ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Oyuncularda Cezai Şart

Av. Zeki Onat

07 Mayıs 2012 Pazartesi 12:38
  • A
  • A
Oyuncuların sosyal güvencelerinin ne şekilde sağlanacağı ile ilgili tartışmalar (!) devam ediyor. Bilindiği üzere Sosyal Güvenlik Kurumu yetkililerinin (!) bir kısmı oyuncuların 4-a sigortalısı olarak çalışması gerektiğini dolayısıyla yapımcılar ile oyuncular arasında ‘’hizmet akdi’’ kuruması gerektiğini ileri sürmektedirler. Konunun inceliğini ve hukuki mahzurlarını izah eden açıklamalara getirdikleri yaklaşımlar ise hakikaten bulundukları makamlara nereden ve nasıl geldiklerini gösterir ipuçlarını vermektedir. Örneğin ‘’oyuncu bir dizi çekiminin ortasında ben artık çalışmak istemiyorum –ki hizmet akdi kurallarına uyularak tek taraflı fesih ile sonlandırılabilir-dediğinde dizinin akıbeti ne olacak ?’’ sorusuna verdiği cevap ‘’siz de hizmet akdine yüksek cezai şart öngörürsünüz’’ şeklindedir.

Oysa hizmet akdinde taraflar yasada belirlenen şartlara uymak suretiyle tek taraflı olarak sözleşmeyi fesih edebilirler. Bu işlemi gerçekleştirirken ‘’fesih hakkının kötüye kullanılması‘’ şeklinde gerçekleştirilmesi halinde hukuk bu işlemi ‘’kötü niyet tazminatı’’ adı altında fazladan bir tazminat ödemek zorunda bırakarak iş akdini fesih eden tarafı cezalandırmaktadır. Ancak ‘’sözleşme ile kötüniyet halinin kararlaştırılamayacağı’’na dair Yargıtay’ın vermiş olduğu kararlar mevcuttur. Bir başka deyişle iş akdinin tarafları yapacakları sözleşmeye ‘’kötüniyet’’li fesih halinde tazminat ödemeye yönelik madde koyamayacaklardır. Bu durum ‘’eser sözleşmesi’’ ile ‘’hizmet akdi’’ arasında sonuçlarına yönelik önemli farklardan biridir. Oysa eser sözleşmesinde eseri meydana getirecek olan kişinin eserin gerçekleşmesine yönelik kusurlu ve keyfi hareketi yapımcının tazminat isteme ve bunu öngören hükümleri içeren sözleşme yapma hakkını vermektedir.

Sözleşme öncesinde ve sonrasında niteliği ve sonuçları çok farklı olan hukuki bir yapıyı oluşturan, eser sözleşmesi ile iş sözleşmesi arasındaki farkları görmezden(!) gelerek; birçok kamu çalışanını ve işvereni anlamsız bir şekilde meşgul etmek işgüzarlığın ötesinde bilgisizlik olduğunu görmek hakikaten üzücü bir durum.

Bir kamu kurumunun en üst makamının çalışma arkadaşlarını seçerken liyakat esas alınmayıp belirli bir fikrin taassubu ile hareket edilmesinin neticesi ciddiyetten uzaklaşma ile sonuçlanmaktadır. Neyse ki ‘’Hukuk müşaviri’’ ne danışma olgunluğunu gösteren insanlar hala var.

Bu sorundan çok daha büyük bir sosyal sorunla yaşıyoruz. Neredeyse tek bir vatandaşın dahi tepki vermediği bir konu var. Özel hastanelerde uygulanan ‘’katkı payı’’
Özel hastanelerde uygulanan ‘’Katkı payı’’ soygununa bir sonraki yazıda değinmek istiyoruz. Soygun diyorum çünkü muayene katkı payı, tıbbi müdahale katkı payı derken özel hastaneler ücretin tamamını fazlasıyla vatandaştan zaten peşin olarak alıyor. Ve sonra Sosyal Güvenlik Kurumundan ayrıca ücret alıyor. Öyle ki son yıllarda sağlık harcamaları 50 milyar TL ye ulaşmış durumda. Sektörün ulaştığı büyüklük reelde çok daha büyük rakamlarla telaffuz edilir halde.

Nasıl olurda özel hastane uygulamaları birebir teftiş ve incelemelere maruz kalmaz?. Ve sadece sınırlı sayıda belirli bölgelerde kurulan Sağlık Ödeme Merkezlerinin iş ve işlemleriyle bu devasa sektör yürütülür?.
Özel hastanelerin ücret uygulamalarında yaşadığınız haksız durumları bize yazın buradan paylaşalım. Bakalım bu buzdağının görünmeyen kısmında vatandaş ne kadar memnun.
zonat@yazete.com
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.