ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Hukuk Herkese Lazım

Av. Zeki Onat

17 Nisan 2012 Salı 16:51
  • A
  • A
İnsanlık tarihi çok yönlü bir mücadele tarihidir. İnsanın doğaya karşı verdiği mücadele bilim tarihinde yerini alırken bundan daha fazlası ‘’hemcins’’ne karşı verilen mücadeledir ve sosyal bilimlerde yerini alır.

Sosyal bir bilim olan ‘’hukuk’’ insanlık tarihi kadar eskidir. Bugün yazılı olarak uygulamaya konulan kurallar ‘’insan onuru’’nu korumak ve yaşatmak için tarihsel bir sürecin sonunda elde edilmiş kazanımlardır. Hukuk fakültesinde almış olduğumuz Hukuk Felsefesi derslerinde bugün dahi unutamadığım önemli bir detayı Prof. Dr. Vecdi Aral’dan dinlemiştim. ‘’ bindiğiniz otomobili sadece otomobil olarak görmeyin, o yazının bulunmasından bugüne kadar insanlığın elde etmiş olduğu bilgi birikiminin bir ürünüdür. ‘’Bazı ustalar var ben bu otomobili şöyle keser böyle yaparım’’ şeklinde kendi ustalıklarını göstermek isterken ‘’insanlığın kazanımlarının tarihini’’ küçümsemeleri sonucunu ortaya çıkarmaktadır.’’ İşin ruhunu kaybetmenin ne olduğunu daha ilk günlerde bu örnekle bize aktarmaya çalışan hocamı saygıyla anıyorum.
Bugünlerde ‘’sanatçıların sosyal güvenlik’’ haklarına dair birçok şey söyleniyor. Ve hatta yeni düzenlemeler getirilmeye çalışıldığı görülüyor. Ancak ‘’hukukun temel prensipleri’’nin göz ardı edildiğinin ve bunu işin ehli(!) olduğunu iddia eden kişiler tarafından yapılıyor oluşu son derece manidar.
Toplum yapılanmamız açısından bir takım sıkıntıların olduğu ve bunların çözülmesi gerektiği su götürmez bir gerçek. Ve hatta dinamik toplumlarda ‘’sorunlara’’ bakışın ‘’gelişmenin olmazsa olmaz’’ kuralı olarak kabul edilmesi gerekmektedir. Oysa yakın tarihimizde sorunları görmezden gelen idarecilerin ortaya çıkardığı yeni yapı ‘’kendisini hukukun üstünde gören, kural tanımaz ve ben bunu bu şekilde yaptım’’ anlayışıdır.

Sanatçıların çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve onların o yoğun emek gerektiren faaliyetlerinin parasal karşılıklarını almaları ‘’insan onuru’’koruma çabasıdır. Bunun için örgütlenmeleri haklarını korumaları açısından bir yoldur. Ancak sivil toplum örgütlerinin, iktidar ve sermaye karşısında ki bugünkü varoluş şekilleri sanatçılar için çok da ümit vermediğini vermeyeceğini söyleyebiliriz.

Sanatçılar yaptıkları işin niteliği gereği hukuken eser ortaya çıkarmaktadır. Bu sebeple bir işçi gibi değerlendirilmeleri söz konusu değildir. ‘’Hizmet akdi’’ ile değil ‘’eser sözleşmesi’’ kapsamındadır yaptıkları işler. Ve bu sebeple de 4-a sigortalısı olarak değil 4-b sigortalısı olarak tescil edilmeleri gerekmektedir. Hukukun bu tanımlaması üzerine inceleme ve araştırma yapılıp, sanatçıların almış oldukları ücretten kendilerinin sosyal güvenlik kurumuna yatırması gerekirken; bunların yapımcı firmalara adeta yıkılmaya çalışılması ve geçmiş tarih esas alınarak yapılması az biraz hukuk bilen ve yukarıda ifade ettiğimiz ‘’Hukukun ruhu’’na sahip toplumlarda pek karşımıza çıkacak türden bir vakıa değildir.

Bugün konunun detaylarını paylaşmak isterdik ancak dava konusu olacağı kesin bir uygulama hakkında şimdilik bu açıklamayla yetinelim. Ve tekrarlamak da fayda gördüğümüzden, Hukuk herkese ve her zaman lazım. Çünkü hukuk insan onurunu korumak için vardır.
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.