ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Zalimin Sağdan Yaklaşması

Ahmet Turgut

05 Temmuz 2010 Pazartesi 15:31
  • A
  • A
Kültürümüzde yer alan bir tabir vardır; “şeytanın sağdan yaklaşması” diye…

“Sen ne iyi bir adamsın” pohpohlanmalarına kanarak kibirlenebilen insanların durumu, bu konuda verilebilecek ilk örneklerden biri olabilir pekâlâ.

Ancak bu yazının konusu ve örneği çok daha başka olacak. Bir an için yukarıdaki tabiri unutalım ve Hollywood’a dönelim.

Hemen hepimiz Vietnam Savaşıyla ilgili en az bir düzine film seyretmiştir. İlk nesil filmlerde kahraman ABD askerleri komünist gerillalarla başarıyla mücadele eder. İkinci nesil Vietnam filmlerindeyse artık öz eleştiriler başlamıştır. Eviyle ve hayvanlarıyla birlikte yanan köylülere dair bir dünya sahne vardır. Yine bu tarz filmlerde -savaş şartları nedeniyle- sıradan ABD’li askerlerin bile bir anda psikopatlaşıp silahsız sivilleri vurabildiği görülebilmektedir. Üstelik de bu yapımlarda devasa uçak gemileri, onlarca helikopter ve uçaklar kullanılmaktadır. Herhangi bir yapım şirketinin böylesi pahalı ve spesifik araçları ordu haricinde bir yerden temin etmesi mümkün olamadığı için çoğu eleştirmen; “ABD ordusu kendilerini kötü göstermesine rağmen sinemacılara destek olabiliyor” babından yazılar neşreder. Kimi yorumcular ise; batılıların özeleştiri kültürünü yücelterek, bizim neden bunu yapamadığımızı söyler.

Ancak tüm bu filmlerde asla görülemeyen bir sahne vardır. Hiçbir ABD’li birlik sayıca kendilerinden az olan düşmanlarından kaçmaz. Bozgun yaşamaz. Ara sıra zalim de olsalar, bir avuç ABD askeri, yüzlerce Viet-Kong’lu gerillayı tepeler. Zira ABD’li dediğin ‘güçlü’dür.

Ve en büyük propaganda da budur.

“Zalim de olsak, biz en güçlüyüz” sözünü yeniden ve yeniden izleyicilerinin dimağlarına yerleştirirler.

Yani; bildik tabirle ‘şeytan sağdan yaklaşır.’

Oysa tarih şunu göstermiştir bize:

1965’te savaşın ilk zamanlarında Güney’deki ABD varlığı 60 bin askerken, yerel Viet-Kong gerillalarının mevcudu 48.500 kişiydi. 1967’de üçüncü dünyanın paralı askerleri ve ABD ordusundan müteşekkil anti-komünist blokta 1,5 milyona yakın asker savaşıyordu. Oysa Viet-Konglar’ın sayısı 200 bin bile değildi. Hollywood’un sürekli vurguladığı bir deniz piyadesine karşı 10 Komünist savaşçı efsanesi, istatistiklere göre tam tersi çıkıyordu.

Üstelik 1975’te savaş bittiğinde zafer komünistlerindi…

Hollywood; ‘yenik ABD’yi parlatabilmek için; ‘belki zalim ama her halükarda güçlü ABD’yi öne çıkarmıştı.

İçinde bulunduğumuz şartlar artık öylesine bir durum aldı ki, hakkaniyet yerini kayıtsız şartsız güce devretmekte. Ülkeler zalimlikleriyle anılmayı bile kendi hanelerine yazılmış artılar olarak görüyor. ABD-Vietnam örneği aynıyla ve fazlasıyla İsrail-Filistin arasında da geçerli. Bu yüzden Mavi Marmara olayının kendi içerisinde barındırdığı büyük bir devrim var. Silahsız yolculara mermi kusan İsrail komandolarının dayak yiyerek ağlamaklı bir halde sivillerden uzaklaşmaya çalıştığı mizansen ve buna dair resimler ezber bozmaya başladı.

Bu pencereden bir kez daha bakıldığında “Kurtlar Vadisi – Irak” sinema filminin batıdan neden bunca tepki gördüğü de daha rahat anlaşılacaktır sanırım. Hele bir de sırada “Kurtlar Vadisi – Filistin” var iken…
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.