ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL15°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

01 Mart 2011 Salı 09:08
  • A
  • A
O günü hiç unutmam. Nasıl unutabilirim ki? Hayatımın dönüm noktası diyebilirim.

Kapı açıldı. Benim gibi birçok öğrencinin anlayamadığı, bundan dolayı da sıkıcı bulduğum matematik dersinin eğlenceli öğretmeniydi içeri giren. Verilmiş olmak için verilen kısa bir selamdan sonra derse başladı. Oran orantı, denklem çözme, a lar, b ler, x ler, y ler derken artık boğulacağımızı hissettik. Bunu fark edince her zaman yaptığı gibi ders anlatmayı bıraktı. Bu yönünü çok severdim. Bizim anlamamız için çok çaba sarf eder, sıkıldığımızı anlayınca – ki bu her dersin ilk yarısını geçince olurdu – dersi keser rahatlamamız için ya şarkı söyler ya dün akşam ki diziden bahseder ya da sınava hazırlık sürecinde neler yapmamız gerektiğine dair bilgiler vererek rehberlik yapardı.

Tahtaya şu beş maddeyi yazdı.
1- İki çocuk annesi ( 32 yaşında )
2- Lise öğrencisi ( 15 yaşında )
3- Dünyaca ünlü yazar ( 47 yaşında )
4- Beyin cerrahı ( 52 yaşında )
5- Emekli işçi ( 65 yaşında )

Sonra da bize şu soruyu sordu : “ Siz bu beş kişiden sadece ikisini kurtarabilecek imkâna sahip olsaydınız hangilerini kurtarmak isterdiniz? Ve neden bu kişileri seçerdiniz?”
Sırayla hepimiz cevapladık. Kimi anne dedi kimi lise öğrencisi kimi yazar ya da emekli işçi diye cevap verdi. Ama hepimizin seçtiği ikinci kişi beyin cerrahıydı. Ben yazar ve cerrahı seçeceğimi söyledim. Ve neden sorusuna ise istinasız hepimiz seçtiğimiz kişilerin şu ya da bu şekilde insanlara faydalı olacağını düşündüğümüz için onları kurtarmak istediğimizi söyledik.

Hepimizi dinledikten sonra cevaplarımızı önceden biliyormuş gibi bir gülümseme yüzünde belirdi ve bize önemli olanın insan olduğu, faydacı bir bakış açısı ile dünyaya baktığımızı, verilecek olan cevabın hiç fark etmez herhangi iki kişiyi kurtarırım olması gerektiğini söyledi.
Ama zaten bizlerde herhangi iki kişiyi seçerken seçtiğimiz kişilerin insanlara faydalı olan kişilerden olmasına dikkat etmiştik.

İşte o an bir şey fark ettim. Herkes yaşaması gereken kişinin sosyal statü bakımından yüksek bir yerde olması gerektiğini düşünüyordu. Şu ufacık topluluk arasında bile önemli olan şey toplum da mesleğinle nerede olduğundu. Bu düşünce beynimde bir ampul gibi yanınca benim de ileride iyi bir yere gelmem gerektiğini düşündüm. Bu motivasyon bende inanılmaz bir ders çalışma arzusu meydana getirdi. Ve o günden sonra çok çalıştım. Sadece matematikle değil diğer derslerle de aramı düzelttim.

Şimdi bir bankanın genel müdürü olarak öğretmeni mi ziyarete giderken onun farkında olmadan hayatıma yapmış olduğu bu büyük katkıdan dolayı ona teşekkür edecek ve ellerinden öpeceğim.

burakgorentas@gmail.com
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.