ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL10°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Muharrem ve nisyana isyan!..

Ahmet Turgut

16 Kasım 2012 Cuma 11:43
  • A
  • A

"Hafiza-ı beşer, nisyan ile malûldür!.." derler. Buradaki "nisyan" kelimesi unutkanlıkları anlatır.
İnsan fıtratına bahşedilen her şeyde olduğu gibi unutkanlık da bazen nimettir, bazen külfet... Hatta vehâmetine göre bu unutkanlık başlı başına bir zulüm bile olabilmekte...

Bunun en çarpıcı örneğini içinde bulunduğumuz şu günlerde yaşıyoruz. Malumdur! Muharrem ayına girdik. Bazıları için Muharrem ayı, Hicrî manada bile olsa yılbaşıdır. Hele de o çokça kızdıkları Batılılara nispet yaparcasına alternatif bir yılbaşı bulmanın şehvetini yaşayanlar Muharrem'i coşku ve sevinç ayı sanmaktalar.

Oysa Muharrem, hicretin yaşandığı ay bile değildir. Tarih kitapları yazar. Resûlullah (S.A.V.) Mekke'den Medine'ye Rebiülevvel ayında hicret etmişti. Yıl içinde bu bilgiyi okuyanlar bile her ne hikmetse Muharrem gelince hicretin başka bir ayda gerçekleştiğini unutuverirler bir anda...

"Namazda gözü olmayanın, ezanda kulağı olmaz!.." demişler. Gönüller Ehl-i Beyt'e perdelendikçe, akıl ve izan da aradan sıyrılıyor. Sonunda türedi bir refleksle Muharrem'i yılbaşı addederek neredeyse "İslami usullere göre kesilmiş Hindi kızartması" sofralarına oturulacak.

Bazılarımız da Aşure Çorbasındaki hikmetten bigânedir. Manayı unutan hafıza, kendince bir uyarlama yapıp o aşın adını önce "Aşure Tatlısı"na çevirir. Ardından da zanneder ki, Muharrem Ayının Onuncu Günü, tatlı şenliğidir.

Aslında aynı şuursuzluk önce Ramazan'ı "Şeker Bayramı"na, Kurban'ı ise "Kavurma Sezonu"na tebdil etmiştir. Zafer tacınıysa Aşura Gününü yozlaştırmakla takar.

Unutanların hatırlaması gerek!..

Aşure öyle bir çorbadır ki; içine konan her nimetin kendini bozmadan bütünde yer almasını sağlar. Alevisi, Sünnisi, köylüsü, şehirlisi, âlimi, cahili o kazanın içinde kendi olmaklığını yitirmeden durur. Aşa; öz kokusundan, renginden, tadından karar. Lezzet itibariyle tatlıdır, evet. Ağızlarda son bir lezzet bırakır. Zira Muharrem'de yaşanılan onca ıstıraplara ve katliamlara rağmen İmam Ali Zeynelabidin Hazretlerinin sağ kalışıyla Muhammedî Ahlak Sancağı dalgalanmaya devam etmiştir.
Evet!.. Muharrem ne yılın başıdır, ne de tatlı menülerin kabardığı ay...

Muharrem mümin gönüllerde beliren Muhammedî Matemin sene-i devriyesidir. Kerbela'da dirilen vicdanın miladıdır, Muharrem...

Habibullah'ın Ciğerpârelerinin katledildiği böylesi günleri neşeye tevil etmemek için nefsiyle uğraşanların ayıdır. Muharrem; "Heyhat mine'z-zille!.." diyerek ilkelerini çıkarlara feda etmeyen, zilletten kaçıp izzete sığınanların ayıdır.

Ve Muharrem, iğnenin çuvaldızın değil gayrı mızrakların kendimize batırılması gereken aydır. Dalalete düşmekten korkmak yerine dalalete düşenlerden korktuğumuz vakit kundaktaki Evlad-ı Resûlü dahi boğazlayabildiğimizin ibretidir Muharrem...

"Aşkın Şehidi" romanında tekrarlana gelen o ikazı her dem hatırlamakta fayda var!...

"Dizginlenmeyen nefisler hesapsızca ister. Maslahat gözeten akıllar bu heveslere uygun gerekçeler uydururlar. Ölü misal vicdanlarsa güya bu zulmu aklar. Ama sen kendini kandırsan bile Allah muhakkak hesap sorar. Ellerinle kendini ateşe atma!.."

Nefs-i emmaresini Yezid, çıkarcı aklını Kufeliler ve Rahmân'dan bir nefes hükmündeki ruhunu İmam Hüseyin belleyenlere selam olsun!.. 

YORUM YAZ
TOPLAM 4 YORUM

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.

  • - Misafir18 Kasım 2012, Pazar 00:05

    ALLAH RAZI OLSUN AHMET BEY.BİR KONU ANCAK BU KADAR AÇIK VE NET KISA OLARAK ANLATILIR..ALLAH RAZI OLSUN SELAM VE SAYGILARIMLA.CEBRAİL BİRSEN.....

  • - Misafir17 Kasım 2012, Cumartesi 23:19

    bu konuyu bu kadar nasıl anlatamam onu yazmış tebrikler

  • - Misafir16 Kasım 2012, Cuma 17:49

    kardeş açık ve muharrem ayı gülme eğlence ayı değil hüzün ayı.

  • - Misafir16 Kasım 2012, Cuma 16:37

    ne olduğunu ne analtmaya çalıştığını daha açık yaz velki daha iyi anlaşılırsın