ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Son Halka mı?, İlk Domino Taşı mı?

Cüneyd Altıparmak

06 Şubat 2012 Pazartesi 16:53
  • A
  • A
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin, iki daimi üyesi Çin ve Rusya’nın Suriye’ye dönük yaptırım kararını reddetmesi üzerine, objektifler tekrar ama öncekilerden daha dikkatli biçimde, Suriye’ye döndü.

“Gül Devrimi”, “Turuncu Devrim”, “Arap Baharı” (bu tabiler bile hatalıdır, zira bu bizim ürettiğimiz jargon değildir!) “Rusya’daki Seçim İsyanları” ve son olarak Zhu Yufu adlı bir muhalifin yargılandığı Çin’deki dava ve Çin Hükümetinin Ayaklanma Korkusu” birlikte ele alındığında, daha önceden muhalif olanların mağrur ama fakir tavırlarının yerini muktedir ve güç zengini durumun aldığını görebiliyoruz.

Yıllar öncesinden beri halkıyla arası kötü olan Suriye ile aramız iyi iken, bir anda dilimize pelesenk olan “Esed zalim, gitmeli” yargısının temelinde bizim tespitlerimiz, ilişki biçimimiz, diplomasimiz mi yatıyor? Bu yöneticiler bir sabah uyanıp da mı zalim oldular yoksa, biz mi habersiz kaldık?

Dış politikasını özgün biçimde yaptığını iddia eden Ülkemizin, bu olaylar cihetiyle, konjenktürel bir pozisyon almasının uluslar arası bağlantılarını düşünmek istemiyorum ama, Mısır ve Libya meselelerinde, rol alma isteğinin figüranlıkla sonuçlandığı senaryoyu anımsıyorum bir anda...

Bu anlamda, Suriye, aslında yeni bir sürecin ilk domino taşı olacak… Zira, istediğini BM’den alamayanlar bu kere (tıpkı öncekiler gibi) NATO’nun kapısını çalacaktır. Ya da bu işi Ülkemize verecekler ve ülkemizin doğrudan müdahalesini (uygun bir kıvama sokarak, mesela;ülkemize sıçrayacak ufak çaplı bir çatışmanın neden olduğu bir biçimde olabilir) sağlamak isteyeceklerdir. Çünkü, Suriye’ye giren Ülke, Rusya, Çin ve İran açısından yalnızlaşacaktır. Bu da, sürecin ilk evresi olacaktır.

Bu halde, doğu blokunun yeni üçlüsü (İran, Rusya, Çin) ile bu müdahaelyi yapanlar arasında ciddi bir zaten önceden varolan bir bloklaşmanın, net bir biçimde gün yüzüne çıkacağını söyleyebilir. Çünkü, Suriye, Rus ve İran ittifakının orta doğudaki tek temsilcisidir. Ve bunların Akdeniz’deki üssüdür. İran ve Rusya’nın bu denizlerdeki hakimiyeti için tek limandır.Öte yandan, İsrail konusunda Filistin’e en net desteği veren, İrani bazı unsurları bünyesinde barındıran bir devlettir.

Türkiye’nin Kürt politikası için de önemli bir konumdadır. Zira, Irak savaşı sonra kurulan federe bir Kürt Devletinin aynısının, olası bir işgal ve iktidar değişikliğinde Suriye’de kurulmasının muhtemel olduğunu söyleyebiliriz.

Yönetenleri zulmettiği bir doğrudur. Zulüm kötüdür, ama bu planların peşinde olanların insanlara yapılan zulümler ile ilgilendiklerini düşünmüyorum. Zira, böyle olsa idi şimdiye kadar harekete geçip, sorunu Hafız Esed döneminde çözerlerdi… Amaç, ileri deki şekillendirmenin Ortadoğudaki son kalesini, çökertmek ve böylece İran, Pakistan ve Afganistan coğrafyasını tam anlamıyla kontrol edebilmektir.
Suriye’nin düşmesi ile keşke zulümler bitse… Ama her iktidar kendi zulmünü getiriyor unutmamak gerek…

Bir zorbaya karşı, diğerini desteklemek nasıl bir vicdan sizce?
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.