ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Batı ile İran arasında yeni dönemin kapısı aralanıyor

Furkan Kaya

18 Şubat 2014 Salı 08:42
  • A
  • A

Avusturya’nın başkenti Viyana’da Birleşmiş Milletlerin beş daimi temsilcisi ve Almanya’nın

(P5+1) da katılacağı İran’ın nükleer çalışmalarına dair müzakerelerde önemli oranda yol

alınması bekleniyor. Ahmedinejad’ın cumhurbaşkanlığı görevini yürüttüğü dönemde

benimsenen katı ve tehditkar dış politika söylemlerinin aksine, ılımlı ve batı ile yakın diyalog

kurmayı tercih eden Ruhani için artık İran’ın nükleer çalışmalarının özellikle İsrail için

baskı unsurundan çıkarılması şart. Çünkü 1979 İslam Devriminden bu yana İran’ın nükleer

faaliyetlerinin küresel güvenlik için tehdit olarak gösterilmesi İran’ın son dönemde ulusal

menfaatlerine zarar veriyor. Çünkü ekonomik ambargolar nedeniyle mali yönden ciddi

sıkıntılar yaşayan İran, krizin dış politika boyutuna yansımasından rahatsızlık duyuyor ve

bundan kurtulmanın yollarını arıyor.

İran ile Batı arasındaki bahar havasının sürmesi beklenmeli.

Bundan önce Cenevre’de varılan anlaşmada İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini 6

ay içinde azaltma sözünden sonra P5+1 ülkeleri de İran üzerinde yaptırımları hafifletme sözü

vermişti. Son olarak Viyana görüşmelerinde bu olumlu havanın sürmesi beklenebilir. Çünkü

hem Tahran yönetimi olsun hem de Batı bloğu olsun ekonomik ve siyasal sürekliliğin ancak

diyalog kurma ve geliştirme yoluyla sağlanabileceğinin farkında. Hele ki İran gibi konumu

itibariyle bölge jeopolitiğinde gücünü koruyan bir devlet, Batı nezdinde ne göz ardı edilebilir

ne de dışlanabilir.

İsrail için İran halen en büyük tehdit.

Öyleyse geriye İsrail’in İran’ı vurmakla tehdit ettiği savlar kalıyor. Ruhani dönemi ile birlikte

İran’ın Batı dünyasına ılımlı mesajlar yollaması İsrail’i coğrafyasında “yalnızlık” psikolojisi

içine itti. Varoluş felsefesini sürekli tehdit algısı ile şekillendiren bir ülke olan İsrail, İran’ın

Avrupa ülkeleri ve ABD ile yakınlaşma çabalarına büyük tepki veriyor. Tel Aviv için İran her

ne kadar dış politikasında ılımlı ve yapıcı manevralar yapma gayretinde olsa da özünde halen

İsrail’i yok etme isteğinde olan bir ülke.

Türkiye dikkatli olmalı.

Türkiye açısından ise İran’ın nükleer çalışmalarında şeffaflığı esas alması bölgesel güvenlik

açısından faydalı olacak. Fakat mezhep kartını suların bir türlü durulmak bilmediği Arap

coğrafyasında zorlayıcı enstrüman olarak kullanmaya devam etmesi beklenebilir. Çünkü

İran bölgede otoritesini Şii kartı ve ideolojisi ile sağlamlaştırma peşinde olacak. Bu İran’a

karşı ılımlı yönetimlerin coğrafyada iş başına gelebilmesi için önemli bir araç. Bu nedenle

Türkiye’yi bekleyen en zorlu görüntü, yanı başında İran’ın etki çemberini gün geçtikçe

genişletmesi olacak. Türkiye ise buna imkan vermemek için bölgesel organizasyonlarda

karar mekanizmasının içinde yer alarak kendi aleyhine gerçekleşecek siyasi manevralara izin

vermemeli.

İran tarihte de olduğu gibi bugünde bölgede önemli bir ülke. Geçmiş yıllardan da

hatırlayacağımız üzere İran’la Batı arasında rüzgarların en sert estiği dönemlerde bile her

iki tarafta ipleri koparmayı göze alamamıştı. Çünkü taraflar pedal çevirmedikleri sürece bu

mücadeleden düşeceklerinin farkında. Dolayısıyla silahlı savaş beklemek yerine diplomatik

savaşın kaidelerini belirleyenin bunu uygulayandan daha önde olacağını bilmemiz daha doğru

olacaktır.

Haftanın Sözü: “Kartalın kırık kanadını iyileştiren, onun pençesinden sorumludur.”

                                                                                                                              Victor Hugo 

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.