ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL15°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Türk Grup Davranışları

Ahmet Turgut

25 Ağustos 2010 Çarşamba 23:38
  • A
  • A
Geçen hafta tarihin günümüz toplumunun şekillenmesinde ve fertlerin psikolojisinde nasıl etken olduğundan bahsetmiştik.

Bu yazımızda ise göçebeliğin yarattığı kültürel, sosyolojik, psikolojik ve siyasi sahalarda “Türk Grup Davranışları” hakkında örnekler vereceğiz.

Bunları birkaç ana maddede toplarsak sanırım şu sonuçlara ulaşabiliriz:

• Göçebelik doğası gereği ‘özgürlük’ isteğini tutkuya çevirmiş ve bunun için feda edilebilecek şeylerin sayısını ve niteliğini artırmıştır.

• Toprağa bağlı medeniyetlerin ürünü olan sosyal sınıflar ve durağan toplum katmanları Türklerde oluşmamış, kölelik gibi bir kurum var olamamıştır. Onun yerine eşitlikçi, dayanışmacı, dinamik, katmanlar arası geçişken bir toplum anlayışı gelişmiştir. Bu anlayış maalesef ki, soya dayanan aşiret-klan yapılanmasını ve coğrafyaya bağlı hemşehricilik duygularını pekiştirmiştir.

• Sınıflara dayalı mücadele ve toplumsal kontratlar oluşmadığı için töre veya kınanma üzerinden oto-kontrol sistemleri kurulmuş, bu yozlaştığı anda da toplum anarşi ve mafya üretmeye başlamıştır.

• Yazılı kültür yerine sözlü kültür gelişmiş, bu sayede de sohbete dayalı bir alış-veriş kültürü oluşmuştur.

• Yerleşiklerle yapılan kültürel sentezler yenilik ve değişim yapabilme becerisini artırmış ve genel olarak “en yeniyi, en iyiyi, en güçlüyü izleme” grup davranışını yaratmıştır.

• Bu sentezcilik nedeniyle Türkler ırksal fanatizmden uzak kalmışlar, yönetimlerindeki halklara veya kendilerine sığınan her türlü mülteciye ilgiyle yaklaşmıştır.

• Şehirlileşen Türkler korkak, tembel ve azimsiz görülerek aşağılanmış ve göçebeler kendilerini özellikle bu hususlarda üstün görmüşlerdir. Dayatılan sentezlere karşı köklü geçmişe sığınma en
temel refleks olagelmiştir.

• Kurucu-Hâkim boy ile çevre boyların mücadeleleri “kardeş kavgası” adıyla gelenekselleşmiştir.

• Göçebelik “yaşanan yerin cennet kılınması” motivasyonunu erozyona uğratmıştır.

• Ebedilik ve ezelilik duyguları olmadığı için en önemli zaman “an” olarak görülmüş; uzun hesaplar sinsilikmişçesine yadırganmıştır. Bunun en vahim sonucu her işimizin plansız olmasıdır.

• Bu bağlamda tüm alt-üst oluşlar ve kaoslara karşı tepki eşiği yüksek kalmıştır. Toplumsal tepkiler yeterli motivasyonları bulamamış ve organize olmakta zorlanmıştır. Bu durum dışarıdan çoğunlukla tepkisizlik olarak görülmüştür.

• Yer değiştirmenin zorlukları ve karşılaşılan düşmanlar; boyları disiplin ve hiyerarşik bir yapı içerisinde “ordu-millet” olmaya zorlamıştır. Bu disiplin ve hiyerarşi aile hayatında da etkin olmuştur.

Haliyle bugün yaşanan; plansız kentleşme, futbol derbilerini savaşa çevirme, devlet dairelerinde eş-dost-ahbap ilişkileri, hemşericilik, herkesin bir şekilde bu hayatta yırtacağına inanması, organize tepki oluşturamama, kendimizi kurtarıcı görme, kurallara uymayı reddetme, ana-babaya saygı duyma, okumayı değil muhabbet etmeyi sevme, dilimizdeki atasözü ve deyişlerin bolluğu, moda adına her türlü yeniliğe açık olma, ileri teknoloji ürünleri acilen edinmemiz, vs. yukarıda bahsedilen göçebe geçmişimizin doğrudan veya dolaylı etkileridir…
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.