ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Parçalı Bulutlu

YAZARLAR

Batı için demokrasi sadece "makyaj malzemesinden" ibaret

Furkan Kaya

30 Temmuz 2013 Salı 14:39
  • A
  • A

Ünlü Alman siyaset bilimci ve felsefeci Hannah Arendt’in bu sözü Arap coğrafyasında yaşanılan değişimin kodlarını, haklı değişimi savunan ve iradesini siyasi süreçte hissettirmeye çalışan halkın tasavvuruna ışık tutacak nitelikte. Halkın halk tarafından halk için yönetimi anlamına gelen “demokrasi” kavramının, perdenin arkasında ışık ile oynatılan bir gölge oyunumu olduğu, yoksa sadece göz yanılmasından ibaret bir illüzyon mu olduğu tartışmaya açık bir mesele. Hele ki bölge halkı için ilk mi yoksa son mu olan bahar sürecinin aslında meselenin halkın iradesinden çok farklı hedeflere yöneldiğinin göstergesi.

KUKLA DİKTATÖRLER DEVRİ

Osmanlı Devletinin Birinci Dünya Savaşı sonrası tarih sahnesinden çekilmesiyle, geride kalan Osmanlının sahip olduğu eski toprakları büyük güçlerin mücadele alanı olmuştu. Özellikle Orta Doğu topraklarının paylaşım süreci, bu topraklarda sınırların karar vericilerin aynı masada ellerine aldıkları cetvelle belirlenmesiyle sonuçlandı. Yani bölge İran dışında suni sınırlarla şekillendirilmiş oldu.

Bölge halkının cahiliyetinden yararlanan yeni düzen kurucular bölgenin geleceğini şekillendirirken kendi belirleyeceği liderleri bu ülkelerin başına getirmeye başladılar. Halkın iradesinin yok sayıldığı, baskıcı ve otoriter yönetim tarzının tiranlığa dönüştüğü ülkelerde ki liderler uzun yıllar iş başında kalırken,  Soğuk Savaş döneminde kimi zaman SSCB’nin kimi zamanda ABD’nin safında yer alarak iki büyük güç arasında denge oyunu oynadılar.

TEK TUŞLA DÜNYA BİRBİRİNE BAĞLANMAYA BAŞLADI VE DEĞİŞIM FİTİLİ ATEŞLENDİ

Lakin Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle Küreselleşme sürecinin hız kazanması, dünyadaki tüm insanlar arasındaki bağların kuvvetlenmesine ve karşılıklı olarak derinleşmesine zemin hazırladı. Yeryüzünde, özellikle bölgesel ölçekte internet ağının yaygınlaşması beraberinde sosyal paylaşım sitelerinin ortaya çıkmasına ve dünyanın iki ucundaki insanın tek tuşla iletişime geçmesine olanak sağladı.

İşte Arap Baharı ve Uyanışı olarak nitelendirdiğimiz süreçte tam olarak sosyal medyanın gücünün zirve yaptığımız zamana denk geldi. Ardından Batı dünyası önü alınamayacak süreci kendi lehine çevirebilmek için yeni formülü devreye sokmak zorunda kaldılar. Bunu adı “demokrasiydi.” Yani kendilerinin iktidarda kalmalarını destekledikleri liderlerin artık kullanım süreleri dolmuştu.

DEMOKRASİ TEHDİTSE, TİRANLIĞA DÖNÜŞTÜRMEK MEŞRUDUR

Öyleyse Mısır tarihinde ilk defa devlet başkanının halkın meşru oylarıyla iş başına gelmesinin üzerinden bir sene geçmeden askeri darbe ile görevinden uzaklaştırılması, hatta meydanlarda toplanan darbe karşıtı Mısırlıların üzerine katliam derecesinde ateş açacak kadar gözü kararmış bir darbe yönetiminin meşruiyet kaynağı nereden gelebilir? Bunun açıklaması gerektiği ölçüde demokrasi fazlasında tehdit oluşturuyorsa bunu tiranlığa döndürmeyi uluslararası menfaatlerle örtüştürmektir.

Bölgedeki siyasal İslam’ın en kuvvetli temsilcisi Müslüman Kardeşler Örgütü, halifelik makamının 1924 yılında kaldırılmasının ardından İslam Dünyası adına halifelik gücünün Müslümanlar arasında tutkal vazifesine inanan bir oluşum olarak ortaya çıkmıştı. Arap coğrafyasında birçok ülkede aktif olarak çalışan Müslüman Kardeşler, özellikle Arap Uyanışının başladığı günden itibaren dikkatlerin üzerine toplandığı örgüt olarak ön plana çıktı.

SİYASAL İSLAM ARAP COĞRAFYASI İÇİN ÇARE OLARAK GÖRÜLDÜ

Halk hareketinin yaşandığı bölge ülkelerinde siyasal İslam’ın söz sahibi olmaya başlamasının arkasında, yıllardır Arap dünyasında barışın bir türlü tesis edilememesi ve İsrail’in şahin politikalarından vazgeçmemesi yer alırken, bunun ise ancak siyasette İslami oluşumların iş başına gelmesiyle üstesinden gelinebileceği psikolojisi oluşmaya başladı.

Bunun üzerine Mısır’da gerçekleşen ilk seçimlerde, Müslüman Kardeşlerin oyların çoğunluğunu alarak iktidara gelmesi ve Suriye’de de Esad sonrası yeni dönemde yine Müslüman Kardeşlerin söz sahibi olma ihtimalinin yüksek olması Batı’yı, bilhassa İsrail’i tehdit eden unsur haline geldi.

HALKIN MEYDANLARDAKİ GÜCÜ CUNTACILARI TEDİRGİN ETMEYE BAŞLADI

Neticede Mısır’da askeri darbe ülkenin ilk demokrasi denemesinden başarısızlıkla çıkmasına ve bundan sonraki dönemlerde demokrasi denemelerine artık şüphe ve her an müdahale korkusuyla yaklaşılmasına olanak tanıdı. Fakat darbe yönetiminin de tedirginliği Adeviye Meydanını dolduran darbe aleyhtarı Mısırlıların üzerinde saldırması ile anlaşılmış oldu. “Benim oyum çöp değil” diyen binlerce Mısırlının meydanları tüm yaşanılanlara rağmen boşaltmaması aslında cuntacıları “galiba istediğimizi elde edemeyeceğiz” psikolojisine sürükledi.

Çünkü bir ülkenin kurumlarına güç veren şey halkın desteğidir. Eğer halk iktidarı desteklemekten vazgeçerse, kurumlar kendiliğinden çözülmeye başlar. İşte Mısır’da halkın gücü iktidarın arkasında durmaya devam ederken, postalların demokrasiyi taca atma girişimi tam anlamıyla istedikleri ölçüde şekillenmeyecektir.

Aristo aslında insanlar için yönetimi destekleyip, insanların yönetmesine karşı çıkarken, artık uluslararası düzende tek otorite veya tek çözüm yolunun olmadığını, kararların tepeden değil, tabandan yukarı doğru alınması gerektiğini ima etmiş olmaz mı?

 

Haftanın Sözü: “Alternatifleri haricinde en kötü yönetim biçimi demokrasidir.”

                                                                                                      Churchill

YORUM YAZ
TOPLAM 2 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - SERDAR:30 Temmuz 2013, Salı 16:49

    Bugün Osmanlının Çekildiği hangi yerde insanların yüzü gülüyorki?

  • - Sagol:30 Temmuz 2013, Salı 16:35

    Cok guzel yazi tebrik ederim !!