ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

3. Irak Savaşı

Furkan Kaya

14 Haziran 2014 Cumartesi 14:32
  • A
  • A

Irak Şam İslam Devleti olarak bilinen IŞİD güçlerinin Suriye’de Esad rejimine karşı

muhalif güçlerle taktiksel işbirliği sonrası, Sünni güç bloğu oluşturarak bölgedeki otorite

boşluğundan faydalanmaya başladı. Batı’nın bir alternatif sunmadan “Özgür Suriye Ordusu”

adı altında birleşen muhalif grupların, sanki tümünün derdi bölgede demokratik entegrasyon

olduğu varsayımıyla hareket etmesi, terör gruplarının yuvanlamalarına zemin hazırlamış

ve coğrafyayı şiddet sarmalı içine sürüklemiştir. Bugün IŞİD güçlerinin Suriye’den sonra

Irak topraklarına girmesiyle ülkenin en büyük ikinci büyük ve petrol şehri olan Musul’u ele

geçirmesi, “3. Irak Savaşının” yaklaştığının ibaresi niteliğinde.

IŞİD’in Türkiye üzerinden Batı’dan talepleri olacak.

Musul’da uluslararası hukuk kaidelerince “savaş sebebi” olarak belirtilen Türk

Konsolosluğunun işgal edilmesi ve tır şöförlerinin rehin tutulması meselesi en basit yorum ile

IŞİD’in Türkiye’ye karşı elinde olası bir topkeyun savaş durumunda önemli bir koz olacağını

gösteriyor. Türkiye’nin Suriye’den Irak’a uzanan sınır hattına yakın bölgelerde bu tip hukuk

kaidelerine aykırı devlet kurma girişimleri, ulusal güvenlin devamlılığına risk oluşturacaktır.

Diğer taraftan IŞİD güçlerinin esirler karşılığında Türkiye üzerinden özellikle ABD ve

İngiltere’den isteyeceği şartlar olabilir. Bu haberlerden takip ettiğimiz basit bir fidye isteme

olayı olarak değerlendirmek gerektiği düşüncesindeyim.

Peki IŞİD ne istiyor?

Irak Şam İslam Devleti’nin en büyük motivasyon gücünün altında, 2003’te Amerika’nın

başını çektiği koalisyon güçlerinin başlattığı Irak operasyonu sonrasında, Saddam Hüseyin

öldürülmesi ve akabinde Irak’ta siyasal mekanizmada Sünnilerin dışlanması yatmaktadır.

Ülkenin kuzeyinde Kürt yönetiminin idareyi ele alması, Irak merkezi hükümetinin başında Şii

Maliki’nin göreve gelmesi ve Sünnilerin 2. sınıf muamele görmesi coğrafya genelinde Sünni

bloğun saflarını sıklaştırmasına neden olurken, bu mücadelenin meşalesini de Suriye’de ki

Esad karşı yürütülen özgürlük mücadelesi çatısı altında yakma imkanı yakalamasını sağladı.

ABD’nin gündeminde askeri seçenek yok.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken tüm gözler ABD’nin takınacağı tavra yöneldi. Çünkü

Afganistan ve Irak savaşlarından büyük zararla çıkan ve istediği düzeni oturtamayan Amerika

için askeri güç artık en son seçenek bile değil. Nitekim Obama’da bunu son yaptığı açıklama

ile de dile getirdi. Çünkü ABD’nin başını çektiği askeri müdahalenin bedeli belkide 1929

büyük ekonomik buhranın bir benzerine neden olabilecek olan petrolün bu uğurda feda

edilmesi kara deliğin büyümesine neden olacaktır.

ABD, İran ve Rusya ortak politika yürütebilir.

Bu noktada ortaya çıkacak mezhepsel çatışmaların önünü almak imkansız boyutlara ulaşabilir.

Elbette bundan fayda sağlayacak belirli gruplarda olacaktır. “Saddam Hüseyin’in ruhu geri

gelmişçesine” hareket eden IŞİD güçleri ile yürütülecek diyalog mekanizması bölgedeki

güçlü aşiretler üzerinden gerçekleşecektir. Önemli olan coğrafyayı yeniden yangın yerine

çevirmeye çalışanlara engel olabilmek. Bunun içinde öncelikle Irak merkezi otoritenin

varlığının tüm bölgelerce kabul ettirilmesi gerekiyor. Son gelişmeler Rusya ile ABD’yi hatta

İran’ı bile ortak menfaatler açısından aynı safta durmaya zorlayabilir. 

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.