ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Ayrıştırma... Kapıları çalan aynı!

Berna Uslu Kaya

03 Eylül 2013 Salı 17:20
  • A
  • A

 

“Kapıları çalan benim

kapıları birer birer.

Gözünüze görünemem

göze görünmez ölüler”

 

Sene: 1945… Herhangi bir 6 Ağustos sabahı…

Yer: Hiroşima

Amerika’nın ilk atom bombası saldırısı… 66 bin kişi katlediyor. 69 bine yakın yaralı… Ölenlerin içinde çocuklar çoğunlukta!

“Hiroşima'da öleli

oluyor bir on yıl kadar.

Yedi yaşında bir kızım,

büyümez ölü çocuklar.”

 

Aynı yıl: 1945, Hiroşima’dan üç gün sonra…

Yer: Nagasaki

Amerika’nın ikinci atışı… Bir atom bombası daha! 100 bine yakın ölü. Ölenlerin çoğu çocuk!

“Saçlarım tutuştu önce,

gözlerim yandı kavruldu.

Bir avuç kül oluverdim,

külüm havaya savruldu.”

 

Sene: 1988, bir bahar günü… 16 Mart!

Yer: Halepçe

Saddam Hüseyin’in talimatıyla, “Kimyasal Ali” Halepçe’ye zehirli gazla saldırı emrini verir. 5000’den fazla ölü… Ölenlerin içinde çocuklar çoğunlukta!

 

“Benim sizden kendim için

hiçbir şey istediğim yok.

Şeker bile yiyemez ki

kağıt gibi yanan çocuk.”

 

Sene: 2013! Uzay Çağı diyenler de var!

Yer: Suriye

Esad, Şam'ın Doğu Guta bölgesine kimyasal silahlarla saldırır. 1300’den fazla ölü! Ve ölenlerin büyük çoğunluğu yine çocuklar!

 

“Çalıyorum kapınızı,

teyze, amca, bir imza ver.

Çocuklar öldürülmesin

şeker de yiyebilsinler.”

 

Nazım Hikmet, 1956 senesinde yazdı “Kız Çocuğu” şiirini. Kapıları çalan çocuklara… Göze görünmeyen çocuklara… Bir daha asla şeker yiyemeyecek çocuklara… Aslında “ölü” doğan ana kuzuları onlar. Tıpkı Bulgaristan’da ölenler gibi, tıpkı Doğu Türkistan’da katledilenler gibi... Oysa savaşları da kutsar insanoğlu. Tarih “şanlı” geçmişine beyaz bir sayfa açar kimi zaman. Çanakkale’de, Arıburnun’da... Bir milletin kaderini değiştirenler de çocuk yaştadır doğru, ama namlunun ucunda ölmeye şehadet etmiş bir soy vardır orada. İnsan vatan için ölür de öldürür de, ama T. Fikret’in dediği gibi, vatana borcun ölmek değil; yaşamaktır. Oysa haince, hunharca, zalimce... Gözünü kendinden güçsüze, sivile yöneltmiş bir namlu, insanlık tarihinde lanetlenmeye mahkumdur. İnsanın dostu da olur düşmanı da... Devletlerin de öyle. Bir de kendi milletini düşman ilan edenler var tabi... Esed gibi, Saddam gibi... Diktasını tanımayan herkese savaş açanların tek saltanatı, idam sehpasında olmuştur! Bu nedenle bir yöneticinin amacı insanlık burcuna yükselmekse önce kendi halkına sahip çıkmalıdır. Silahın ucunu masum sivillerden uzak tutmalıdır.

                  Şimdi soruyorlar bana. “Eee! Üzüldük diyelim. Ne gelir başka elden?” Doğrudur, sen üzülüyorsun diye giden gelmez, ama gittiği yerde huzur dolar kabri. Sevgili dostlarım, bir süredir hayretler içinde, içim de kan ağlayarak sosyal paylaşım sitelerine bakıyorum. İki taraf var. Birincisi:“Gezi parkında ölenlerin yasını tutanlar” ikincisi “Müslümanlara yapılan bu saldırıyı lanetleyenler” iki de kavga var tabi. Birincisi: “Ülkene bak ülkene... Biz ölürken sesin çıkmıyordu.” Çığlıkları, İkincisi: “Sesin çıksın, durma diren... İnsanlık öldü mü?” naraları...

                  Şimdi soruyorum, “Sizin evladınız öldü mü? Siz yavrunuzu elinizde kara toprağa verdiniz mi? Siz yavrunuzun can çekişmesini izlediniz mi? Hatta siz yavrunuzun nasıl öldüğünü izlediniz mi?” Bunu bırakın yaşamayı, hayalini bile kuramıyorsanız ve eğer cevabınız “hayır” ise, cevabı “evet” olanları bir dinleyelim. Emin olalalım ki, evladı ölmüş bir anne, evladı ölmüş bir diğer anne ile dini, cinsi, ırkı, mezhebi, rengi ne olursa olsun, en kadim dostundan daha iyi anlaşır. Zira yüreğindeki ateşi, yüreğinde ateş taşıyan bilir. Bu nedenle insan “sosyal mesaj” verirken sadece bir seyirci olduğunu unutmamalı. Oyuncuların rol yapmadığı, ölen çocukların yerine hiçbir dublörün kullanılmadığı sahneye elini uzatıp, insanlığını bozan yorumlar yapma. Unutma, hayat kimi zaman seyirci kimi zaman oyuncu kılar bizi. Yani... Ethem, Ali, Abdullah, Medeni, Mehmet... Bu kişilerin annesi, Suriye’de ölen çocuklara dua ediyorsa, biz seyircilere “üzülmekten” başka bir iş de düşüyor demektir. Bazen elinde hiçbir şeyin olmaz, ama dilinde o kadar güçlü bir dua olur ki... Tüm silahların oyununu bozar!

                  Ayrıştırma...

                  Kapıları çalan aynı...

                  Ölü bir çocuğun, şeker yiyemeyecek diline değsin diye, anacığının yüreğine biraz ferahlık dolsun diye...

                  Ayrıştırma...

                  Ölen çocuklar üzerinden kokuşmuş siyasete alet olma!

                  Gül yüzlü çocuklar... Allah’ın tüm gazabı sizi sıra sıra yere dizenlerin üzerine olsun.

 

YORUM YAZ
TOPLAM 2 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - Halil ALİOĞLU,:04 Ekim 2013, Cuma 18:56

    Tebrik ederim,inşaallah hep beraber ders alırız,Selamlar...

  • - Ebru kkeskin:04 Eylül 2013, Çarşamba 10:42

    Aynıyız,apaynı