ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Demokrasilerde Aday Olmak - 3

Cüneyd Altıparmak

28 Aralık 2011 Çarşamba 07:49
  • A
  • A
Parti mekanizmalarının işleyişinde (bir kısmına yukarda değindiğimiz gibi) birkaç temel öğe mevcuttur. Bunlar; parti örgütü üyelik ve liderlik parti disiplini partilerin finansmanı partilerin aday belirleme yöntemleri gibi ilkelerdir. Bu asli unsurlar bir partinin işleyişi ve seçim strateji ve yöntemleri açısından önem arz etmektedir. Günümüzde oy kullanmak, seçimlerde bir partiyi desteklemek çoğu zaman partilerin programlarını, liderlerini veya partinin yerel bölgede gösterdiği adayın kazanması amaçlıdır. Demokratik rejimlerin vazgeçilmez öğesi olan siyasi partiler arasındaki iktidar mücadelesinin en belirleyici unsularından birisi de, partilerin aday belirleme süreçleridir. Çünkü bir siyasi parti seçimi, seçeceği bir adayla kazanabileceği gibi kaybedebilirde. Bu da iktidar mücadelesini ve bunun bir yansıması olan meclis dağılımını etkileyebilir. Öte yandan siyasal partilerin aday belirleme süreç ve yöntemleri, demokratik rejimin temsil müessesi ile doğrudan alakalıdır. Çünkü demokrasilerde yönetenlerin seçilmesi her aşamada halkın iradesi ile olmalıdır. Adayın halkın önüne getirilirken de demokratik esaslar benimsenmelidir. Yukarda da belirttiğimiz gibi demokrasiyi içselleştirmeyen bir siyasi partinin demokratik olması ve demokrasiye hizmet etmesi mümkün değildir. Siyasi parti adayları, milletvekilliği için parti adına seçime girebilecekleri, parti makamlarınca, hukuk kurallarına uygun şekilde yetkili makamlara bildirilen kişilerin, topluma bildirilmesi ile belli olur. Bu konuda partilere büyük işler düşmektedir. Başvuran adaylar arasından bir seçim yapmak ve hatta bu adayları sıralamak dahi partiler tarafından yapılmaktadır. Bu hususa ilişkin olarak partiler bazı usulleri seçmişlerdir. Adayların belirlenme yöntemini iki başlık altına inceleyebiliriz. Bunlar ilkin adayın kişi olarak parti tarafından seçilmesi ve diğeri de parti adaylarının listedeki sıralarının belirlenmesidir. Buna göre yazımızı okunmasını kolaylaştırmak için başlıklar altında ele alacağız.

Adayın Kişi Olarak Tespit Edilmesi…

a.Parti Liderince Belirleme Sistemi:Adaylığın parti içi bir süreç olarak kabul edilmesinden kaynaklanan bir sistemdir. Partilerin kurulmasından itibaren gündemde olan bir aday belirleme sistemidir. Bu sistemde parti başkanı veya beraberindeki sınırlı sayıda ve partinin üst düzey kimseleri tek yetkili kimselerdir. Bu durum 19.yy gelinceye kadar Amerika’da uygulanmış bir sistemdir. “Caucus ” adı verilen bu sistemde, parti yöneticilerinden çok sınırlı sayıda kimseler etkin olduğu için, parti içi demokrasi olgusuna aykırı bir durumdur. Hatta bu yapı parti içersinde oligarşik bir yapıya dönüştüğü için günümüzde bu sistem ya terkedilmiş yada oldukça yumuşatılmıştır. Ancak bu tip bir sistem fiilen günümüzde uygulanmaktadır. Çünkü parti içi aday belirlemelerde partinin üst yönetiminin veya belirli bir grubun (hizip) etkinliği fazla olabilmektedir. Bu sistemde siyasal parti liderinin mizacı ve kendi öncelikleri, partinin aday gösterme prosedürlerinin yapısıyla ilgili neticeler doğurmaktadır. Örneğin Fransa’da partinin güçsüz olduğu bölgelerde kendi isteğine göre aday göstermesi mümkün kılınmıştır. Ancak bu sistemin uzantısı olan bu durum son derece kısıtlıdır. Parti başkanınca belirleme usulü, genellikle tek parti sistemlerinde adayların ulusal listede gösterilmesi şeklindedir. Bu sistem otoriter bir sistem olup, siyasi partilerde liderler hakimiyetine yol açmaktadır. Bu sistem de seçimler, parti liderince seçilen kişinin onaylanmasından başka bir şey değildir. Bu, günümüzde üçüncü dünya ülkelerinde, bölünme tehlikesine karşı veya birliği sağlamak için halen kullanılan bir durumdur.

