ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL8°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Annan Planı yeniden düşünülmeli

Furkan Kaya

11 Nisan 2013 Perşembe 08:45
  • A
  • A

Rusya’nın tarihine kısaca göz atıldığında, ülkenin yüzyıllardır süren bir imparatorluk stratejisinde Akdeniz’e, yani “sıcak denizlere” olan özel ilgisini fark etmemek mümkün değil. Nitekim Soğuk Savaş’ın sona ermesi ile birlikte Rusya etki alanlarını bir bir terk etmek zorunda kalırken, “küresel güç” kabiliyetini de yitirmeye başlamıştı. ABD, Rusya’dan boşalan yerleri doldurması, Moskova’yı adeta kendi gül bahçesinde yalnız dikenleriyle baş başa bırakmıştı.

Rusya’nın Temel Stratejisi “Yeni Avrasyacılık”

Kimi çevrelerce “son çar” olarak nitelendirilen Putin’in başkanlık koltuğuna oturmasıyla Rusya, yeni dış politika vizyonu çerçevesinde “yakın çevre” olara adlandırdığı ülkelerden olan Türkiye ve Orta Doğu ülkeleriyle yeniden diyalog tesis ederek ülkenin bölgedeki prestijini yükseltme gayreti içinde oldu. Moskova’nın İran nükleer politikalarına verdiği destek, Suriye’de Esad rejiminin devamlılığını, ülkedeki Tartus Limanının güvenliği ile paralel olarak desteklemesi, İsrail’in tehdit algıladığı ülkelerle işbirliği içinde olmasına rağmen Tel-Aviv yönetimi ile ilişkilerini geliştirmeye özen göstermesi, Rusya’nın yeni stratejik çerçevesi hakkında şifreler veriyor.

Bilindiği üzere, Rusya’nın “yeni Avrasyacılık” politikaları ışığında şekillenen dış politikasında İran, Irak, Türkiye ve Suriye büyük önem teşkil ediyor. Bu aynı zamanda Rusya’nın Akdeniz politikasının temel yapı taşını oluşturuyor.

Güney Kıbrıs AB’nin Belini Büküyor.

Ekonomisi iflasın eşiğinde olan Yunanistan’ın ardından Güney Kıbrıs Rum kesiminin de ciddi mali buhran içine girmesi, Avrupa Birliği’nin adeta belini bükmüş durumda. AB’nin Güney Kıbrıs’a yönelik mali yardım paketinin reddetmesiyle Rum hükümeti yeni çözüm yolları aramaya başladı.

Rum kesimi kendini uluslararası destekten yoksun ekonomik buhran sarmalında sıkışmış hissediyor. Rusya Ulusal Araştırma Üniversitesi Ekonomi Akademisi Gelişim merkezi uzmanı Dmitry Miroşniuenko’ya göre, Güney Kıbrıslılar için emlak ve inşaat sektöründe krizin derinleşerek devam etmesi bekleniyor. Yani Rum kesimi için “can simidi” paketi bile pek bir işe yaramayacak.

Rusya Yardıma Hazır.

Güney Kıbrıs yönetimi kara kara krizden çıkış yolları ararken beklenen “iyi haber” Rusya’dan geldi. Başkan Putin, Rusya’nın 2011 yılında Güney Kıbrıs’a verdiği 2.5 milyar Euro’luk kredinin geri ödeme planını yeniden yapılandırdı. Ayrıca yeni yardım paketinin de hazırlık aşmasında olduğu haber kulislerinde tartışılıyor.

Elbette Rusya, Güney Kıbrıs’a yardım sözü verirken bunu herhangi bir karşılık beklemeden yapmasını düşünmek fazla iyimserlik olacak. Nitekim Moskova yönetimi vereceği destek karşılığında Güney Kıbrıs’ın kontrolünde bulunan petrol ve doğal gazın kullanım hakkını yaklaşık 10 yıl süre ile kendisine verilmesini istiyor. Rusya ayrıca Rum kemsinden bir de liman talep ediyor.

Diğer taraftan bölgedeki jeopolitik öncelikler İran ve Çin gibi ülkelerinde Güney Kıbrıs yönetimi için yardım hazır olmalarına vesile oluyor.

Rusya’nın Liman Talebi Stratejik bir Hamle.

Kıbrıs adası konumu itibariyle Asya, Afrika doğrudan, Avrupa’ya ise dolaylı yolda etki sağlayabilecek “uçak gemisi” gibidir. Akdeniz politikalarının oluşmasında Kıbrıs adası özellikle Osmanlı’nın idaresinden çıktıktan sonra büyük güçlerin mücadele alanı oldu. Şimdi ise Rusya, krizi fırsata dönüştürmeyi becerip, Suriye’deki Tartus Limanı’na emniyet sübabı olarak Rum kemsinden liman tahsis edilmesini istiyor.

Bir diğer önemli husus Rusya’nın enerji kullanım hakkı talebi karşısında Türkiye’nin Akdeniz politikasında ters düşmesi olasılığıdır. Türkiye, bölgede petrol ve doğal gaz arama hakkına karşılık Rusya’nın bundan kendi menfaatine uygun faydalanmaya çalışması, iki ülkeyi anlaşmazlığa sürüklemesi muhtemel görünüyor.

Türkiye-İsrail-Rusya Üçgenine Dikkat.

O halde, Güney Kıbrıs yönetimi ile İsrail ortak petrol ve doğal gaz çıkarma çalışmaları yaparken, Türkiye-İsrail ilişkilerinin yeni döneme girmesiyle, İsrail enerjisinin Avrupa’ya taşınmasında maliyeti düşürecek olan Türkiye topraklarını kullanacak olması, Rusya’nın çarkın içine girmesiyle nasıl bir şekil alacağı merak konusu olacak.

Neticede eğer Annan Planı Rumlar tarafından da kabul edilmiş olsaydı, Birleşik Kıbrıs cumhuriyeti adı altında ada halkı daha müreffeh ve sıkıntısız bir yaşam sürüyor olacaktı. Rumlar duygusal hareket etmenin bedelini biraz ağır ödüyor.     

 

Haftanın Sözü: “Ben bilmediğimi bildiğim için diğer insanlardan akıllıyım.”

                                                                                                      Sokrates

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.