri inşa etmeden önce, gelin tuğlaların neden imal edildiğinden

emin olalım.” 

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.