ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Zihn-i Ankara

Cüneyd Altıparmak

12 Mayıs 2012 Cumartesi 10:14
  • A
  • A
Ankara, bu ülkenin yönetim anlamındaki merkezi olduğu içindir ki, halk zararına ve yararına bir çok husus buradan türer. Yani bir anlamıyla ne varsa  Ankara’dadır. Ama aklınıza gelebilecek ne varsa!
Kendine göre hesapları, raporları gizli planları vardır bu kentin. Bir anda bir iktidarın gitmesine kendi karar verir. Halk eliyle dener, olmazsa başka yollara başvurabilir. Hem devletin başı ve fakat istemediği her iktidarın sonudur. Kapalı kapılar ardından, kasetler, gizli görüntüler, ses kayıtları vs araç ve gereçleriyle, bir gecede milletvekili listelerini, bürokrat adaylıklarını değiştirebilir.
İstanbul’un başkentliği kadar eski olmasa da hali hazırda ondan etkindir. Doksan yıllık serüveninde resmi bir Ankara zihinyeti vardır. Taşraya, büyük şehirlere biraz yukardan bakan, anlayışı farklı bir kenttir. Osmanlı fikrinin göstergesi ve merkezi olan İstanbul’a karşı ikame edilen bu kent, Türkiye’nin değil (tıpkı Osmanlı-İstanbul ilişkisi gibi) yeni kurucu zihniyetin de merkezidir. Yani Ankara, Yeni Türkiye’nin zihnidir, beynidir.
Hali hazırda da devam eden çelişkinin, iktidar mücadelesinin temelinde de  İstanbul – Ankara zihniyet çarpışması yatar. Bu çarpışmanın temelleri Cumhuriyet kadar da eskidir. Nitekim, Mahmut Esat Bozkurt’un, Ankara’da açılacak hukuk fakültesini açılmasına dair fikir beyan etmesi ve müfredatı hakkında bilgi vermesi üzerine, bir vekilin hali hazırda var olan İstanbul Üniversitesinin Hukuk Fakültesinin müfredatının uygulanması gerekliliğine dair yaptığı vurguya, siyasal Türkçülük fikirleriyle tanıdığımı yazar, hukukçu ve gazeteci olan Ahmet Ağaoğlu şöylece yanıt verir: “yalnız Ankara zihniyetinde” olmalı müfredat (bkz: 2.Dönem TBMM Zabıtları, 14.Cilt. s.286)  
Bütün sorunların çözümsüzlüğünde şimdi bu zihniyet görülmektedir. Her ne kadar, temizlendiği ve arındırıldığı iddia edilse de, bu müesses nizam ürünü fikir/zihin yeni maliklere de bulaşmaktadır.
Pierre Bourdieu’ya göre, muktedir olma pozisyonun kazananlar, eskisini yıkmak için bir paradigma bir algı geliştirler.(Bkz: Yazara ait “Düşümsel Bir Antropoloji İçin Cevaplar”, 2003, İstanbul-İletişim Yayınlarından çıkan kitaba ) 
Buna paralel adımları izlediğimiz bu günlerde, ilgili kimselerin eski nizamının dilini ve bazı kavramlarını kullanmaları, kendilerince yapılan/yapılacağı ileri sürülen devrimi gerçekleştirebilip, gerçekleştiremeyeceği hakkında tereddütler ve iç çatışmalar olduğunu göstermektedir.
Bugün, Yeni Anayasa başta olmak üzere, tüm sorunların çözümünün ilk adımı, Ankara zihniyetinin ve Ankara’yı Ankara yapan “resmi karanlıkların” ve “duvar rengi aydınlıkların” bu eski reflekslerinin, yenilere bir virüs olarak bulaşması ve etki altına almasından kaynaklanmaktadır. Belki problemin tek temeli bu belirttiğimiz husus değildir ama, bir kısmını da bu süreç/etkileşim teşkil etmektedir. Gözden kaçırmamak gerekmektedir.
İktidar ve mücadele alanı fiziksel/mekan olarak yansımaları, başkentler başta olmak üzere önemli metropoller ve buralarda bulunan devlet organları ve/veya şirketlerdir. Mücadele, bu alanları kuşatmaya yöneliktir. İktidar olma serüveni buradan başlar. Ama, bu yerlerin de bir kuşatma kabiliyeti vardır. Kendine benzetir, işletme körlüğü oluşturur. Bunu gözden kaçırmamak gerekir.
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.