ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL8°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

ABD’nin ASYA-PASİFİK Politikasının Yansımaları

Furkan Kaya

25 Nisan 2014 Cuma 08:54
  • A
  • A

ABD’nin dış politika stratejilerinde önemli yere sahip “Asya-Pasifik” politikası, Rusya’nın

bölgede kendi kontrolünde oluşturmak istediği düzene karşı tedbir niteliği taşırken, diğer

taraftan Kuzey Kore-Çin ekseninde meydana gelebilecek küresel tehdidin önlenmesi adına

somut adımlarla yürütülmesi gerekmektedir. Özellikle enerji nakil hatlarının güvenliği,

uyuşturucu ticareti, nükleer faaliyetler ve terör gibi meseleler Washington’un dikkatini

yoğunlaştırdığı önemli başlıklardır. 

Rusya imparatorluk stratejisine geri dönüyor.

Son dönemde Rusya’nın izlediği imparatorluk stratejisi, yani “yayılmacı” politika anlayışı

başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerde tedirginliğe sebep oldu. Ukrayna olaylarının

ardından Kırım’ın ilhakıyla Moskova yönetiminin diğer ülkelerdeki Rus azınlığın haklarını

koruyacaklarına yönelik açıklamalarda bulunması, Rusya’nın yayılmacı siyasetine devam

edeceğinin sinyali niteliğindeydi. Bu ülkelerin arasında ilk sırayı Moldova ve Kazakistan

alıyor.

Dolayısıyla Rusya’nın izlediği “imparatorluk vizyonu” Amerika’yı, Rusya çevresinde yer

alan stratejik ortaklık içinde olduğu ülkelerle daha fazla diyalog kurmaya zorunluluğunda

bıraktı. ABD Başkanı Obama’nın son Asya ziyareti de bu amaca dönük Amerikan prestijinin

kaybını önlemeye yönelik değerlendirilebilir.

Japonya’nın güvenebileceği tek ülke ABD.

ABD’nin İkinci Dünya Savaşı sonrası müttefiki olan Japonya, Başkan Obama’yı ağırlayan

ilk ülke oldu. Japonya’nın Çin ve Kuzey Kore ile olan statüsü ve ulusal güvenliği ABD’nin

Asya-Pasifik politikası bağlamında son derece kritik. Bilhassa Kuzey Kore nükleer

denemelerine devam ederken en yüksek tehdit altındaki ülkelerden olan Japonya’nın

güvenebileceği tek ülke ABD’dir.

ABD’nin istikrarlı Asya politikası çok yönlü kurumlar tesis edebilmesine bağlı.

Demek oluyor ki, içinde bulunduğumuz zamanı son gelişmelerle birlikte “Yeni Soğuk Savaş

Dönemi” olarak adlandırmamız pekte yanlış sayılmaz. Bunun en büyük emarelerinden biri

daha öncede üzerinde durulan Ukrayna olayları ve Kırım’ın ilhakı sonrası Rusya’nın tavrı.

Örneğin, Ukrayna meselesi vesilesiyle Rusya ile Çin arasında stratejik diyalogun tazelenme

sürecide başlamış oldu. Böylelikle Çin, ABD’nin Asya politikasına karşı Rusya kartını her

an ortaya koyabilme avantajına da sahip olmuş oldu. Buna karşılık Washington yönetimi de

Asya’da çok yönlü kurumlar tesis ederek Asya politikasını sağlam temellere oturtmak istiyor.

Asya’da NATO tipi bir örgütlenme mümkün mü?

Aslında başta Rusya olmak üzere Asyalı devletlerin ortak amacı coğrafyada NATO tarzı

örgütlenmeyi tesis edebilmek. Rusya bunu “Avrasya Birliği” projesiyle hayata geçirmek

istese de tüm Asyalı ülkeleri ortak güvenlik paydasında birleştirmek şu an için oldukça

zor. Çünkü bölge ülkelerinin tehdit algısı dinamik ve değişken. NATO tipi bir örgütlemeye

sahip olabilmek için öncelikle bölgede güçlü kolektif güvenlik ağı oluşturulmalı ve mümkün

olduğunca bütün ülkelerin yeterli oranda ortak tehdit algısı içinde olması gerekir. 

Başkan Obama son görev döneminde Asya-Pasifik politikasını uzun vadede fayda sağlayacak

şekilde sürekli kılmak istiyor. Elbette bu amacın altında yatan en büyük neden Rus-Çin

ittifakının çemberini daraltmak. Bunu “yumuşak güç” kullanarak gerçekleştirmek en mantıklı

yol fakat Rusya’nın 19. yüzyıl söylemlerini 21. yüzyıla taşıyarak “imparatorluk stratejisine”

dönmesi ABD’yi kınama ve bilindik ekonomik yaptırımlardan ötesine sürükler mi onu da hep

birlikte göreceğiz.

Haftanın Sözü: “Kendini yönet, dünyayı yönetecek gücü bulursun.”

                                                                                                            Platon 

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.