ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

İşçi Hakları Ve Kanunlarımız

Av. Zeki Onat

12 Kasım 2012 Pazartesi 12:54
  • A
  • A

 

21. yüzyılda üretim tekniklerinin değişmesiyle birlikte işçi ve işveren ilişkileri de buna bağlı olarak değişmektedir.

"Süreli belirli iş", "mevsimlik iş" gibi kavramlar 19. Yüzyılda ki çalışma ve üretme tekniklerine farklı bir bakış açısının ürünleridir.

Tüm bu değişimlere rağmen değişmeyen ‘’işçinin’’ bir  ‘’köle’’ gibi çalıştırılamayacağı insan onuruna yakışır bir nizam içerisinde işçi işveren ilişkisinin yürütülmesi zorunluluğudur. İş yasaları bu anlayış üzerine temellendirilmiş ve ‘’zayıf’’ konumda olan işçinin asgari çalışma koşul ve şekilleri belirlenmeye çalışılmıştır. İşveren iş ilişkisinde ‘’güçlü’’ konumda kabul edildiğinden yasalarla belirlenen kayıtları tutmak ve gerektiğinde yetkili kurumlara bunları ibraz etmek mecburiyeti altında bırakılmıştır.

Ancak kapitalizmin daha ‘’çok kazanmak’’ ve ‘’ne olursa olsun kazanmak’’ olarak algılandığı ekonomik veya siyasal gelişmesini tamamlamamış ülkelerde adı konulmamış bir sömürü anlayışı işçi ve işveren ilişkilerinde hükmünü sürdürmektedir. Öyle ki çalışma hayatına dair getirilen her yeni kural sınır tanımaz bir anlayışla yok sayılmasından tutun yasaların bilinmeyişinden faydalanarak karşısındakini sömürmeye veya yeni arayışlarla kanunların arkasını dolanmaya kadar geniş yelpazede 21. Yüzyılda yeni tür kölelikler geliştirme amacına hizmet için kullanılmaktadır.

Adam çalıştıranın penceresinden bakıldığında ise işçinin eğitimsizliğinden başlayan ve işverene üretimde sadakat borcu olan ancak sürekli olarak verimliliği baltalayan dolayısıyla çalışana ürettirebilmek için sadece üretim araçlarına ciddi yatırım yapmanın yetmediği üstüne bir de kanuni yükümlülüklerinin bu işi daha da zorlaştırdığı bir ülkede yaşıyoruz.

İşçinin de işvereninde tatmin olmadığı bir zaman diliminden geçiyoruz. Oysa Hukuk sistemimizde tanımlanan ve bu güne kadar sorunlara çözüm bulmayı amaçlayan kuralların esas gayesi ‘’çalışan insanın onuru’’dur, köleliğe izin vermek istemeyişidir.

Çin’de günlük 1 Dolara çalışan insanlar kapitalizmin 21. Yüzyıl köleleridir. Ve onların ürettikleri ucuz (!) malları bir üretim başarısı olarak görmek köleliğin onaylanmasından başka bir şey değildir.

Tüm bunlar belirli bir dönem yoğun faaliyette bulunan bir işletmenin yılda birkaç ay faaliyetinin durması karşısında maliyetleri azaltmak için çözüm arayışlarının hukuka uygunluğunu araştırırken rastladığım bir 2011 tarihli Yargıtay kararının düşündürdükleridir.

Özetle:  "Mevsimlik iş sözleşmeleri 4857 sayılı İş Kanunu'nun 11 inci maddesindeki hükümlere uygun olarak, belirli süreli olarak yapılabileceği gibi belirsiz süreli olarak da kurulabilir. Tek bir mevsim için yapılmış belirli süreli iş sözleşmesi, mevsimin bitimiyle kendiliğinden sona erer ve bu durumda işçi ihbar ve kıdem tazminatına hak kazanamaz. Buna karşılık, işçiyle işveren arasında mevsimlik bir işte belirli süreli iş sözleşmesi yapılmış ve izleyen yıllarda da zincirleme mevsimlik iş sözleşmelerle çalışılmışsa iş sözleşmesi 4857 sayılı İş Kanunu'nun 11/son maddesi uyarınca belirsiz süreli nitelik kazanacaktır.’’ 

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.