ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL13°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Ejderha Dövmeli Kız (The Girl With The Dragoon Tattoo)

Ali Buhara Mete

17 Ocak 2012 Salı 11:12
  • A
  • A
Avrupa’da en çok satanlar listesinde başı çeken Steig Larsson’ın romanından uyarlanan Milenyum üçlemesinin ilk Hollywood yapımı ‘Ejderha Dövmeli Kız’, hafta sonu vizyona girdi. 90 milyon dolara mal olan film, 2009’da çekilen İsveç bandrollü ‘Kadınlardan Nefret Eden Adam’ filminin yeniden yapılan (Remake) versiyonu… Yönetmen koltuğunda; Dövüş Kulübü, Seven ve Benjamin Button gibi kült filmlerden tanıdığımız David Fincher oturuyor. Yönetmenlik dehasını Dövüş Kulübü gibi birçok filminde belirgin bir şekilde öne çıkaran Fincher, Ejderha Dövmeli Kız’da fevkalade düzgün ve göze hitap eden çekimlerine rağmen orijinalinden özgün, şaşırtıcı bir anlatım sunmamış. Kadınlardan Nefret Eden Adam ile benzer planlar kullandığını da hesaba katınca ilk projeden epey etkilendiğini fark ediyoruz ancak bunun bir tercih olduğu unutulmamalı. Çok sık film yapmayan Fincher, yine de iki buçuk saat gibi uzun bir zaman diliminde tempolu ve yüksek gerilimli bir izlek ortaya koyuyor.
Millenium dergisinin editörü Gazeteci Mikael Blomkvist (Daniel Craig), milyarder işadamı Hans-Erik Wennerstrom’ın (Ulf Friberg) yolsuzluğunu ifşa eden haberler yapar. Kendisine açılan dava sonucunda yaptığı haberin gerçek olmadığı kanaatine varılarak büyük bir para cezasına çarptırılır. İsveç’in en zengin aile şirketinin patronu olan Henrik Vanger, (Christopher Plummer) kırk yıl önce ölen yeğeni Harriet’in arkasındaki giz perdesini aralaması için gazeteci Mikael’i görevlendirecektir. Vagner’in bu görevi Mikael’e vermesindeki en büyük etken; Mikail'in temiz sicili ve araştırmacı yönünün çok kuvvetli olmasıdır. Parayla ikna olmayan Mikael’e davasını kaybettiği Wennerstrom ile ilgili deliller vereceğini söyler. Bunun üzerine Vanger ailesinin yaşadığı Hedestad Adası’na yerleşen Mikael esrarengiz bir araştırmanın içine girerken bilgisayar hackeri olan Lisbeth Salander da ona yardım edecektir.

İki yapım arasındaki benzerlik
İsveç ve Hollywood ürünü yapım arasındaki en belirgin benzerlik iki kutuplu başkarakter modeli… İki protagonist; Mikael ve Lisbeth’i filmin ikinci yarısına kadar birlikte görmüyoruz. Geç buluşma; iki filmde de belirgin biçimde dikkatimizin dağılmasına neden oluyor. Bir yandan Mikael’in araştırmasını takip ederken diğer taraftan da Ejderha dövmeli kızın karakterini tanıyoruz. Mikael, kırk yıldır cesedine dahi rastlanamayan Harriet’ın faili meçhulünü çözmeye çalışırken diğer tarafa döndüğümüzde Lisbeth’in hayatına odaklanmakta güçlük çekiyoruz. Özellikle Amerikan modeli Ejderha Dövmeli Kız’da birçok karmaşanın da olduğunu göze alırsak filmi son derece dikkatli bir şekilde izlemek gerekiyor.

