ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL8°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Galatasaray Hatalarından Ders Almış

Ali Buhara Mete

20 Aralık 2011 Salı 08:36
  • A
  • A

Son beş haftadır galibiyet serisi yakalayan Galatasaray’ın pozisyon kıtlığı dört dört iki sistemine geçtikten sonra gözle görülür biçimde düzelmeye başladı. Baros ve Elmander ikilisi her geçen gün daha uyumlu bir oyun sergiliyorlar. Elmander bu maçta gol atmasa dahi yaptığı koşularla hem defansı kendisine çekiyor hem de yoğun presiyle rakibinin rahat top yapmasını engelliyor. Orduspor maçındaki son gole baktığımızda sola yaptığı koşuyla iki savunma oyuncusunu kendisine çekerek sol tarafta Kazım’ın boş kalmasını sağladı ve bir şekilde golü hazırladı. Asisti yapan Baros olsa da Elmander’in de golde ciddi ölçüde payı var.
Baros’un golü atana kadar ki bölüme baktığımızda Galatasaray oyuna hükmetmekten acizdi. Hatta lig başladığından beri ilk defa bu kadar az pas yapabildi. Orduspor’un yoğun baskısı sonucunda Melo çok fazla top kaybetti. Buna rağmen Ordu’nun Galatasaray’ın kalesinde çok ciddi bir tehlikesi yoktu. Golden sonra ardı ardına iki net pozisyon daha bulan sarı kırmızılılar istedikleri oyunu oynayarak kazanmasını bildi.

Yeni transferler
Sezon başından beri oynanan futbol ve yeni gelen futbolcularla ilgili bir değerlendirme yapmak gerekirse olumlu bir tablo karşımıza çıkıyor. Muslera gibi bir kalecinin varlığı takım arkadaşlarına ve taraftarlara büyük güven veriyor. İlk haftalarda eleştirilse de iyi bir kaleci olduğunu; topa oyuna sokması, özgüveni ve pozisyonlar karşısındaki sakinliğiyle gözler önüne serdi. Nitekim Uruguay’la Copa Amerika’yı kazanan ve Dünya Kupa’sında da yarı final oynayan bir kalecinin kariyerini ve yeteneklerini tartışmaya gerek yok. Thomas Ufaluji geldi geleli sıfır hatayla bitirdiği birçok maça şahit olduk. Tecrübesi ve çalışkanlığıyla bu takıma ve özellikle de Semih’e çok şey kazandıracak gibi görünüyor. Semih’in iyi oyununda Ufaluji’nin de muhakkak kayda değer katkısı var. Fakat Semih hem çabukluğu hem de topu oyuna sokarken ki isabetli paslarıyla Servet ve Gökhan Zan’dan çok daha yetenekli bir futbolcu olduğunu kanıtladı. Tecrübe eksikliği olmasına rağmen özgüveniyle ve rahatlığıyla bu açığı kapatıyor. Dolayısıyla, Galatasaray’ın en büyük transferlerinden birisi de Semih gibi genç bir oyuncunun takıma kazandırılmasıdır. Muhakkak ki ciddi müsabakalarda formayı sırtına vermekten çekinmeyen Fatih Terim’i de tebrik etmek lazım. Altyapıyı yeniden canlandırmak isteyen Terim’in en büyük başarısı da Semih ve Emre’yi takıma monte etmesi. Emre her ne kadar şu an için vazgeçilmez gibi görünmese de zamanla daha iyi olacaktır.
İlk haftalarda sağ ve sol açık hatta orta sahada bile denenen Eboue kafalarda bir soru işareti uyandırsa da Premier Lig tecrübesi olan bir futbolcunun forma girdikten sonra hem defans hem de hücum da oldukça etkili olabileceğini gösterdi. Esasında Terim de onu ileri uçta oynatmaktan vazgeçince Eboue’den daha çok verim almaya başladı.

Galatasaray’ın diğer yeni yabancı transferi Felipe Melo da oldukça istikrarlı bir performans göstererek Galatasaray’da yıllardır en önemli sorunlardan birisi olan ayağına hakim ve oyunu kurmasını bilen bir ön libero boşluğunu doldurdu. Melo’nun yanında Selçuk gibi güçlü ve teknik bir oyuncunun gelmesi işleri daha da yoluna soktu Galatasaray için… Geçen sene bu bölgede Mustafa Sarp ve Ayhan oynarken artık Melo ve Selçuk gibi futbolcuların gelmesi orta alandaki kaliteyi arttırdı. Bu hem takım savunması hem de hücum gücü açısından sarı kırmızılıların artı puanlarından birisi. Yine bu sezon transfer edilen forvet Elmander son vuruşlarındaki ustalığı ve çalışkanlığıyla sarı kırmızılı takım için çok faydalı bir oyuncu. Çok üst düzey bir forvet olmasa da savaşçı ve profesyonel kimliğiyle takıma büyük fayda sağlayacak. Bilakis bu sezonki hedefi sadece Türkiye şampiyonluğu olan Galatasaray’ın sadece ligdeki rakiplerini göz önüne alırsak şimdilik yeterli bir forvet. Ama uzun vadede Galatasaray’ın katılacağı uluslar arası müsabakalarda Baros ve Elmander ikilisi yeterli olmayabilir.

