ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Urfa’nın söyleyecek daha çok şeyi var!

Cüneyd Altıparmak

22 Mart 2013 Cuma 00:57
  • A
  • A

Şehr-i Kadim, Peygamberler kenti,  tarihin “sıfır noktası” olan Urfa’nın evvelden gelen soluğu ile, Türkiye’ye söyleyeceği çok şeyi var.

Duymak istemeyenlere, söyleyecek bir çift sözümüz var: “Burayı Dinleyin!”

Tarihten gelen, “birlikte yaşama kültürünün”, Cumhuriyet’in “halka inat” paradigmalarına rağmen kıyılan ama yıkılmayan örnekliğidir, Urfa… Urfa, kadimden gelen halkların kaynaştığı bir coğrafya, çok çok eski bir şehir (site) devletidir…

Adem’in ilk düştüğü saha yani ilk Arap, Kürt, Türk, Laz, Çerkez, İngiliz, Alman demektir…

Modernitenin ürettiği ayrımlara karşı durur, buranın Türk’ü, Arap’ı, Kürt’ü; Müslüman veya gayri müslimi…

Bu manada, Gümrük Hanı’nda oturup, iyi okuduğunuz da kenti, çözersiniz, dağdaki  PKK'lı ile asker ailesinin “hala” komşu olabildiğini yıllardır...

Bugün, terörü bitirme, barış süreci, İmralı görüşmeleri diye adlandırılan sürece STK’lar nasıl katkı veririz diye düşünürken ve birbiri ardına “bir işaretle” suni destek naraları atarken, ne kadar da içi boş kaldıklarının farkına, Urfa’da dün yaşanan bir olay ile varmış olmaları lazım..!

Niyetimiz, kimsenin çabasını heba etmek değil ama, barış sürecinde yeşil, sarı renklileri ve en bağımsızları dahil tüm  STK’lar sınıfta kaldı, süreci geç takip ettiler, bir yerlerden işaret ile dümenlerini çevirdiler. Zira inanmayı unutmuşlardı…

Ankara’da patlayan Ergenekon tipi “lav” silahlara inat, bir güzel ses yankılandı, Urfa’dan…

Şanlıurfa'da, bir grup STK’nın barış sürecine katkı sunulması için çatışmalarda şehit olan 25 asker ile ölen 25 PKK'lı ailesini yemekte bir araya getirmesinden bahsediyorum.

Ve bir ananın “dedem Çanakkale’de şehit, bir oğlum asker bir oğlum PKK saflarında” “yeter artık bitsin, ağlamak istemiyorum” demesi…

Başını bir grup -aşağıda isimleri zikrettiğim- hüsn-ü insanın çektiği ve şehrin Valilisinin de icabet ettiği bu girişim, yürekten kutlanası bir haldir…

STK’ların o merkeze bağlı yapısına inat, devlet resmiyetine bulaşmadan, sadece onların önünde gerçekleştirdikleri bu girişimden çok şeyler çıkarmalı, “düşünüp, akledenler”…

Satır arasında geçilmemesi gereken bir haldir bu… Devlet yetkililerinin Kürtçe konuşmasından ziyade, bu ortamın zaten var olduğunun bilinmesindedir keramet…

Buraya bakın beyler ve ağalar ve dahi devlet resmiyetçileri…

Halka rağmen değil, halk ile barış olur, buruşturup atın o bürokrasi evraklarını, görüşme notlarını, tutanakları ve zabıtları…Kendinizi sürece adapte etmenin adına “toplumu hazırlama” maltavalı uydurmayın… Halkların bürokrasisi ve güçleri arasındaki sorunu halka yansıtmayın artık…Halk bu coğrafyada hep barışıktı, siz küstünüz, şimdi derhal barışın!

Bu işte emeği geçenlere teşekkürler:

C. Azzat Birinci, Yusuf Sabri Dişli, Feridun Bülbül, Faruk Akbaş, Vildan Polat, Sabri Ertekin, Müslüm Çoban.

YORUM YAZ
TOPLAM 1 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - mazhar bağlı:25 Mart 2013, Pazartesi 20:05

    değerli hemşerimin ufuk açıcı analizleri bize ancak keyif verir.
    yöreğinize sağlık