ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

İçinde Yaşadığım Deri (The Skin I Live In)

Ali Buhara Mete

05 Ocak 2012 Perşembe 08:11
  • A
  • A

Kötü Eğitim, Dönüş ve Kırık Kucaklaşmalar gibi önemli filmlerin usta yönetmeni Pedro Almadovar bu defa “İçinde Yaşadığım Deri” filmiyle görücüye çıktı. Dünya çapındaki plastik cerrahı Robert Ledgard, (Antonio Banderas) geçmişte yaşadığı bir trajedi yüzünden hastası olan Vera Cruz’u (Elana Anaya) bir ‘takıntı’ haline getirir. Geçmişte karısını yanarak kaybeden Robert, insana yakın mükemmel bir deri bulmak için araştırma ve deneyler yapmaktadır. Yaptığı deney ve araştırmalar çevresindeki bilim adamlarının dikkatini çekmekten öte şüpheyle karşılanır. Robert’ın obsesyonu o denli büyüktür ki Vera’yı bir ‘kobay’ olarak kullanır ve dâhiyane buluşlarını kadının üzerinde gerçekleştirir. Fakat geride bırakmış olduğu tek trajedi karısının arabada yanması değildir. Büyük sürprizlere gebe, güçlü ve sarsıcı bir senaryoya imza atan yönetmen Almadovar, sinemaseverlere sürükleyici ve heyecan dolu bir film vaat ediyor.

Klasik bir tecavüz teması yok
Dramatik olarak nabzın son derece yüksek olduğu film sarsıcı bir sahneyle açılıyor. Robert’ın bakıcısı olan ve bütün işlerine yardım eden Marilia’nın (Marissa Paredes) oğlu soygundan kaçarak misafir kabul edilmeyen Robert’ın evine girer. Oğlundan gitmesini isteyen Marilla ona karşı koyamaz ve Vera tecavüze uğrar. Yönetmen Almadovar, tecavüz sahnesini tüm çıplaklığıyla ve çok gerçekçi bir şekilde çekerken, Vera karakterini henüz tanımıyor olmamıza rağmen seyirci olarak sarsılıyoruz.

Sarsıcı bir senaryo
Flashbacklerin kullanıldığı filmde olay örgüsü geçmişle gelecek arasındaki neden-sonuç ilişkisine göre tasarlanmış. Flash-backlerde de dikkatimiz dağılmıyor çünkü geçmişe dair öğrendiğimiz olaylar o anda olanları anlamamızı sağlıyor. Robert’ın Vera üzerinde ne gibi bir emeli olduğunu filmin başında merakla beklerken, ortalara doğru amacını, kızla ne gibi bir bağı olduğunu öğrendiğimizde adeta ‘şok’ oluyoruz. Bu sahneler merakımızı giderdiği gibi ‘hiç beklemediğimiz’ bir sonuç ortaya çıkıyor. Bu sürpriz sonucu belirtmek filmi izleminizi anlamsız kılacağı için ‘Almadovar gene yapmış yapacağını’ diyerek yorumu size bırakıyorum. Filmdeki tecavüz teması yüzeyde klasik gibi görünse de anlatımı itibariyle ‘derin ve özgün’ bir nitelik taşıyor.
Kullandığı mekân ve görsel seçimleriyle Almadovar’ın yarattığı dünyayı son derece inandırıcı buluyoruz. İnsan derisine uygun bir deriyi domuzla bulmayı başaran Robert’in durumu gerçekle özdeşleşmese de kendi içinde tutarlı bir atmosfer yarattığı için didaktik ve ‘bu kadar da olmaz’ dedirten sahneler görmüyoruz. Gerçekçiliğindeki baş etkenlerden birisi de plastik cerrahı uzmanı olan bir adamın dünyasını çok iyi araştırmasından ve ‘içselleştirmiş’ olmasından ileri geliyor.

Makyözün başarısı
İçinde Yaşadığım Deri’de göze çarpan en başarılı noktalardan birisi de makyaj diyebiliriz. Makyajın başarısı sadece konunun plastik cerrahiyle alakalı olmasından ibaret değil. Erkekle kadın olmak arasındaki ince çizgiyi bir makyöz ancak bu kadar gerçekçi biçimde vücuda getirebilir.
Filmde eleştirilecek tek nokta anne Marilia ile oğlunun ilişkisi... Karakterlerin duygularını sahicilikten taviz vermeden resmeden Almadovar; bir annenin oğlunu hiç sevmeyişini ve nötr duruşunu resmederken ikna edici bir anlatım becerisi gösterememiş. Bu durum, filmin kısacık bir bölümüne tekabül ettiği için artıların eksilerden fazla olduğu bir Almadovar yapımı izleyeceğinizi söyleyebiliriz.
buhara53@hotmail.com
alibuhara @twitter.com
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.