ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Anayasasız mı kaldık?

Cüneyd Altıparmak

01 Ekim 2012 Pazartesi 23:26
  • A
  • A

Ak Parti Kongresini bitirdi… Barzani geldi… Transferler oldu siyasette… Alan kapmalar, gruplar arası çekişmeler, siyaset üstü isimlerin kavgası… Artan çatışmalar, ölümler, yüreği yanan analar… Suriye tedirginliği, yaklaşan ABD seçimleri derken, Meclis açıldı. Gözlere orada, nasıl bir anayasa çıkacağı merakındayız!

Ülkemde, anayasa konusunda ittifaka varılamasa da, bu 1982 model anayasanın bu ülkeyi daha fazla taşıyamayacağı konusunda, meclisin hem dışından hem içinden, siyasi olsun olmasın herkesin ittifak ettiği nettir.

Yani özce artık hemen herkes; bu “anayasanın meşru bir zeminin kalmadığını” belirtmektedir.

Hatta bir adım ileri gidelim, bu anayasayı yapan komutanların yargılanması demek, başka hiçbir söze mahal vermeyecek netlikte demek istediğimizi anlatır.
Anayasalar, çıkarıldığı toplumun taleplerine uydukça, cevap verdikçe “var” olurlar. Eğer, bu vasıfları taşımıyorsa, “yok” hükmündedirler. Bu durum karşısında “genel devlet teorisi” diliyle Ülkem; meşru zemine dayanmayan bir anayasası olduğu için, sadece anayasası olan ve fakat anayasal bir devlet olma niteliğinde tereddütlere muhatap konumdadır. Bu halin yeni anayasa “meclis fırınından” çıkıncaya kadar fluluğunu sürdüreceği bir gerçektir. Bu bir tür anayasasızlık durumudur ve bu halden kurtulmak için izlenen “itiraz edilmeyen maddeleri formüle etme yöntemi” de anlamsızdır. Sorun, yazımla ilgili değil, anlamayla ilgilidir. Yine, her şeyi salt bir anayasa tartışmasına dönüştürmek kadar sıkıcı bir durum da yoktur.

Hükümetin el çektiği, Meclis başkanı maiyetinde yürüyen süreçte, kimin neyi isteyip istemediğinin, bir gündemi kapatmak için kullanılan harç kıvamındaki anayasa tartışmalarında aranması ya da bizleri bu hale getirmek ise ayrı bir garipliktir. Eğer bir ülke Anayasayı değiştirecekse, ana gündemi de bu konu olmalıdır.

Abartıyorum; savaş çıksa bile..! Yaşanan basit bir kazadan, bombacıların, Suriye’li askerlerin, İran’ın, ABD’nin ve sair, hemen herkesin “yeni anayasayı istemediklerine” bizleri inandırmak, buna gayret etmek de, bu işi yapmak istememenin yeni bir adı mıdır acaba?

Sorun, anayasayı değiştirme kudret, kuvvet ve kabiliyetine sahip olanların, bunu gerçekten isteyip istemedikleri ile, milletin taleplerine uygun bir metin üretip üretmeyecekleri alanından alınıp, farklı mecralara savrulmaktadır, neden acaba? Bu büyük bir hatadır.

Ülkedeki her şeyi Anayasa değişikliğine bağlama bu yolla olumlama/olumsuzlama cihetine gitmek, sorunun bir metin değişikliği değil, bir zihniyet değişikliği ile aşılabileceğini göstermektedir. Öte yandan anayasal bir devlet olmak için illaki bir anayasanızın olmasına gerek yoktur, hatta anayasası var diye sadece anayasal olmayan bir çok devlet vardır, BM’ye bile üyedir bunlar. Anayasal olmak bir gelenek işidir, tıpkı diktatör olmak gibi. Her ikisi de geçmişten gelen bir devlet aklının ürünüdür, şimdiye dayanmaz, bir anda olup bitmez. Misal İngiltere, anayasasızdır ama anayasal bir hukuk sistemi ile yönetir devletini.

Bu süreçte, bu tespitimiz doğrultusunda yapılan hataya kim hizmet ediyorsa, millete karşı sorumlu olacaktır. Bunu gören hükümet müdahale etmiyorsa; bunu bilen anamuhalefet konuşmuyorsa, diğerleri de bu paslaşmadan memnun oyunu izliyorsa ülkeye zarar verdiklerini bilmeleri gerekir..!

Sözün özü, problem; Ülkemin devlet aklının bu anayasasızlık halinden memnun olması mı acaba? Ya da, daha bir şeye karar vermemiş olmasından mıdır?

Yoksa, “Anayasasız mı kaldık acaba?

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.