ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL8°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Sosyal güvenliğin dokunulmazlığı

Av. Zeki Onat

15 Nisan 2013 Pazartesi 17:35
  • A
  • A

Geçtiğimiz haftalarda Çalışma ve sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik tarafından ‘’emeklilikte yaş sınırını öne çekme’’ düzenleme çalışmalarının bürokratlar tarafından üzerinde çalışılıyor açıklaması geldi. Çok geçmeden maliye bakanı şimşek tarafından bütçe dengeleri açısından böyle bir değişikliğin kaldırılabilecek bir durum olmadığı yılda 121 milyar TL emekli aylığı ödendiği açıklaması yapıldı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik öteden beri siyasetteki ciddi ve vakarlı duruşuyla birçok kişinin beğenisini kazanmış ve Sosyal Güvenlikte ciddi düzenlemelere imza atmış bir siyasetçidir. Vatandaşlardan gelen ‘’yaş düzenlemesi’’ ile ilgili soruları bu yöndeki düzenlemelerin nasıl olacağına dair açıklama istemelerine ‘’hayır öyle bir şey olamaz’’ diyerek karşı çıkmıştım. Ancak Sayın Bakan’ın medyaya yaptığı açıklamaları bizzat dinleyince hayretler içersin de kaldığımı itiraf etmeliyim. Bu şaşkınlığım da maliye bakanının açıklamalarıyla sona erdi.

1999 da çıkarılan yasa ile sürdürülemez duruma gelen sosyal güvenlik açıkları dolaylı olarak vatandaşa fatura edildi ve yaş şartı getirildi. Prim gün sayısı artırılarak sosyal güvenlikten faydalanma şartları ağırlaştırıldı ve en önemlisi 2000 ve 2005 yıllarında emekli maaşlarının hesabına esas alınan katsayıları değiştirilerek zaten yoksulluk sınırının altında geliri olan emeklilerin maaşları düşürüldü. Tüm bunları bu toplum daha iyi bir gelecek adına sineye çekmiştir. Ancak bunları sineye çeken milletle daha önceki siyasiler gibi alay edercesine muameleyi yapanlar daha önceki siyasilerin cesaret edemediği kadar kesin çizgiler içinde bu milletin ‘’kutsal değerleri’’ni kullanarak gelmişlerdir. Vahim olan budur. Bu sebepledir ki sadece sosyal güvenlik üzerinden yaptıklarına bakıp, ‘’akan kanı durdurmak’’ adı altında yaptıklarını da kuşku içerisinde takip etmek gerekmektedir.

Sosyal güvenlik dejavantajlı gruplar için gelir transferinin en önemli kaynağıdır. Böylelikle ‘’sosyal adalet’’(!) sağlanmaya çalışılır. Ancak ülkemizde sosyal güvenlik Osmanlı’da padişahın ‘’ulufe dağıtma’’ anlayışı içinde siyasilerin arpalığı olarak kullanılmıştır. Son 10 yılda ise vatandaşı etkileyip oy almak için kullanılan en iyi alan olmuştur. ‘’kamu hastanelerinin iflası’’ na kadar da böyle kalacağa benziyor. Yapılabileceklerin sonuna mı gelindi? Tabiki hayır. Ülkemizde ‘’sosyal güvence’’ anlamında hukuksuz uygulamaların kaldırılmasından tutunda ülke gerçeğine uygun yapılabilecek çok düzenlemeye ihtiyaç vardır. Son derece dinamik bir hukuk olan sosyal güvenlik ve iş hukuku var olan gerçekliği algılayabilen ve yeni çözümler üretebilecek aktif, dinamik, yaratıcı, vatandaşın sorununu çözmeyi makam ve mevkii hırsından önde tutacak disiplinde insanlara ihtiyaç duymaktadır.

Gelin görün ki bu konuda işin başında ki bir numaralı adam dahi gündemi değiştirmek için yaptığı ‘’yaş sınırının öne çekilmesi için çalışmalar yapılıyor’’ açıklamaları ile geçmişten getirilen hiçbir değer yargısının değişmediğini ‘’ulufe dağıtıyoruz ey ahali’’ diyerek ‘’cambaza bak’’ oyununa devam edildiğini ve bunun da siyasi bir istismar kaynağı haline dönüştürüldüğünü gözler önüne sermektedir.

Bu arada bizde ‘’cambaza bakıyor’’uz gördüklerimizin yanında olması gerekenleri söylerken ibretle diğer (!) yapılanları şimdilik seyrediyoruz.

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.