ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Yağışlı

YAZARLAR

Bu ülkenin sahibi var

Av. Zeki Onat

14 Haziran 2013 Cuma 11:53
  • A
  • A

‘’İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği’’ yasasının hazırlanışından tutunda uygulanmasıyla ilgili kamu kesiminde kimler bu yasayı hazırlamıştır. Ve hangi ‘’sosyal taraflar’’la(!) konu tartışılarak hazırlanmıştır. Konunun uzmanlarından bir akademisyene sorduğum bu soruya aldığım cevap hayli ilginçtir. ‘’işçi sağlığı ve iş güvenliği yasasının tartışılması işçi sendikası ile işveren sendikaları arasında kamu yetkililerinin başkanlığında pazarlık şeklinde gerçekleşti’’ğini belirtmiştir.

Oysa bu ülkenin yetişmiş insanlarının bilgi birikimi Avrupa Birliği’nin kendi tarihsel süreci içerisinde geliştirdiği kuralları ‘’kes-kopyala-yapıştır’’ anlayışıyla yapmanın ötesine taşıyacak bir durumdadır. Bunun için iktidarı elinde bulunduranların daha önceki iktidar sahiplerinin yaptığı gibi bizden olanlar ve olmayanlar ayrımından vazgeçip ‘’ ’Yarınlarda bir olmak, iri olmak, diri olmak için’’ planlı ve kapsamlı bir çalışmayı başlatması gerekmektedir. Belki bu sayede farklı düşüncelerin birbiriyle konuşabilmesinin önü açılabilecektir. (Akıl ve kalp bir olunca...07 Mart 2013 Perşembe)

Prim gün sayısı artırılarak sosyal güvenlikten faydalanma şartları ağırlaştırıldı ve en önemlisi 2000 ve 2005 yıllarında emekli maaşlarının hesabına esas alınan katsayıları değiştirilerek zaten yoksulluk sınırının altında geliri olan emeklilerin maaşları düşürüldü. Tüm bunları bu toplum daha iyi bir gelecek adına sineye çekmiştir. Ancak bunları sineye çeken milletle daha önceki siyasiler gibi alay edercesine muameleyi yapanlar daha önceki siyasilerin cesaret edemediği kadar kesin çizgiler içinde bu milletin ‘’kutsal değerleri’’ni kullanarak gelmişlerdir. Vahim olan budur.

Ülkemizde sosyal güvenlik Osmanlı’da padişahın ‘’ulufe dağıtma’’ anlayışı içinde siyasilerin arpalığı olarak kullanılmıştır. Son 10 yılda ise vatandaşı etkileyip oy almak için kullanılan en iyi alan olmuştur. ‘’kamu hastanelerinin iflası’’ na kadar da böyle kalacağa benziyor. Son derece dinamik bir hukuk olan sosyal güvenlik ve iş hukuku var olan gerçekliği algılayabilen ve yeni çözümler üretebilecek aktif, dinamik, yaratıcı, vatandaşın sorununu çözmeyi makam ve mevkii hırsından önde tutacak disiplinde insanlara ihtiyaç duymaktadır.

Gelin görün ki bu konuda işin başında ki bir numaralı adam dahi gündemi değiştirmek için yaptığı ‘’yaş sınırının öne çekilmesi için çalışmalar yapılıyor’’ açıklamaları ile geçmişten getirilen hiçbir değer yargısının değişmediğini ‘’ulufe dağıtıyoruz ey ahali’’ diyerek ‘’cambaza bak’’ oyununa devam edildiğini ve bunun da siyasi bir istismar kaynağı haline dönüştürüldüğünü gözler önüne sermektedir. (‘’Sosyal güvenliğin dokunulmazlığı’’15 Nisan 2013 Pazartesi)
Sosyal Güvenlik hizmetinin kalitesini artırmak (!)adına tahsil edilen primlerin \%5 ne kadar harcama yetkisinin arkasına sığınıp ‘’sosyal güvenlik uzmanı’’ adı altında yurtdışına eğitim için gönderilen kişilerin, gidilen bölgenin birkaç fotoğrafı eşliğinde lise eğitimi düzeyinde kitaplarda bulunan bilgileri il müdürleri toplantısında sunmaları olmadığı çok açık olarak görülmektedir.

Ne yazık ki sosyal güvenlik hakları açısından vatandaşına ‘’git hakkını mahkemede ara’’ ‘’mahkeme kararı olmadan bu konuda bir şey yapamayız’’ sözlerini çalışan memuruna söyleten ve vatandaşı ile sürekli çekişme halinde olmayı yadsıyan devlet millet ilişkisi olan bir toplumda yaşıyoruz. (‘’Sosyal Devlet’’ 07 Ocak 2013 Pazartesi)

Biz buradan çok defa yetkililere seslenerek vatandaşın, sağlık sunucuları olan ‘’özel hastaneler’’ tarafından soyulmasına artık müdahale edilsin ve yakın takibe alınarak mevzuatta var olan ‘’uyarı’’, ‘’para cezası’’ ve ‘’sözleşmenin geçici olarak askıya alınması’’ cezaları gerçek anlamda uygulansın. Cezaların gerçek amacı olan ‘’caydırıcı’’lık yönü ortaya çıkarılsın. Oysa bu soyguna yetkililerin sessizliği ve hatta ‘’hiçbir müdahalede bulunma niyetlerinin olmayışı’’ halleri devam etmektedir. (‘’Özel Sağlık Hizmet Sunucuları MI ?’’04 Ekim 2012 Perşembe )

Daha önceki yazılarımızdan alıntılar ile hafızamızı tazeleyelim istedik. Bu arada ‘’Danıştay Başkanı Hüseyin Karakullukçu, Gezi Parkı ile ilgili bir referandum değil, bölgesel kamuoyu yoklaması olabileceğini belirterek, "Bu, yargı kararı yerine geçemez. Yargı kararı esastır." dedi. Oysa ülkeyi yönetenler ise ‘’referandum’’ dan bahsediyorlar… Hiç olmayacak kadar garip şeylerin olduğu bir dönemden geçiyoruz ancak hiç enseyi karartmamak lazım ‘’bu vatan’ın sahibi’’ var ve ne güzel ki var…

YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.