ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Korsan Cuma Namazı

Ahmet Turgut

12 Mayıs 2011 Perşembe 10:43
  • A
  • A
Bazı fenomenler tarihi gelişim açısından turnusol gibidir. Evreleri gözlemlemek açısından bu fenomenlerin evrilişini takip etmek zihin açıcı olmakta…

Cuma namazı da bu tarihi fenomenlerden biri. Tarih kitaplarından öğrendiğimiz kadarıyla Peygamber Efendimiz zamanındaki Cuma namazları günümüzdekinden farklıydı. Onun sağlık günlerinde ve Hulefa-i Raşidin döneminde Cuma namazları altı rekât idi. Üstelik sünnet olan ilk dört rekât genellikle evlerde bir başına kılınırdı. Farz olan ve topluca kılınan iki rekâtı müteakiben yine Cumanın farzlarından olan hutbeye geçilir ve ardından cemaat mescitten dağılırdı.

Ta ki Şam Valisi Muaviye, mevcut ve meşru Halife Hz.Ali’ye isyan edip iç savaş çıkarana dek…

Kendilerine güç devşirme derdinde olan –başta Muaviye ve diğer- isyancı valiler en büyük icraat olarak camilere ve Cuma namazlarına el attılar. Kendi hüküm sahalarındaki camileri propaganda merkezleri haline getirdiler. Evlerde kılınabilen ilk sünnetler korsan fetvalarla camilerde kılınma mecburiyetine sokuldu. Cemaat farz olan iki rekâtı kılıp camilerden uzaklaşmasın diye farz olan hutbeler sona bırakıldı. Resulullah ve Raşid Halifelerin kısa tuttuğu hutbeler uzatıldı. Hepsinden vahimi kulun miracı olan namaza topluca küfür edilen bir kısım eklendi. Tüm cemaatin başta Hz.Ali olmak üzere Ehl-i Beyt’e küfretmesi gerektiği söylendi. Direnenlerin –ki içlerinde sahabeler de vardı- başları kesildi.

Önce Hz.Ali’ye isyan edip sonraki yıllarda da Hz.Hasan’ı darbeyle yönetimden uzaklaştıran Muaviye, Cuma namazlarını tek bir yerde, tek bir kişi tarafından kıldırılması korsan fetvasını verdi. Namazı tek merkeze kanalize etmenin pratik faydası tüm şehir halkının otoritenin isteklerini işitmesi ve Ehl-i Beyt’e küfretmesini sağlayabilmekti. Zaten devrin şartları göz önüne alındığında Cuma Namazları için “en etkili medya aracı” diyebiliriz.

Bu öylesine etkin bir araç haline gelmiştir ki, adaletiyle maruf ve “2.Ömer” diye bilinen Ömer bin Abdülaziz bu uygulamaya son verdiğinde tepkiyle karşılaşmıştır. Müslüman oldukları ilk günden beri Ehl-i Beyt’e küfretmeyi namazın şartlarından zanneden kimi insanlar Ömer bin Abdülaziz’i “Cuma namazını ifsat etmekle” itham edebilmişlerdir.
Günümüzde imamlarımız –vaktiyle Ehl-i Beyt’e topluca küfür edilen kısımda- Nahl Suresi 80.Ayetini okumaktalar.

“Muhakkak ki Allah adaleti, iyiliği, akrabaya (Resul’ün akrabası olan Ehl-i Beyt’e ve kendi akrabalarımıza) yardım etmeyi emreder ve kötülüğü, fenalığı, çirkin işleri de yasaklar. O düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor…”

Evet. Siyasi güç sahipleri adına mirac misal namazlardan küfürler çıkarıldı. Lakin muhteris Emevi yöneticilerin rayından çıkardığı Cuma namazı hala eski şekline dönebilmiş değil. O gün teknik yetersizlikten dolayı Saltanat sahipleri tüm şehir halkını tek bir camiye doldururken, günümüzün teknolojisi tüm camileri tek bir hutbeye mahkum etmiş durumda. Aynı anda birçok camide Cuma namazı kılınabilirken ne hikmetse hutbeler tek bir elden çıkıyor. Ses ayrı olsa bile metinler aynı…

28 Şubat sürecinde dikte edilen bu usule zamanla tepkiler doğduğu muhakkak. Tepkileri yönlendiremeyen ve çözüm üretemeyen mekanizma bugün başına büyük bir problem almış durumda. Üstelik de sorunun kaynağı din ile mesafeli olanlar tarafından kaşınıyor.

Marksist ideolojiden gelen terör örgütü mevcut bir yarayı kaşımayı kendi lehine propagandaya çevirmiş durumda. Alternatif Cuma namazları düzenleyen örgüt sorunun adını kullanıp çözümü kendi menfaatlerine uygun şekilde pompalıyor.

Görülmekte ki; kendi tarihinin Darbeci ve Asileriyle hesaplaşamayan bir toplum, günümüzün Emevileri olarak karşısındaki Marksist terör örgütüyle bile –dini alanda- baş edebilecek refleksten uzak. “Tarih geçmişin hikâyesidir” diyenlerin günümüze katabilecekleri bir malzemeleri yok ama tekerrürden çekinen akil insanların konuyu acilen gündemlerine alması gerekiyor.

Açılımların kazanımlara dönüşmesi umudundaysak ve ülkemizdeki her türlü açılımın dini bir ayağı varsa Ehl-i Beyt ile Emevi mücadelesinden şiarlar edinme zorunluluğumuz had safhada…
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.