ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL12°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Kirletilmiş Kelimeleri Seçebilmek

Ahmet Turgut

03 Ağustos 2010 Salı 21:15
  • A
  • A
Uzmanlar zihinsel kapasite ile dil yeteneği arasında sağlam bir bağ olduğunu sürekli yineler. Hatta bireylerin kaç kelime ile düşündükleri sorusunun cevabıyla toplum kalitesini doğrudan ilişkilendirirler. Sözcükler arasındaki ince ayrımlara vakıf kişilerin kendilerini ve çevrelerini tanımada daha şanslı olduklarını söylerler. “Kıskançlık, gıpta, haset” kelimelerindeki nüansların önemli olmadığını kim iddia edebilir ki zaten?

Sağlıklı bir zihin-dil ilişkisi için kelime çeşitliliği kadar içerik bilgisi de mühimdir. Yerli yerine oturmamış kavramlarla yapılan analizler ve teşhisler gerçeklerle örtüşememekte.

Bu yüzden kâh –bilinçsiz bir şekilde- zamanın; kâh –bir niyet üzere- propagandaların kirlettiği terimleri fark etmek çok önemli. Zira bu kirletilmiş kavramlar yüzünden bireyler ve toplumlar hem kendilerini anlamlandırmakta, hem de birlikte yaşadıkları insanları tanımakta zorlanmaktalar.

İsterseniz bunları bazı örnekler üzerinden açmaya çalışalım.

Mesela; “fundamentalizm”…

Kelime, Latince “fundus” kökünden türemiştir. “Taban, temel, mülk” manalarına gelir. İngilizce “fundamental” kelimesi, Latince “fundamentum” kelimesinin karşılığıdır ve “temele dair, asli, esas” şeklinde Türkçeleştirilebilir. Kavram olarak “fundamentalizm” ilk olarak Protestanlık üzerine yazılan seri kitaplarla ortaya çıkmıştır. İncil’in aslına dönüşü savunan Evanjelik din adamlarına göre “fundamentalizm” öze dönüşü ve saflığı anlatıyordu. Modernite ve laikliğe duyulan tepki, bu kitapların ana temasıydı. Haliyle “fundamentalist” kelimesi kökenlere dönüş arzusundaki Evanjelikler için kullanılıyordu.

Lakin bir asır içerisinde Evanjelikler, kendileri için aşağılama sözcüğü haline gelen bu kavramı düşmanlarına karşı kullanır oldu. Evanjelik olmakla iftihar eden ABD yetkilileri Ortadoğulu rakiplerini “fundamentalistlikle” suçladılar ve hala da suçluyorlar.

Tarihi bağlamına dikkat edildiğinde görülmektedir ki; “fundamental(ist)” kelimesi
Ortadoğu’yla alakalı bir kavram değildir. Batılı jargonun doğulu tımar sistemini, feodalite;
meslek gruplarını sosyo-kültürel sınıf olarak pazarlaması gibi “fundamental” kelimesi de “bağnaz Müslüman” kılıfıyla ambalajlanmıştır.

İkinci kelimemiz ilkine göre biraz daha güncel.

Ergenekon…”

Müfredattaki tarih kitaplarından da bilindiği üzere “Ergenekon” bir destanın adıdır. Göktürklerin kökeni ve tarih sahnesinden kaybolup tekrar meydana çıkmasıyla ilintilidir. Destanda özetle; Türklerin demirden bir dağı eriterek, düşmanların çemberinden kurtuluşu ve var olma mücadelesi anlatılır. Baskın sonrası sağ kalan bir bebeğin, dişi bir kurt tarafından emzirilmesi ve bu şekilde soyun sürdürülüşüne dair tasvirler yer alır.

Sosyal-psikoloji uzmanlarına göre -vadi, mağara gibi- kapalı yerden çıkarak türemek ve çoğalmağa dair metaforlar bebeğin ana rahminden dünyaya gelişine nispet eder. Ergenekon destanında kahramanın da bizzat bebek olması bu algının yoğunluğunu göstermektedir.

Haliyle “Ergenekon” kelimesinin çağrıştırması gereken kavramlar umut, var oluş veya zorluklara direniş olmalıdır. Bunun yerine kelimenin kirli ve derin suç ortaklıklarını ifade ediyor olması tarihe karşı büyük bir saygısızlık olsa gerektir.

Sanırım suç ve taraflar, kanıt ve iddialar, amaç ve kanaatler ne olursa olsun; kelime olarak “Ergenekon”un yerli yerince kullanılması hepimizin dikkat etmesi gereken bir hassasiyettir.
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.