ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Batı'nın Rusya ile Ukrayna satrancı

Furkan Kaya

23 Aralık 2013 Pazartesi 17:47
  • A
  • A

 

Eski bir Sovyet rejimi üyesi olan Ukrayna’nın başkenti Kiev’e Rusya’nın ilgisi yüzyıllar öncesine dayanıyor. Tarihte Rus etkisinin M.S 800’lü yıllarda “Kievan Rus” devleti adı ile Kiev bölgesinde görüldüğü ve bu devletin bilim adamlarınca bugünün “modern” Rusya’sına karşılık olarak “arkaik” yani klasik dönem öncesi Rusya olarak tanımlanmaktadır.

Anlaşıldığı üzere uzun zaman önce kültürel ve varoluşsal olarak kendine ait olarak değerlendirdiği Kiev, Sovyetler Birliği’nin yıkılması sonrası bağımsızlığını kazanan Ukrayna’nın başkenti olmasına rağmen halen üzerinde söz hakkı olduğunu düşündüğü bölge olarak benimsediği anlaşılmaktadır.

Rusya için Ukrayna’nın önemli bölge menfaatleri doğrultusundadır.

Ukrayna demografik olarak Avrupa kıtasında stratejik anlamda önemli pozisyona sahip olmasının yanı sıra Batı ile Rusya mücadelesinin ağırlık merkezlerinden biri olma özelliğini taşıyor. Ülkenin 45 milyonluk nüfusunun yüzde 75’ini Ukrayna vatandaşları oluştururken yüzde 18’ini Ruslar temsil etmektedir. Ayrıca Ukrayna yüksek endüstriyel kapasitesi ve tarım potansiyeli ile Rusya’nın bölge çıkarlarıyla paralel önem arz ettiği görülüyor.

Bilindiği gibi Ukrayna’daki turuncu devrim sırasında Rusya’nın süreci kendi istediği şekilde yönlendirmesi büyük tartışmalara neden olmuştu. Ayrıca iki ülke ilişkilerini etkileyen ve dinamik olmasını sağlayan etkenlerin başında Rus doğalgazının Ukrayna üzerinden geçen hat ile Avrupa pazarına taşınmasında dönem dönem yaşanılan krizler gelmektedir. Rusya, eski toprakları olarak gördüğü Ukrayna’yı kendi çizgisi dışında politika yürütmesi halinde kullanacağı en büyük kozların başında enerji kartı gelmektedir. Bu elbette Avrupa için doğal bir enerji nakil istasyonu olan Ukrayna’nın cezalandırılmasından çok bir anlamda kendi içinde enerjiden mahrum bırakılması anlamına geliyor.

Ülke içerisinde Rusya yanlıları ve karşıtları oranları birbirine yakın oluğu görülüyor.

Son olarak Ukrayna ile Rusya arasında doğalgazın indirimli olarak temin edilmesi ve 15 milyar dolarlık kredi konusunda anlaşma sağlandı. Elbette bu akıllara Ukrayna’nın Avrupa Birliği Ortaklık Anlaşması’nın akıbetinin ne olacağı sorusunu akıllara getiriyor. Yapılan kamuoyu araştırmalarına göre Ukrayna halkının yüzde 46’sı AB ile anlaşmanın olumlu olacağını düşünürken, yüzde 36’sı bu ortaklığa karşı çıkmaktadır. Dolayısıyla ülkede AB ve Rusya taraftarları arasında keskin fikir ayrılıklarının mevcut olduğu görülmektedir.  

Rusya, mevcut konjonktür dahilinde takip edeceği en somut politikalardan biri “Avrasya Birliği Projesinin” mümkün mertebe en kısa sürede vücut bulmasını sağlamak olacaktır. Çünkü Avrupa’nın zayıflayan ekonomisi ve istikrarsız siyasi yapısı, Rusya’ya bu krizden en karlı ülke olarak çıkma şansını ancak kendi liderliği etrafında şekillenecek yeni bir oluşum sayesinde verecektir. Beklide bu bazıları için ütopik senaryo gibi gelebilir fakat enerjinin uzun vadede uluslararası ilişkilere olan etkisini düşünecek olursak bunun ne kadar gerçekçi olabileceğini idrak edebiliriz.

Ukrayna Batı ile Rusya arasında denge politikası izlemek isteyecektir.

Son derece açık olarak görülüyor ki Ukrayna, Batı ile Rusya’nın ideolojik mücadele sahası haline dönüşmüş vaziyette. Bir tarafta Batı’nın temsil ettiği demokrasi ile açık pazar ekonomisi, diğer tarafta Rusya’nın geleneksel “Çar” dönemi politikasını yansıtan otokrasi modeli. Dolayısıyla Kiev yönetimi en rasyonel şekilde iki kamp arasında denge politikası yürütmek isteyecektir. Fakat bunu pratiğe dökmek son derece zor.

Rusya’nın en önemli bölge stratejilerinden biri, Avrupa’ya enerji tedarikinde tekel pozisyonunu kaybetmemek adına kendi eliyle alternatif güzergahlar tesis etmektir. Moskova yönetimi bunun için Rus gazını Karadeniz üzerinden Avrupa’ya taşıyacak olan Güney Akım Projesini hayata geçirmek istiyor. Çünkü bu sayede Rusya’nın Avrupa’ya gaz tedarikinde Ukrayna’ya olan bağımlılığı büyük oranda azalırken, Rusya’ya karşı planlanan alternatif boru hattı projelerinin de etki alanını daraltmış olacak.

Rakip enerji hattı projeleri Rusya’nın en büyük sorunu.

Bu projelerin başında Hazar havzası ve Azeri enerjisini Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyacak olan TAP ve TANAP gelmektedir. Dolayısıyla Rusya, Ukrayna ve AB arasındaki çekişme enerji rekabet alanında şekillenirken, Türkiye gibi önemli bir bölgesel aktöründe bu konuda strateji üretmesi gerektiği gerçeğini ortaya koymaktadır.

Uluslararası ilişkiler uzmanı bir meslektaşımın ifade etmiş olduğu gibi, Rusya’ya rağmen olmayan fakat bölgesel aktörleri içine alacak bütünleştirici projelerin hayata geçmesi oldukça önem teşkil ediyor. Çünkü Ukrayna üzerinden Rusya, Avrasya Birliği projesinden söz ediyorsa burada bölge ülkelerinin oyun dışında kalma gibi muafiyet seçeneği olmayacaktır.

 

Haftanın Sözü: “Gözlerin alışkanlığıyla kafalar da her şeye alışır: her an görmekte olduğumuz şeylere şaşmayız, nedenlerini aramayız onların.”

                                                                                                Cicero 

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.