ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Yapay Modernleşme!

Cüneyd Altıparmak

21 Mayıs 2012 Pazartesi 15:10
  • A
  • A

Fransızca “modern” kelimesinin karşılığı sözlükte “çağdaş” olarak verilmektedir. Bu anlamıyla modern, yenilenme (tecdit) olarak da kullanılmaktadır. Modernleşme öyküsü kavram açısından bakarsak, Batı’da ortaya çıkmıştır. Bu anlamda bir toplumun “modern” olması farklı, batıdan yayılan bir “modernleşme” yaşaması farklıdır. Eş ifadeyle, bundan yıllar yıllar öncesinde de döneminin “modern” grupları, toplumları da var olabilir.

Buradaki tespitlerimizde “salt batı mantıklı modernliği” kabul etmek, bunu üstün tutmak ya da sadece bu kavramın gereklerine uygun olanın batı veya batılılaşan toplumlar olduğu yargısından hareketle sonuçlara vararak, hatalı, eksik tespitlerde bulunmak istemeyiz.

Bu kavram, iktidar alanının belirleniş biçimi başta olmak üzere onu besleyen diğer sosyolojik öğelerin yani kültürün, edebiyatın, ekonominin, ilişki biçimlerinin vs. hususların değişmesi, kendi tarzına dönüşmesini/dönüştürülmesini içerir.

Modernleşme olgusunun ve bu hareketin on dokuzuncu yüzyıl ortasında Fransa’da ortaya çıktığı kabul edilmekte (1884-1914) ve bu düşüncenin, batılılaşma serüveninde olan tüm ülkeleri etkisi altına aldığı görülmektedir. Daha sonraları çıkacak küreselleşme, post-modernite vs. kavramlara da bir fer olacak bu düşünce hali hazırda ektilerini dolaylı da olsa çeşitli ideolojiler/dünya görüşleri ile ikame etmeye devam etmektedir/edecektir.

Avrupa’dan yayılan bu düşünce, Avrupa’nın sosyal dinamiklerince üremiştir. Bu düşünceyi üreten Avrupa halkı, yıllarca kral, kilise, burjuva vs unsurlara karşı mücadele etmiş ve bu fikrin teorisyenleri ile pratisyenleri birlikte formüle etmiştir. Bu sebeple, modernleşme olgusunda mutabık kalan tebaa, her hangi bir sıkıntı duymaz. Uluslar arası alandaki hukuki müdahaleleri, savaşları, uluslararası hak ihlallerini yapan kimi Batılı devletlerin halkları, modernleşme ülküsünün “zaten böyle bir şey olduğunu”, yapılanın kendi selametleri (!) için yapıldığını varsayar ve ekseriyetle desteklerler. Zira, onlar için önemli olan “merkez” bütünlüğüdür. Bu modern insan tipinin doğal refleksi olarak görülebilir. Sevilmese bile, saygı duyulabilir. Ancak, “insancıl” olmak, kamu maslahatı için sakıncalıdır, hatalıdır.

Modernleşme süreci, batıda bu halde sürmüş iken bizde hal; yapaydır. Yapay modernleşme ise, halk ile mutabakatsız bir hal ile, bir kısım “seçkin” tarafından topluma, “her şeye rağmen, zerk edilen bir dayatmadır”. Bunun iki nedeni vardır:
Birincisi, Osmanlı’nın yönetim anlayışının yani iktidar alanının mülga edilebilmesinin yegane yolu, onun türettiği dil, tarz, toplumla ilişki yönteminden uzak, bağdaşmaz ancak, eski sistemden usanmış, yorulmuş kimselere ışık tutan ve fakat güncel bir projeyi ortaya atmaktır. Nitekim bu yapılmıştır. Buna göre başta din olmak üzere, eski ilişkiler yumağını ayakta tutan her şeyi ortadan kaldırmak ile ancak sağlanabilecektir. Nitekim, Şükrü Kaya’nın “dinler işini bitirmiş vazifeleri tükenmiş yeniden uzviyet ve hayatiyet bulmayan müesselerdir” (Bkz: 4. Dönem, TBMM Zabıtları, Cilt.25 s.76-77) sözleri belirttiğimiz hususların zihniyet yansımasının söze dökülmesidir.

İkincisi ise, Cumhuriyet’in kurucularının modernleşme ülküsü ile yetişmiş olmalarıdır. Yeni Osmanlılardan, Jön Türklere; Jön Türklerden ise bu grup içerisinde hizipleşen Atatürk ve arkadaşlarına baktığımızda, süre gelen bir batılılaşma hareketi içerisinde yer almalarını görebiliriz. Bir kimse kendini, bir başkasını gördüğünde eksik hissedebilir. Batıda eğitim gören bu kimselerin, pozitivist, materyalist ve sosyal darwinist yaklaşımlar bağlamında tedrisat gördüklerini biliyoruz. Bu zaviyeden bakınca, kendi toplumları ile batı toplumlarını karşılaştırmışlar ve öğrendiklerinin topluma tatbiki muhakkak bir gerçeklik olarak algılamışlar ve işe koyulmuşlardır.

Bu ahval ve şeraitte yapılan, batı dışındaki modernleşmelerin karakteristik özelliğini gösterir: Toplumsal mutabakat aranmayan modernleşme tipi. Yani yapay/deneysel modernleşme.

Çoğumuzca anlaşılamadığı açık ve fakat anlaşılsa bile kabul edilip edilmeyeceği meçhul olan Modernleşme kavramının, yapayını ne kadar içselleştirebiliriz, bilinmez ama bilinen bir gerçek var ki mutabakatsız bir ideoloji belirlemesi, ne olduğu bilinmeyen bir toplum oluşturur. Bunu ortaya atanlar bir müddet sevinir ama, sonraki jenerasyonun hali bitaptır.

Nerden mi biliyorum?

Görüyorum ve yaşıyorum!
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.