ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL15°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

“Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları”

Cüneyd Altıparmak

03 Mart 2013 Pazar 16:29
  • A
  • A

Başlık; bir kitap ismidir. Kitap ise küresel dünyanın şirketlerinin kapitalizm cinnetine katkıda bulanan birinin, akıl almaz itiraflarını içerir…

Üç cilt halinde April yayıncılıktan çıkan bu kitapla, her önemli kitap gibi “geç tanıştım”. Kitabı akıcı ve anlaşılır biçimde Türkçeleştiren Murat Kayı’ya en az yazar John Perkins kadar teşekkür ediyorum.

Kitabın arka kapağında yer alan “…okursanız özellikle petrolü olan Güney Amerika ülkelerindeki darbeleri, İran’da 1950’lerde yaşananları, Irak operasyonunu ve merak ettiğiniz daha bir çok sorununun cevabını bulabilirsiniz” şeklindeki Yiğit Bulut’a ait sözler, kitabı okuyunca derinleşen “küresel kapitalizmin ayak oyunlarının matematiğini” zihninize kazıyacaktır. Olaylara artık bu zaviyeden bakmaya başlayacak ve birçok kişiden iğreneceksiniz, bir çok güncel gelişmeyi (örnek: Arap baharı, Suriye mevzuu, Katar ve Suudi Arabistanı vs) çok net anlayacaksınız…

Bize göre bir demokrasi arayışı gibi görünen halk hareketlerinin, bir başka amaca hizmet ettiğini net biçimde ortaya koyacak bu kitap.

Sizce de; Kitaptaki, “…Yaşanan şey  onlar için çocuklarının ve kültürlerinin ölüm-kalım mücadelesiyken, bizim için güç, para ve doğal kaynak savaşı, aynı zamanda dünya egemenliği için girilmiş mücadelenin ve birkaç hırslı insanın küresel imparatorluk rüyalarının parçasıydı”  biçiminde tümcesi fazlasıyla özetlemiyor mu zaten konuyu?

Kitap; otoyol, liman, havaalanı gibi ulaşım, elektrik santralleri gibi alt yapı hizmetlerinin bir plan çerçevesinde ülkelerin faydasınaymış gibi görünen ve bir biçimde toplumsal alt yapısı hazırlanmış biçimde sunulan hizmetler ile ülkelerin borçlandırılmasının nasıl yapıldığını ve sonuçta bu borçlanma sebebiyle, ABD’nin kendi vermiş gibi göründüğü parayı, yine kendisinin olan firmaların projelendirmesi yahut inşa etmesi ile aslında ülke dışına hiç çıkarmadan, kredi faizi sömürülecek bir ülkenin nasıl bağımlı hale getirildiğinin öyküsünü içerir. Yani, bir ülkeye krediyi veren Washington bankalarındaki para, proje ve inşaat işleriyle uğraşan ve ihalesi bir biçimde bu New York, Houston veya San Francisco’daki firmaların banka hesaplarına nasıl aktarıldığı ele almaktadır…

Yazar; tüm pişmanlıklarını, arkadaşlarını yaptıklarını ve biraz da yapmadıklarını anlatarak günah çıkarıp, itiraf ederek rahatlamaya çalışıyor. Kitabın her satırında yaşadığı pişmanlık ve içinde bulunduğu gereklilik arasında kendiyle mücadele için bir üslup görmeniz mümkün…

Mesela, Panama Kanalını, İran meselesini, suikastları, Suudi ailesinin iç çelişkilerini, bayan zaafının nasıl kullanıldığını, gerçekten onurlu liderleri, ABD’nin kıta hakimiyetini, Japonya-ABD ittifakını….buna benzer bir çok meselenin iç yüzünü bu kitapta görmeniz mümkün… Belki şaşırmayacağınız şeyler bu okuyacaklarınız ama, hiçbir şekilde bu kadar net itiraf edildiğini de görmüş olamazsınız!

Yazar; ABD’nin yaptırmak istediklerini “yap-tır-mak” için bir “silsile-i meratib(!)” takip ettiğine şu sözleri ile dikkat çekmektedir:

“…Ancak eğer başarılı olamazsak, devreye biz Ekonomik Tetikçilerin ‘çakallar’ olarak nitelendirdiği ve soylarını doğrudan o eski imparatorluklara dayandıran, çok daha sinsi bir tür girer. Çakallar her zaman oradadır; gölgede beklerler. Ortaya çıktıkları zamansa, devlet başkanları ya devrilir ya da ölümcül kazalarda yaşamını yitirir. Ve eğer şanssızlık sonucu çakallar da başarısız olurlarsa o zaman (Afganistan ve Irak’ta olduğu gibi) eski usuller ortaya çıkar. Çakalların başarısız olduğu yerde genç Amerikalılar öldürmeye ve ölmeye gönderilir”

Peki…”ekonomik tetikçi ne demek?” şeklinde bir soru gelebilir… İtiraçı yazarın sözleri ile cevap verelim:

“Ayakkabı ve spor malzemesi pazarlayanlarından, ağır endüstri ürünleri imal edenlerine kadar, her büyük uluslar arası şirketin kendi ekonomik tetikçi eş değerleri vardı. Bu gidişat hızla tüm dünyaya yayılıyordu. Serseriler deri ceketleri çıkartıp, takım elbiselerini giymişler ve bir saygınlık  havasına bürünmüşlerdi. New York, Chicago, San Francisco, Londra ve Tokyo’daki şirket merkezlerinden gelen kadın ve erkekler, tüm kıtalara dağılıp, namussuz politikacıları ülkelerinin şirketokrasinin egemenliği altına girmesine izin vermeleri için ikna etmeye, çaresiz insanları da emeklerinin imalathanelere ve üretim hatlarına satmaya teşvik etmeye çalışıyorlardı”

Sistemi anlamadan, sisteme çatanların günahı olmaz bizce, ama bu sistemi bilip buna ram edenleri ne yapmalı onu biliriz!

Okunması gereken bir kitap değil, bilinmesi gereken gerçeklerdir, yazarın yazdıkları...!

Bizden söylemesi…

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.