ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

TCMB’ın Sınavı: İtibar kaybetmek mi? Yoksa...

Erkam Kıvrak

22 Temmuz 2013 Pazartesi 15:34
  • A
  • A

TCMB’ın Sınavı: İtibar kaybetmek mi? Yoksa sıcak parayı kaybetmek mi?

Son aylarda küresel piyasalarda, FED’in varlık alımını azaltacağına dair endişelerin artmasıyla ve bununla birlikte gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışlarının hızlanmasıyla Merkez bankaları önemli parasal değişikliklere zorlandı. Özellikle, gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinin ABD Doları karşısında aşırı değer kaybetmesi sonucu zor zamanlar geçiren bir çok merkez bankası faiz arttırımına gitmiştir.

Aynı şekilde zor zamanlar geçiren bir merkez bankası da TCMB’dır. Yabancı sermaye çıkışının yüksek olması Türkiye için hiç iyi olmadı. Borsa İstanbul’un yabancı sermaye ile döndüğünü ve tasarruf oranımızın düşük olması neticesinde yabancı tasaruflar ile yatırımlarımızı sağladığımızı varsayarsak, en zor dönemlerden geçen merkez bankalarından biri TCMB’dır.

TCMB’nın önünde iki seçenek vardır. Birinci seçenek, Faiz arttırmayıp yüksek enflasyon, düşük büyüme ve yüksek işsizlik oranlarına ‘eyvallah’ demek. İkinci seçenek ise faiz arttırımına gidip tehtidleri kabul edip itibar kaybetmek.

TCMB Başkanı Sayın Erdem Başçı zaten bu konuyla ilgili yaptığı bir açıklamada, "Faiz koridorunu genişletici yönde ölçülü bir adım 23 Temmuz 2013 tarihli Kurul toplantısının gündemine alınacaktır" demişti. Bu karar TCMB’nı gerçekten zorlayacak gibi görünüyor: Bir yanda itibar kaybetmek, diğer yandan sıcak sermayeyi kaybetmek.

Her iki seçeneği de detaylı ela alacak olursak şu tablolar çıkıyor ortaya;

Birinci seçenek tehtidlere boyun eğmeğip faiz arttırımına gitmemek. Bu TCMB’nin imajını güçlendirir ve bir çok platforma tebrik konusu olur. Ancak, öncelikle daha fazla yabancı yatırımcıyı Türkiye’den uzaklaşacak, aynı zamanda bizi 1994 yıllarında yaşanan sıkıntılı dönemlere götürecektir. Bilindiği gibi 1994 döneminde TL devalüasyona uğramış ve hiperenflasyon ile boğuşmuştuk. Bu da zaten üretimde kullandığımız yüksek enerji fiyatlarını daha da yukarı taşımış ve bizi ülke olarak küçültmüştü. Küçülmek demek, bir çok kişinin işini kaybetmesi demek oluyor ve Türkiye olarak istediğimiz en son şey yüksek işsizlik oranıdır.

İkinci seçenek faiz arttırımına gitmek. İkinci seçenekde kendi içinde ikiye ayrılır. Piyasanın (yabancı yatırımcılar) beklediği oranda veya üstünde bir faiz arttırımı. Bazı anket sonuçlarına göre piyasa, koridorun üst bandında 50 ile 100 baz puan arası bir arttırım beklerken, politika faizi yani, 1 haftalır repo faizinde ayrıca 100 baz puanlık bir artış bekliyor. TCMB, bu talpeleri karşıladığı sürece yabancı yatırımcının tedirginliği azalır ve yabancı yatırımcı çekmeye devam edebiliriz. Peki ya beklenen daha düşük bir faiz arttırımında bulunursa TCMB? Bu durumda, yabancı sermaye çıkışı devam eder ancak daha düşük bir oranda. Ayrıca, TCMB yeniden faiz arttırımı baskılarıyla karşılaşabilir.

Faiz arttırıp arttırmamaya ilaveten, bu arttırımlar bir seferde mi, yoksa parça parça mı yapılacağı da alınması gereken önemli kararlar arasında olacaktır.

Nasıl bir karar verileceğini 23 Temmuz’da gerçekleşecek olan PPK toplantısının sonucunda öğreneceğiz.

“Zamanımız tamamen bir iktisat çağından başka bir şey değildir.” – Mustafa Kemal Atatürk
 

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.