ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Parçalı Bulutlu

YAZARLAR

İstihdamı Teşvik Yasaları- I

Av. Zeki Onat

24 Ağustos 2010 Salı 11:23
  • A
  • A
Devlet günümüzde sadece çalışma koşullarının düzenlenmesi için çalışma yaşamına müdahale ile yetinmemekte ayrıca istihdamın geliştirilmesi, işsizliğin önlenmesi, işçilerin iş bulmalarına aracılık edilmesi, işsizlik sigortalarının yürütülmesi vb. faaliyetlerle ülkede istihdamın düzenlenmesi görevini de üstlenmektedir. Esasen bu görev devlete, sosyal devletin bir gereği olarak Anayasanın 49.maddesi ise yüklenmiştir.(1)
Çalışma hayatında teknolojinin gelişmesine ve değişmesine paralel olarak ve iş yasalarının da birlikte dönüşmesi(2) söz konusudur. İşçi açısından çağın niteliklerine uygun vasıflara sahip, istihdam edilebilir bir iş gücünün, işveren açısından ise rekabet gücü olan bir işyerinin çalışanlara gerçek güvenceyi sağlaması gerekliliği geleneksel yasal korumalar yanında, daha dinamik çözümler aramaya(3)iş hukuku ve sosyal güvenlik hukukunda değişimlere zorlamaktadır. Bilgi çağı ile ortaya çıkan ‘’iş güvencesi’’ kavramı, günümüzde yerini’’gelir güvencesi‘’kavramına bırakmaya başlamıştır
Sosyal devlet, iş yasalarıyla çalışma koşullarını düzenlerken sosyal güvenlik kurallarıyla da gelir transferini(4) sağlar. Diğer taraftan işçilerin iş bulmalarına yardımcı olarak vatandaşların refahını hedeflemektedir. Ve son olarak elde edilen refahın sürdürülebilir olmasını da sağlamak durumundadır.
Bu yazı dizimizin konusu son yıllarda dünya finansal krizinin üretim ve çalışma yaşamına olumsuz etkileri karşısında yaşanan istihdam kayıplarının önlenmesi için devlet tarafından uygulamaya konulan istihdamı teşvik yasaların değerlendirilmesidir. Bu değerlendirme yapılırken istihdamı teşvik için çıkarılan yasaların niteliklerine göre ayrımları yapılarak uygulama esaslarının neler olduğu belirtilmeye çalışılacak ve son olarak istihdama katkıları açısından değerlendirmeleri yapılacaktır.

I-GENEL OLARAK TEŞVİK:

Ekonomik ve sosyal problemlerin çözümü amacıyla uygulanan kamusal müdahale araçlarından biri olan devlet yardımları, özellikle sosyal devlet anlayışının gelişmesi ile çok önemli bir konuma gelmiştir. Bu anlamda teşvik uygulamaları, ekonomik istikrar ve büyüme gibi ekonomik amaçlar yanında bölgesel dengesizlikler, göç, çevre v.b. gibi bazı sosyal amaçlar da gütmektedir.
Teşvikler ya da devlet yardımları, vergi muafiyet ve istisnaları, düşük faizli kredi ya da hibe yardımları şeklinde olabilecekleri gibi enerji indirimleri, arsa tahsisi ve finansman kolaylıkları sağlayan bazı yöntemlerden de oluşabilmektedir. Uygulamada genellikle yukarıda sayılan teşvik araçlarından biri ya da birkaçı bir arada kullanılmaktadır.(5)
Ülkemizde son yirmi yıl içerisinde birden fazla ekonomik kriz yaşanmış olması ve bu krizlerin sonucunda işletme sahipleriyle birlikte çalışanların etkilenmişliği karşısında ekonomik ve sosyal tedbirler alınmaya çalışılmış ve özellikle iş hukuku ve sosyal güvenlik alanında istihdam teşvik amaçlı birçok yeni düzenleme uygulamaya konulmuştur.
Sosyal Sigorta Primlerinin azaltılması, işverenlerin maliyetini düşürmek ve rekabet edebilirliğini artırmak açısından kuşkusuz önemli bir etkiye sahiptir. İşverenlerden tahsil edilen yüksek oranlı sosyal güvenlik primleri ya da vergiler maliyet artırıcı bir etki yaptığından bir kısım işverenleri prim ve vergi kaçırmaya, iter.(6) Maliyetlerin düşürülmesinin kayıt dışılığın önlenmesi ve istihdamın artmasına katkısının da olduğu /olacağı bir gerçektir.(7)
1998 yılından itibaren uygulamaya konulan bu teşviklerin son ekonomik krizle birlikte yoğunlaştığı görülmektedir. İlk uygulamalar kriz sonrasında, krizin oluşturduğu tahribatı ortadan kaldırmaya yönelik tedbirler olduğu görülürken; son getirilen teşvik düzenlemeleri krizin derinleşmesine karşı tedbir amacıyla geleceğe yönelik düzenlemeleri de içerdiği görülmektedir.
Nitelikleri itibariyle istihdamı teşvik için çıkarılan düzenlemelerin genel, bölgesel ve süreli olarak ayrımda bulunmak mümkündür. Yine getirilen bu teşvik düzenlemelerinin meydana getireceği maliyeti karşılamak için hazine ve İşsizlik Sigorta Fonunun kaynak olarak kullanıldığı görülmektedir.

