ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Yağışlı

YAZARLAR

Sürücü (Drive)

Ali Buhara Mete

12 Şubat 2012 Pazar 17:48
  • A
  • A
Dram ve aksiyonu estetize bir şiddetle sunan Danimarkalı yönetmen Nicolas Winding Refn, Sürücü filmiyle Cannes’da en iyi yönetmen dalında aday oldu. Yüz dakikalık film; oyuncusundan yönetmenine, senaristinden müzisyenine kadar dört dörtlük, seyrine doyamadığımız bir izlek ve atmosfer vaat ediyor. James Sallis’in kitabından uyarlanan Sürücü’nün senaryosunu yazan Hossein Amini harika bir iş çıkarıyor ancak aslan payı yönetmenin… Nitekim aynı senaryoyu herhangi bir yönetmen ortalama bir anlatımla veriyor olsaydı karşımıza daha sönük bir film çıkabilirdi. Nasıl ki iyi bir şef tozlu bir rafta duran ham makarnayı, harika bir sos ve garnitür ile beyaz tabakta olağanüstü bir yemek gibi sunuyorsa yönetmen de bu hikâyeyi müziğinden görüntülerine, oyuncu yönetiminden vahşice çekilen aksiyonlarına kadar tadına doyulmaz bir kıvamla perdeye yansıtmış.

Araba tamircisi olan sürücü (Ryan Gosling) birden fazla işte çalışmaktadır. Başkarakterin belirli bir ismi bulunmazken ona; sürücü, o, evlat şeklinde hitap edilmektedir. Araba tamirciliğinin dışında Hollywood filmlerinde dublörlük yapan sürücü aynı zamanda geceleri organize hırsızlık yapan kişilere şoförlük yapmaktadır. Filmin ilk sekansı yüksek gerilimle başlıyor. Depo soygunu esnasında adamların gelmesini bekleyen sürücü bir yandan polis telsizlerini dinleyerek onların olay mahalline ne kadar yakınlıkta olduğunu işitmektedir. Zaman giderek daralıp seyirci olarak nabzımız yükselirken sürücünün yüzündeki sakin ifadeyle ne kadar soğukkanlı ve profesyonel olduğunu görüyoruz. Son adamın da içeriden çıkmasıyla gaza yüklenen sürücüyü polis arabası ve sonrasında helikopter takibe alır. Nefes kesen takibi Impala marka bir arabanın içinde, direksiyonun üstündeki deri eldivenlerin üzerinden görürken sürücünün dünyasına giriyoruz.

Sözler değil gözler konuşuyor
Filmdeki sahnelerin dramatik anlamda en çarpıcı başarısı da içselliğin dışa vurumu… Karakterlerin duygularını gösterme biçimi laftan çok vücut diliyle ön plana çıkıyor. Sürücünün komşusu Irene’le (Carey Mulligan) ilk defa asansörde karşılaştıkları sahnede diyalog yok denecek kadar az ancak birbirlerine bakışları ve esleri o kadar gerçekçi ki söze ne hacet! Sürücü kaçıncı kat diye sorduğunda Irene, dört diyor ve ikisi de aynı kata çıkıyor. Bunun üzerine tebessüm eden sürücü sırıtırken aynı tepki insiyaki olarak Irene’in yüzünde de belirmeye başlıyor. Uzun lafının kısası, iki karakterin birbirlerine olan ilgi ve merakını çok yalın ve gerçekçi bir biçimde resmediyor yönetmen. Başka bir sahnede ise taban tabana zıt bir yaklaşım mevcut… Irene ve sürücü asansörden inerken onu öldürmeye gelen suikastçıyla karşılaştıklarında bir an sessizlik oluyor… Sürücü adamın ceketinin içindeki silahı gördüğünde sahne slow motion akmaya başlıyor. Biz adamın davranmasını ya da başkarakterin silaha bir hamle yapmasını beklerken; sürücü, kızı kollayan bir hareketle kendine çekiyor ve bir anda öpmeye başlıyor. Bu sahnede iki karakterin aşkı somut anlamda ilk kez vücut bulurken önceki sahnenin aksine sürrealist bir yaklaşım ve büyüleyici bir mizansen var. Bu son sahneyi okuduğunuzda böyle bir şey olur mu diyebilirsiniz. Lakin yönetmen Refn’nin başarısının sırrı da burada yatıyor. Yarattığı atmosfer kendi içerisinde o kadar tutarlı ki izleyici olarak o öpüşmeye inanıyorsunuz. Etkilenmeseniz bile yadırgamıyorsunuz.

