ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Bu uygulama gurbetçiyi cezalandırmaktır!

Av. Zeki Onat

13 Aralık 2012 Perşembe 20:54
  • A
  • A

 

Türk vatandaşlarına yurtdışında geçen hizmet sürelerini borçlanarak değerlendirebilme olanağı ilk defa 07.06.1978 tarihinde yürürlüğe giren 2147 sayılı Kanun ile tanınmıştır[1].

30.05.1985 tarihinde ise ‘’Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’’ 3201 sayılı kanun yayınlanarak 2147 sayılı kanun yürürlükten kaldırılmış ve yine 15.09.1985 tarihinde 3201 sayılı Kanunun uygulanması ile ilgili esasların düzenlendiği yönetmelik yayınlanarak uygulamaya konulmuştur.

Yurda ‘’kesin dönüş’’ şartı, Anayasa Mahkemesinin kesin dönüş şartını iptali; dönüş tarihi itibariyle 2 yıl içerisinde başvuru zorunluluğu 2003 tarihinde bu ‘’zorunluluğu’’nda kaldırılması hem yurt dışında çalışanların hem de dönüş yapmış olanların borçlanmalarına imkân vermiştir. Sadece bu iki şartın yasalara konulup uygulandığı dönemden kaldırılıncaya kadar geçen dönemde binlerce yurtdışında çalışan vatandaşımızın mahkemelere akın ederek haklarını aramaya çalışmalarına ve bir o kadar da hak kaybına uğramış mağdur bırakılmış insanların oluşmasına sebebiyet verilmiştir.

08.05.2008 tarihinde eklenen bir fıkra[2] ile ‘’Yurtdışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir.’’ Hükmünü getirmiştir.

Bu yurtdışı sigortalılık süresini borçlanacak vatandaşlarımızın Türkiye de hiç çalışması yok ise bu sürelerin 4-b sigortalısı yani Bağ-Kur sigortalısı olarak sayılacağını ifade etmektedir.

Çok ilginçtir ki Türkiye’de çalışan bir sigortalının hizmetlerinin çakışması[3] halinde ise 4-b sigortalısı iken 4-a sigortalısı olarak çalışan yani Bağ-Kur kaydı var iken hizmet akdi ile çalışan bir kişinin 4-b sigortalılığı durdurulmakta 4-a hizmetlerine öncelik verilmektedir. Bu düzenleme ‘’dükkanı kapatmak zorunda kalanlar veya hisselerini devretmek için güvenilir birini aramaya ihtiyaç duyanlar’’ için hakkaniyetli hatta belki ülkemiz gerçeğine uygun insani bir yaklaşımdır. 4-b sigortalıları başka bir işyerinde çalışması halinde 4-b zorunluluğunu sağlayan kayıtları devam ettiği sürece bu sigortalılıkları durdurulmaktadır.

Ancak gelin görün ki yurtdışında hizmet akdi ile çalışmış bir vatandaşımızın hizmetini borçlanmak istemesi halinde Türkiye’de daha önceden çalışması yok ise bu borçlanması 4-b sigortalısı sayılmak suretiyle adeta cezalandırılmaktadır. Yurtdışında yaşayan ve hizmet akdi ile çalışan vatandaşın ikinci sınıf vatandaş olarak değerlendirildiği bu uygulama Anayasanın eşitlik ilkesine aykırıdır da nedir? Ülkenin zor yıllarında döviz getirmesi için yurt dışında çalışan vatandaşlarımıza verilen hakların bugün dövize ihtiyacımız yok anlayışıyla ‘’insana değer vermeyen ve döviz hesabı yaparak maddi bir nesne değerlendirmesine tabi tutan bu zihniyetin’’ birde tüm bu tapılanları ‘’Sosyal Güvenlikte Reform’’ şeklinde sunmasını alkışçılarıyla kutlamasını seyretmek zorunda kalıyoruz.

Bu düzenlemelerin Yargıtay tarafından değerlendirmeleri ile ilgili olarak yazımıza devam edeceğiz.

 


[1] TUNCAY,  Can ; EKMEKÇİ, Ömer; Sosyal Güvenlik Hukuku’nun Esasları; Legal Yayıncılık, 2008 İstanbul s. 473 

[2] 5754 Sayılı Kanunun 79. Maddesiyle yapılan değişiklik 26870 sayılı Resmi gazete yayınlanmıştır.

[3]27857 satılı resmi Gazetede yayınlanarak  25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Torba Kanunun;  SGK 2011/36 Sayılı genelgesi 

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.