b-Parti Örgütünce Belirleme Sistemi:Parti liderince belirleme yönteminin yerine alternatif olarak çıkmış bir sistemdir. Bu sistemde partililer yani parti üyeleri daha etkindir. Ancak burada bir takım sorunlar çıkmaktadır. Bu sorunun nirengi noktası; adayları belirleyen organların ne olacağı ve bu organların partinin yerel organlarının mı yoksa genel (merkez) organlarının mı olacağı problemidir. Bu açıdan bakıldığında Parti Örgütünce Belirleme Sistemi üç farklı şekilde oluşabilir. Bunlar başlıca, parti üyelerinin bütünü tarafından belirleme, parti delegeleri tarafından belirleme ve karma yöntemdir. Bu sistem İngiltere’de, Fransa’da, Almanya’da, İtalya’da, Hollanda’da, Norveç’te, İrlanda’da ve Belçika’da uygulanmaktadır. (Ancak bu uygulamalar farklılıklar göstermektedir)

aa-Parti Delegelerince Belirleme:
Bu usulde adaylar, parti üyeleri arasından seçilen, delegeler tarafından oluşturulan kongreler tarafından seçilmektedir. ABD’de convention adı ile anılan bu sisteme Avrupa’da da rastlanmaktadır. Caucus’a göre genişlemiş olması ve bu kadroya ve bu kadroya parti üyelerince görevlendirilmiş delegelerin de katılması ; bu usulün parti içi demokrasinin gerçekleşmesine daha uygun bulunmasına yol açmaktadır. Fakat sistemin sakıncalarına değinmek gerekmektedir. Bu sistem siyasi partilerdeki oligarşik eğilimleri ortadan kaldırmamaktadır. Çünkü parti merkez organlarının, belirlenen adayları onaylamaması, belli bir oranda aday göstermeleri veya aday adaylarını belirleme gibi yetkileri, parti tabanına büyük ölçüde hakim olabilmeleri ve istedikleri adayları seçtirebilme yollarını açık tutmaktadır
Bu sistemin uygulanmasına ilişkin bazı örnekleri verirsek; bunların başında, parti üyelerinin seçtiği delegelerin katıldığı kongrelerde adayların seçilmesi, delegelerin katıldığı toplantılarda seçilen adayların, parti merkezi organlarının onayına sunulması ( İngiltere’de bu yöntem İşçi Partisi ve Muhafazakar Parti tarafından uygulanmıştır), adayların belirli bir oranının seçim çevresindeki delegeler tarafından, diğer kısmının ise partinin merkez organlarınca seçilmesi, seçim çevresindeki delegelerin seçtikleri aday adaylarından birinin parti genel merkezince seçilmesi (Türkiye’de 1960 öncesinde bu yöntem CHP’de uygulanmıştır) gibi yöntemler gelmektedir.
bb-Parti Üyelerinin Bütünü Tarafından Belirleme:
Parti içi bir süreç olarak kabul edilen aday belirleme işlemi, parti içince demokratik ortamı sağlama ve partide belirli bir sınıfın egemenliğine son vermek için geliştirilmiş bir yöntemdir. Böylece parti içinde oligarşik bir yapı oluşmaz. Bu yönteme bu yüzden ‘parti içi ön-seçim’ de denilebilir. Bu yöntemde adayların belirlenmesinde ağırlık parti yerel örgütlerindedir. Örnek olarak Belçika’da adaylar bütün kayıtlı parti üyelerinin katıldığı ön-seçimlerde belirlenmektedir. Almanya’daki federe devletteki adaylar parti organlarınca gizli oy ile seçilmektedir.
cc-Parti Tabanı ile Üst Yönetiminin İşbirliği ile Belirleme:
Adayların parti üyeleri veya delegeler tarafından seçildiği sistemlerde de parti içi oligarşik eğilimlerin bir sonucu olarak parti yöneticilerinin, delege ve üyelerin kararlarını büyük ölçüde etkilemek mümkün olduğu malûmdur. Ancak bazı partilerde tüzük ve yönetmeliklerle yöneticilere, örgütün karalarını veto etmek yetkisinin verilmesi veya örgütün yöneticilerin tespit ettiği isimler arasından parti adaylarını seçmek zorunda bırakılmaları oligarşik eğilimleri doğurmaktadır. Bunun için karma bir usul geliştirme yoluna gidilmiştir. Gerek delegelerin gerek üyelerin seçtiği adayların parti üst yönetiminin de içinde bulunduğu bir süreçte seçilmesi işlemidir. Parti üst yönetiminin katılması önerme, onaylama ve önerilen adaylardan birini seçme gibi bir yetkinin kullanılması şeklinde olabilir. Bu yöntemle parti içinde bir denge ve kuvvet dağılımı hedeflenmektedir. Avrupa’da ki uygulanmasında aday belirleme yetkisi genellikle iki uç arasında bir noktada toplanmıştır.