Sessizlik de bir sestir
Filmin müzikleri için de bir parantez açmak gerek. Retro, Europop ve 80’ler müziğini harika bir biçimde sentezleyen Cliff Martinez; filmin doku ve yapısına en uygun düşen şarkıları elektronik formatta harmanlamış. Los Angeles şehrinin karanlık sokaklarında yaşayan, aidiyet duygusundan yoksun bir sürücünün dünyasına odaklanırken, daha isabetli bir müzik kullanılamazdı. Gerilim sahnesinde kullandığı ritimlerle tansiyonumuzu yükselten müzisyen, kalp atışlarını yapay olmayan sesler kullanarak aynı titreşimi nabzımızda da hissetmemizi sağlıyor. Filmdeki önemli bir köşe taşı da sürücünün polisten kaçtıktan sonra ki ses kullanımı… Ders niteliğindeki bu yaklaşım ender görülür türden. Çünkü sessizlik de bir sestir ve çok şey anlatır. Bazen yalnızlığı, bazen kurtuluşu ve bazense korkuyu… Sürücünün kaçışından sonra ki sükûnet tam da bu duygulara denk düşüyor. Nefes kesen bir kovalamacanın ardından gelen ani sessizlik sahnenin etkisinin hala devam etmesini sağlıyor…

Carrey Mulligan doğru seçim mi?
Ryan Gosling filmdeki müthiş performansıyla göz dolduruyor. Baştan aşağı bir karakter yaratmayı başardığını söyleyebiliriz. Başarılı oyuncunun son derece sakin duruşuna rağmen karşısındakine tavizsiz bir otorite sağlayan bakışları, eyleme geçtiğindeki pasif-agresif tavrıyla farklı bir profil çiziyor. Fazla konuşmayan, sessiz bir karakteri oynamak zordur. Bu bağlamda Gosling’in performansını izleyen sinemaseverler için tartışmasız bir takdir vesilesi olacaktır.

Diğer yandan, Carrey Mulligan’la Gosling’in enerjisi tutuyor olsa da kocasını oynayan Oscar Isaac’la ilişkisi pek inandırıcı değildi. Karıyla kocanın hatıralarını konuştuğu sahnede birbirlerine karşı uzak olmaları oldukça anlaşılır fakat Irene karakteri bu türden bir adamla hiçbir şekilde iletişim kuracakmış gibi durmuyordu. Ayrıca Irene’in kararsızlığı, neyi istediğinin belli olmayışı onu tam manasıyla bir karakter yapmaktan alıkoydu.
Breaking Bad dizisiyle fenomen olup birkaç kez Emmy ödüllerini kazanan Bryan Cranston, Shannon karakteriyle kimyager rolünden sıyrılabildiğini gösterdi. Farklı üslup ve konuşma tarzıyla o da karakter yaratabilen oyunculardan biriydi…

Sürücü ve Taksi Şoförü
İskandinav yönetmenin Taksi Şoförü’nden (Taxi Driver) etkilendiğini söylersek olumsuz bir tespitte bulunmuş olmayız. Özellikle başkarakterin durumu, yaşantısı ve hikayenin karanlık atmosferini esas aldığımızda metaforik benzerlikler dikkat çekse de film özgünlüğünden taviz vermiyor.
‘Sürücü’ filmi Oscar’da boy gösterecek olmasa da yılın en iyi filmlerinden birisi olmaya aday… Daha birçok olumlu taraflar bulabileceğiniz bu sürükleyici yapımı mutlaka izleyin. İyi seyirler…

buhara53@hotmail.com
alibuhara@twitter.com
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.