Eksiklikler
Cimbom’da hamuru tutmayan oyunculardan birisi de Riera. Arda’nın sürpriz gidişiyle apar topar alınan Riera bu takımın futbolcusu değil. Riera esasında ayağında topu saklayabilen ve son vuruşları iyi olan bir kanat oyuncusu… Ancak Liverpool’da tutunamamasının en büyük sebeplerinden birisi de koşmayı fazla sevmiyor oluşu. İzlendiğinde kalitesi ortada olmasına rağmen mücadele gücünün düşük olması sebebiyle Galatasaray’ın ilacı değil. Diğer soru işaretlerinden birisi de Kazım Kazım… Bazen parlayan çoğunlukla sönen Kazım bu görüntüsüyle ancak ideal bir yedek olabilir. Ara transfer döneminde Cimbom’un kanat oyuncusu ve iyi bir forvet takviyesi yaparsa durdurulması çok güç bir ekip olur. Şimdilik iyi bir takım savunması yapan Galatasaray’ın yaratıcı özellikleri yüksek olan futbolcularla takviye edilirse ligde karşısında durabilecek bir takım olduğunu sanmıyorum.


Reyes kararı doğru
Sezon başında adı Cimbom’la anılmasına rağmen İstanbul’a gelmeye sıcak bakmayan Reyes’e Fatih Terim’den veto gelmesi isabetli bir karar oldu. Ünal Aysal’ın oyuncuyla anlaşmış olmasına rağmen Terim’in bu futbolcuyu reddetmesi sürpriz bir hamle oldu. Tam da bu noktada Galatasaray’da sağduyulu ve mantıklı kararlar alındığını, takıma maksimum katkı sağlayacak¸ başarıya aç oyuncuları transfer etme arzusu doğru bir vizyonun uzantısı. Neticeten Atletico Madrid’de istenilmeyen ve sorumsuz biri olarak görülen Reyes’e isminin ve yeteneklerinin hatırına tonla para harcamak kazançtan çok kayıp olurdu.

Yeni yönetim yeni zihniyet
Aslına bakarsanız önemli hususlardan birisi de Galatasaray’daki arkadaşlık ve sevgi ortamının yeşermeye başlamış olması. Yakalanan çıkıştaki başat etkenlerden birisi de Fatih Terim; istenen ortamın oluşmasındaki payı şüphesiz çok büyük... Keza Galatasaray’ın en başarılı olduğu dönemler, hep arkadaşlık ortamının üst seviyede olduğu zamanlara denk düşmüştür. Gerets ve Feldkamp zamanındaki şampiyonluklardan hatırlayabiliriz. Adnan Polat ve yönetiminin kendi değerlerine ve futbolcularına uyguladığı destursuzca kararlar doğrultusunda, camiadaki birlik ve beraberlik derinden sarsılmıştı. Çünkü Galatasaraylılık değer ve ananelerini unutan zihniyet, başarıya giden süreçteki elzemleri ayaklar altına almaktaydı. Bugün gelinen noktada Galatasaray yönetim-teknik kadro-futbolcular ve taraftar uzun bir süre sonra ciddi bir ‘ahenk’ yakaladı. Bu ortamın hazırlanmasına vesile olan herkesi tebrik etmek lazım. Tebrikten murat; gelen galibiyetleri alkışlamak değil, en altından üstüne kadar sadece işini ciddiye alan ve güzel işler yapmaya çalışan samimi istekli bir ekibin olmasıdır. Geçen sene umutsuz bir vaka olan takım artık umut vaat eden bir hüviyete bürünmüştür. Galatasaray kaybetse de en büyük kazancı devamlılık arz edecek bir yapının temelini atmasıdır. Taşlar yerine oturdukça, Sarı kırmızılılar kaybettiğinde de seyircilerinin takdir edeceği, alkışlayacağı bir takım izleyecekler. Bunun kriteri de şampiyonluk ve galibiyet serileri değil, düzgün ve kişiliği olan bir futbol oynamaktır. İstikrarlı bir yapı zaten başarıyı eninde sonunda yakalayacaktır.
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.