c-Ön Seçim Sistemi: ABD’ye özgü olan bu sistemde; partililer veya parti taraftarları adayları belirler. Burada ‘partili’ kavramı Kıta Avrupa’sındaki gibi aidat ödeyen veya üye olan kimseleri kapsamamaktadır. Yukarıda da değindiğimiz gibi ABD’de ilkin causus sistemi uygulanmakta idi. Ancak zamanla tabandan gelen baskılar neticesinde adaylar konvensiyonlar (convention) tarafından belirlenmeye başlandı. Bu sistem de beraberinde parti içinde belirli politikacıların egemenliğini meydana getirdi. Çünkü konvansiyonlar yerel çevrede, partili seçmenlerce seçilen delegelerin, yönetici komitelere girmeleriyle oluşuyordu. Parti liderlerinin veya çevresinin istediği adayları seçmeyen konvansiyonların değerlendirmeleri iptal ediliyordu. Böylece parti içi etkin zümre, kendisine uygun bir konvansiyon oluşturuyorlardı. Bu sakıncaların giderilmesi isteği ön seçimi (primary) gündeme getirmiştir. Ön-seçim siyasal partilerin yasama organına gönderecekleri adayları saptama işlemidir. Bazı siyasal sistemlerde, aday belirleme, parti içi bir sorun olarak algılanmaktadır. Oysa ABD’de bu süreç genel seçimlerin bir parçası olan ve parti-içi bir olgudan çok hukuksal bir durum olarak kabul edilmiştir. Ön –seçimler sayesinde adayın seçimlerde kesin bir sonuca ulaşması hedeflenmektedir. Ön seçim bir partinin asıl seçmenlerinin adaylarını belirlemeye yarayan seçim öncesi oylamadır. Yani parti, adayını ‘partililer’ belirlemektedir. Bu sistemi, ABD’de her federe devlet kendi usul ve kendine özgü biçimde uygular. Ama hepsinde ön-seçim vardır. Federe devletlere göre değişen başlıca iki tip ön seçim vardır. Bunlar Kapalı ön-seçimler ve Açık ön-seçimler.

Ön seçim hukuksal bir durum olduğu için örgütlenmesi ve düzenlenmesi devlet tarafında yapılır ve genel seçimler gibi cereyan eden bir süreçtir. Örneğin bu sistemin en iyi uygulandığı Washington Federe Devletinde oy pusulaları partilere veya gösterilen adaylara göre belirlenmemektedir. Seçmenin önüne gelen kağıtta adayların (yerel veya ulusal) görevlerine göre bir gruplama mevcuttur. Çünkü bilindiği gibi ABD’de yerel yargı ve yönetim çevreleri seçimle doldurulmaktadır.




YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.