ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Kent Katilliği..!

Cüneyd Altıparmak

07 Mayıs 2012 Pazartesi 10:41
  • A
  • A
Kent, bir birikimdir. Yapılardan, mabetlerden, sokaklardan, meydanlardan oluşur fakat, bütünü ile bunlar demek değildir. Bir ruhu vardır. Tabiatına müdahale edildiğinde, refleks verir. Ama o da bağrına bir bıçak saplanıp öldürülebilir, tıpkı insan gibi…

Bir Alman atasözü der ki, “kent havası insanı özgür kılar”. Yani, kentte, kent gibi bir yerde yaşamak insanı, bulunduğu tek düze ve her halinin kontrol etmesi gereken konumdan alır, kendisine “kendi” olma imkanını sağlar, bu sayede özgür kılar. Kent bu anlamıyla bireylerin üzerinde, kentten doğan kurallar dışında hiçbir dayatmanın olmadığı alanlardır.

Kent, insana bazı özellikler katar, bunun paraleli olarak kentli denilen kimselerin de kente bir şeyler katması halinde yaşama alanı ve imkanı genişler, gelişir. Aksine bir kentin yaşanamaz olduğunu söylemek işten bile değildir.

Günümüzde gelinen nokta vahimdir. Zira bir hakkı teslim etmenin, bir ilkeyi koruyabilmenin, bir durumun devamını sağlayabilmenin bence en basit ve üzücü şekli, yasaklamaktadır. Zira yasak, yönetilemeyen, rayından çıkmış işler için öngörülen bir kural koyma türüdür.Hali hazırda, (tüm Avrupa için geçerlidir) kentin imar, kirlilik, gürültü gibi hususlarındaki aşırılıkları, zarar verilme hallerinin önüne ancak yeni suçlar ihdas ederek geçebilmeyi zorunlu kılmaktadır. Bu eğilim, maalesef toplumun nasıl da kente karşı ihanet içinde olduğunu göstermektedir.

Hemen herkes, kendi yaşadığı kentte, imara aykırı binalar, çıkmalar, park alanlarından tahvil ile konut alanına dönüştürülen yerler, ilginç imar planı tashihleri, büyük şirketlere tanınan usulsüz imtiyazlar, uygunsuz kat yükseklikleri, orman arazilerine kondurulmuş haksız binalar, kamu ait alanların peşkeş çekilmesi, belediye arsalarının ucuza satışı ve sair konular ile hergün karşılaşmakta, duymakta ve bilmektedir.

Bunun sebebi kimdir, sonucu kime dokunur diye düşündük mü?
Sebebi başlıca siyasettir. Her dönem böyle olmuştur. Böyle olmaya devam edecektir. Özel yasalar, siyasi baskılar kente karşı işlenen bu aymazlığın hem kaynağı hem de sonucu olacaktır. Bir yerde ne kadar imar plan değişikliği var ise, o ilin doğallığına o kadar müdahale vardır. Bu biçimde düşünerek, gidip belediye meclisinden plan değişikliklerini bir bakın isterseniz! Gidip bakıp da anlayınız, siyasetin aslında nasıl bir çözüm noktası olduğunu bu ülkede! Ha keza tarihi mekanlar.Bu konudaki iltimaslara bir bakıp, çözülen problemlerin kimleri nasıl avantajlı hale getirdiğini anlayın!

Bir başka sebebi yani faili ise, Prof.Ruşen Keleş’in ifadesiyle, “kentleşmeden, kentleşen insanlar”dır. Yani kent olgusunu içselleştirmeden, bu birikimi okumadan, toplum-kent-birey-yaşam denklemini algılamadan kentte yaşayan kimselerdir. Rantın, para kazanmanın ne pahasına olursa olsun esiri olan bu insanlardır, kent olgusunu mahveden…Aymaz müteahhitler, büyük şirketler, güvenilmeyen mimarlar ve yetkililerdir.

Bu tekinsiz kimselerin ortalıkta cirit atmalarının, en büyük sebebi bizleriz. Suçumuz yaşadığımız kente sahip çıkmamak…Bağırmamak, göz yummak. Şikayet etmemek, unutmak. Bana neci davranmak…

Unutmayın bu kentin katilleri, biz sustuğumuz için varlar…
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.