II – ÖNCEKİ TEŞVİK DÜZENLEMELERİ:

A – 4325 sayılı Kanunla Getirilen Teşvik Düzenlemesi:

a- Kapsam:
Ülkemizde aktif anlamda istihdamın teşvik edilmesine dair düzenleme Olağanüstü Hal Bölgesi kapsamında sayılan illerde,(8) 4325(9) sayılı Kanunla getirilmiştir. Bu kanuna göre 1998 – 2002 devresinde, işçi sayısına ilave olarak yeni işe alınan işiler için, prime esas kazançlar üzerinden tahakkuk ettirilecek primlerin işveren hissesinin Hazinece karşılanması öngörülmüştür.

b- Uygulama süresi:
Bölgesel nitelikte bir teşvik olup adı geçen illerde faaliyet gösteren vergi mükelleflerinin 31.12.1997 tarihinde istihdam ettikleri çalışan sayısına ilave olarak çalıştırdıkları işçiler için tahakkuk eden sigorta priminin işveren hissesinin hazinece karşılanması öngörülmüştür.31.12.2002 tarihine kadar yani 5 yıl süreli olarak uygulanacağı öngörülmüştür.

c- Yararlanma şartları:
a. İşçi bakımından:
Çalıştırılacak kişiler açısından herhangi bir koşul taşımayan bu teşvik hükümlerinden her bir çalışan için faydalanılması mümkündür.
b. İşveren bakımından:
Olağanüstü Hal Bölgesi kapsamında sayılan illerde faaliyet gösteren 31.12.1997 tarihinden önce faaliyette bulunan işverenlerin bu tarih itibariyle çalıştırdıkları işçi sayısına ilave olarak istihdam ettikleri işçilerin uzun vadeli sigorta kollarına tabi tahakkuk eden sigorta priminin işveren hissesinin Hazinece karşılanacağı öngörülmüştür.

Devletin sosyal sigortalar primlerinin işveren hissesini almaktan sınırlı sayıdaki iller içinde olsa vazgeçtiği ilk düzenleme olması itibariyle önemlidir. Ancak bu yasa ile getirilmek istenen istihdamı teşvik için sayılan illere bakıldığında; kapsama dâhil illerden çoğunun Olağanüstü Hal Bölgesi ve mücavir alanına dâhil olmadığı, kavramın sadece Kanunun adında kaldığı; kanunun kapsamının genişletilmesinin bir yandan amaçlanandan uzaklaşılması sonucunu yaratırken, bir yandan da telafisi imkânsız adaletsizliklere yol açtığı görülmektedir. Bu yasa Kanun kapsamdaki illerde terör, ulaşım olanaklarının yetersizliği, hammadde teminindeki güçlükler vb nedenlerle istenilen amaca ulaşılmadığı(11) eleştirilerine neden olmuştur.

B – 5073 sayılı Kanunla Getirilen Teşvik Düzenlemesi:

5073(12) sayılı Kanunla asgari ücret ile sigorta primine esas kazanç alt sınırı arasındaki tutar hazinece karşılanmıştır. Doktrinde prime esas günlük alt sınırın yürürlükteki asgari ücretin üstünde olması halinde oluşan prim farkının işverenlere yüklenmeyip Hazinece karşılanması yolunun benimsenmesi adil ve olumlu(13) bir düzenleme olduğu değerlendirmesi yapılmıştır.
a- Kapsam:
Bu düzenleme ülkenin tamamında uygulanmış olup genel nitelikli bir düzenlemedir.
b- Uygulama süresi:
Değişikliğin yapıldığı 28.01.2004 tarihi itibariyle ne kadar süreyle uygulanacağı belirtilmemiş olduğundan süresiz bir teşvik niteliğini taşısa da daha sonra asgari ücretle prime esas kazanç arasında ki farkın asgari ücretle eşitlenmesiyle uygulama sona ermiştir.
c- Yararlanma şartları:
5198(14) sayılı Kanunla daha önce Hazine tarafından karşılanan asgari ücret ile sigorta primine esas kazanç alt sınırı arasındaki fark sigorta primine esas kazanç alt sınırı asgari ücrete düşürülerek işverenlerin prim yükü önemli oranda azaltılmıştır. Bunun bir teşvik değil de; prime esas kazanç ile asgari ücret arasındaki farkın yarattığı karmaşanın giderilmesi amacına yönelik olduğu değerlendirmesinin yanı sıra; SPEK asgari ücret seviyesine çekilmiş olması dolayısıyla sosyal güvenlik prim yükünün indirilmiş olması karşısında uygulamanın doğrudan teşvik olduğu yönünde görüşlerde mevcuttur.

5073 ve 5198 sayılı yasalarla getirilen teşvik uygulamasıyla sigorta primi matrahı %23 oranında indirim yapılmıştır.(16) Ancak kimi değerlendirmelere göre‘’sigortalı sayısında ki artış oranı %13 civarında olmuştur…’’ ifadesinin iyi niyetli bir yorum olduğu fakat ülkenin gelişme oranı ve her yıl belirli bir artışın zaten sağlanıyor olması gibi teknik arındırmalar yapılmadan bir teşvik dahi olmayan prim indiriminin %13 istihdam artışı sağladığı…’’ tespitine katılmak mümkün değildir.(17)

Sağlıklı, mutlu ve bol kazançlı günler dilerim.


Dipnotlar:
1- SÜZEK, Sarper; İş Hukuku; Beta Yayıncılık; İstanbul; 2008; s. 839
2-Ayrıntılı değerlendirme için bkz. EKİN, Nusret, İş Yasası Reformunun Dayanakları ‘’Güvenlik’’ ve ‘’Esneklik’’, Mercek İş Hukuku Dergisi, Sayı 31, Temmuz 2003, s 6- 12
3-EKİN, s. 8.
4-TUNCAY, Can; EKMEKÇİ, Ömer; Sosyal Güvenlik Hukukunun Esasları; Legal Yayınları;2. Bası; İstanbul; s.56.
5-ÇİLOĞLU, İsmail; Teşvik Politikalarının Yönlendirme Gücü; Hazine Dergisi; Ocak 2000; S. 13; s.29.
6-TUNCAY, EKMEKÇİ; s.58.
7-Teşvik Uygulamalarının İstihdama Etkisi konusunda değerlendirmeler için bkz. SÜNGÜ, Yakup, Yeni İstihdam Paketi ve Sosyal Sigortalarda Uygulanan Teşvikler, Sicil İş Hukuku Dergisi, S.11, Eylül 2008, s. 139-140.
8-4325 sayılı Kanunla getirilen istisnanın uygulandığı iller; Kanunla belirlenen Olağanüstü Hal Bölgesi ve mücavir alanına dahil; Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Hakkari, Mardin, Muş, Siirt, Şırnak, Tunceli ve Van illeri ile Bakanlar Kurulunca belirlenen; Adıyaman, Ağrı, Ardahan, Bayburt, Erzurum, Gümüşhane, Iğdır, Kars, Ordu, Şanlıurfa ve Yozgat’tan oluşmaktadır.
9-RG,23.01.1998 23239.
10-BIYIK, Recep; KIRATLI, Aydın; Teşvikler ve Korumalar; Yaklaşım Yayıncılık; İstanbul 2007; s. 245
11- SÜNGÜ, s.132.
12- RG,28.01.2004,25360.
13-Bu Konudaki ayrıntılı değerlendirme için bkz. TUNCAY, Can; 4958 Sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu İle Getirilen Değişiklikler; Mercek İş Hukuku Dergisi, Nisan 2004,Sayı 34, s.108
14-RG,06.07.2004,25514.
15-SÜNGÜ, s.139.
16-Yasanın yürürlüğe girdiği tarih olan 28.01.2004 tarihinde prime esas kazanç alt sınırı 01.01.2004-30.06.2004 549.630.000 TL iken bu dönemde geçerli olan asgari ücret 423.000.000TL dir. Prime esas kazanç ile asgari ücret eşitlenmekle 423.000.000TL olarak belirlenmiştir.
17- SÜNGÜ, s.139.
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.