Lisbeth’in tüyler ürperten hikâyesi
Lisbeth Salanger, İskandinav toplumundaki ezilen ve cinsel şiddete uğrayan kadını temsil ediyor. Aslına bakarsanız filmdeki çoğu kadın karakterler cinsel şiddet ve ensest ilişkiye maruz kalmış. Lisbeth’in hikâyesindeki şiddeti yönetmen tüm vahşiliğiyle göstermekten kaçınmazken, iki filmde de aynı sahneyi izlerken seyirci olarak o kadar geriliyoruz ki bir süre sonra ekrana bakamayacak hale geliyoruz. Ejderha Dövmeli Kız, tecavüz ve şiddet sahneleriyle 18 yaşından küçüklerin izlemesi sakıncalı bir film.

Maddi hatalar
Kazanma Sanatı ve American Gansgster filmlerinin senaristi Steven Zaillian’ın, orijinalinden farklı bir metin yazma arzusu özgün bir anlatım doğurmamış. Hikâyenin temeline sadık kalan Zaillian, büyük değişiklikler yapmasa da kullandığı tercihleri ilkine kıyasla fevkalade kötü. Hele ki senaristik olarak yaptığı maddi hata yenir yutulur cinsten değil. Henrik Vagner’e her yıl Noel’de farklı ülkelerden hediyeler yollanmaktadır. Henrik bu hediyeleri yollayan kişinin yeğeni Harriet’ın katili olduğuna inanmaktadır. Senarist, hediyelerin nereden, kimden geldiğiyle ilgili bir yanıt vermediği gibi bu belirsiz duruma bir gizem de atfetmiyor. İlk filmde o hediyelerin nereden geldiğini öğreniyoruz, dahası gönderilen çerçevelerin dramatik anlamda ciddi bir rolü olduğunu kavrıyoruz. Boşlukları gedikleri belli olan bitmiş bir senaryonun yeniden yazılırken daha ‘doğru’ bir biçimde kotarılmasını beklemekten doğal ne olabilir ki? 90 milyon dolar bütçeyle çekilen dev yapımda böylesi bir maddi hata ya senaristin amatörlüğü ya da seyirciyi kâle almayan bir zihniyetin ürünü olabilir.

Diğer maddi hatalardan birisi de Mikael’in İsveç’te bir kafeye girerek kasadan sigara satın alması. İsveç’te hiçbir kafede kasa üzerinden sigara satışı yapılmadığı için mizansen gerçekle bağdaşmıyor. Önemsiz ve kayda değer bir hata olmamasına rağmen Mikael’in sigara satın alması ve sigarayı bırakma gayreti filmde o kadar lüzumsuz duruyor ki hata yapılan sahnenin esasında ne kadar ‘zorlama’ olduğunu fark ediyoruz. Zira Kadınlardan Nefret Eden Adam’ı görenlerin Ejderha Dövmeli Kız’da özgün ve farklı nüveler bulması çok zor. İlk haftasında 12 buçuk milyon dolar hâsılat yapan film resim olarak daha şık görünse de hikâyesiyle diğerinin gölgesinde kalıyor.

Son olarak oyunculukları değerlendirdiğimizde önemli bir yorum hatası da göze batıyor. Gazeteci rolünü oynayan Daniel Craig, ölüm tehlikesinde; rahat vücut diliyle James Bond’a has bir özgüveni yansıtıyor. Bu tasarruf, gerçekçilik ve gereklilik anlamında çatışık bir görüntü çizerken, diğer filmdeki başkarakterin ürkek hali çok daha sahici ve gerçekle bağdaşık duruyor. ‘Kadınlardan Nefret Eden Adam’ karmaşık olanı daha basit dille anlatırken, ‘Ejderha Dövmeli Kız’ karışık olanı karmaşık bir biçimde anlatıyor. Her şeye rağmen Ejderha Dövmeli Kız; muadilinden bağımsız ele alındığında, artılarının eksilerinden fazla oluşu su götürmez bir gerçek. Dolayısıyla özgün hikâyesine azami ölçüde sadık kaldığı için yine de izlenmeyi hak ediyor.

buhara53@hotmail.com
alibuhara@twitter.com
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.