ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL15°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Gamlı hazanın seherine uyanmak

Berna Uslu Kaya

24 Haziran 2013 Pazartesi 16:44
  • A
  • A

“Bir gamlı hazanın seherinde
Israra ne hacet yine bülbül?
Bil, kalbimizin bahçelerinde
Can verdi senin söylediğin gül!”

Ahmet Haşim, “gamlı bir hazan” makamında, “kalbimizin bahçelerinde ölmeyecek” eserleri ile Türk şiirine yön vermiştir. Onun “ısrara ne hacet?” dediği bülbülü kendisinden sonraki kuşakların içinde şakıyacaktır. Neden öncüdür Ahmet Haşim? Yüzünün bir yarısı çöl rüzgarı ile, diğer yarısı deniz meltemi ile kavrulduğu için mi? Hasta bir annenin eteklerine değen Dicle suyu ile şairliği yıkadığı için mi? Yüzünü eline gererek, realiteden kaçıp, sembolizm duvarları altında şiir dilini yonttuğu için mi? Yoksa, Ahmet Haşim gelenekten içtiği Galip zemzemini, Batı’nın diliyle yeniden var ettiği için mi? Üstad, terkibine ulaştığı edebi dil zenginliğini kuşaklar sonrasına yayan bir büyük hazine olarak hala “sözden ziyade sesiyle” içimizde yaşamakta. Ahmet Haşim, onu anlamak için bükülen ruhlarımıza ilham olan sesin kaynağıdır. Bu billur kaynağın derinliklerinden,  “Haşimane Bir Ağıt” işitir onu okuyanlar. Bu, her daim Bağdat çölü toprağından yükselen, ulu bir çığlıktır aslında.

Ahmet Haşim’in, “Zannetme ki güldür ne de lale / Ateş doludur tutma yanarsın / Karşında şu gülgun piyale” mısraları ile çocuk yaşta tanıştığımda, elimi ateşe sürdüğümün farkında bile değildim. Haşim, bana “tutma” dese de, yüreğim tutmuştu çoktan elini. Bir garip hal birlikteliği misali mısra aralarında yaşamaya başladık birlikte.  Hasta annesinin eteğini tutan ve o durgun sularda aksini seyreden Haşim’i hayal eden zihnim, onun yazı masasında buruşturup attığı kağıtları toplardı sessizce. Üstadım, ömür merdivenlerini “ağır ağır çıkarken” ben de eteklerine biriken güneş rengi yaprakları düşlerdim uzun uzun ve aradan geçen yıllara inat onun baktığı “semaya” dalardım kimi zaman. Ben de onun kadar hüzünlü ben de onun kadar ağlayarak…

“Melali anlamayan nesle aşina olmayan” Haşim, hayatını “Yorgun gözünün halkalarıyla” seyredendi. Dilindeki “Akşam, yine akşam, yine akşam” nakaratı arza yükselirken, en çok da kendini, aynadaki aksini beğenmedi. “Başım” şiirinde yüzüne çarpılan sesi, Rabbinin katına çaresizlikle gitti. “Ah Yarabbi, nasıl birleşti/ Bu çetin başla bu suçsuz bedenim.” Diye inlemesi, yalnızlığın homurtusunu işittiği içindi. Sevdi o da kadınları. Annesinden izler bulduğu, mahzun bakışlı olanlarını... Kimi zaman onlara da kızdı ve yine kaleminin kelamına sığınıp sesini gök kubbede çatlattı. “Dönsek mi aşkın şafağından?” diye geçirdi içinden, lakin beceremedi aşkın hiçbir türlüsünü terk etmeyi. “Dönmek mi? Ne mümkün geri dönmek? / Düştüyse gönüller bu melale?” cevapsız soruları heybesinde, savaş toplarının eşiğinde hep şiir hassasiyetine dair kalan adamdı Haşim. En çok da bu yüzden eleştirildi, en çok da şiir cephesini bu kavgalarla dile getirdi, lakin tüm bunlara inat son nefesine kadar “sözden ziyade musikiye yakın” kelime aralıklarının terennümünden hiç vazgeçmedi.

“O Belde” şiirinde çizdiği evrende kendi kızıllığında nefes alan, bir garip çöl bedevisi Ahmet Haşim’di. “Son kızıllıkla yanan bir dalda” eski veda türkülerini ağlatan nefesti. Ufka doğru giden alev yüklü sandalına bindiğinde, ahir ömrü 1933’te kilitlendi. Ömrü, şafaklarında yeni çiçek açmış tomurcuklarıyla kardeşti belki, ama o, ömrü gibi eksik şiirini son kez şöyle bitirdi: “Gerçi ömrüm benim bir ateşti / Elimiz dalgalarda birleşti.”

Haşim, engin şiir deryasını ateş dolu ömründe yakan ve kendisinden sonrakilerin şiir dimağına eşsiz bir lezzet katandı. Tuhaf olan, benim ateşten ömrüm onun öldüğüne hiç ama hiç inanmadı. Zira onun mercan dalları, benim gölgeli dünyamda kımıldarken, ruhum onun ses makamına her zaman yakındı.

“Gök yeşil, yer sarı, mercan dallar
Dalmış üstündeki kuşlar yâda!
Bize bir zevk-i tahattür kaldı
Bu sönen, gölgelenen dünyada!”

YORUM YAZ
TOPLAM 1 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - YASAR KOSGER:30 Haziran 2013, Pazar 21:16

    GERCEK COK GÜZEL