ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL11°C
Az Bulutlu

YAZARLAR

Han-ı Yağma

Ahmet Turgut

23 Eylül 2010 Perşembe 14:14
  • A
  • A
Bugün sahip olduğumuz ortak psikolojik yapımız ve grup davranışlarımızın şekillenmesinde göçebe yaşam tarzı ve sözlü gelenek kadar potlaç kültürü de etkindir.

“Potlaç” kelimesi aslında Kızılderili şölenlerinden alınarak terimselleşmiştir. Kızılderili şölenlerinde kabile şefi veya ileri gelenleri ihsanlarını gösterebilmek için ahaliyi davet eder, yemeklerden sonra kap kacaklar kırılır, eşyalar harap edilir, çadırlar yıkılırdı. Her konuk da aynısını diğerlerine yapmak zorundaydı.

Çoğu toplumda olduğu gibi bizde de asırlarca devam eden potlaç kültürü; otoriteyi kabile şefinin elinden uhrevi bir kaynağa bağlayan ve yeryüzünde düzen öngören tek Tanrılı dinlerle birlikte gerilemeye başlamıştır. Ancak zekât ve sadaka gibi dinsel motifler içerisine gizlenmeyi başarmıştır. Bu yüzden dinde hoş görülmemesine rağmen alenen yardım yaparak kamyonlardan yiyecekler dağıtılırken insanları rencide eden görüntülere rastlanılmaktadır.

Sanayi devrimi ve mülkiyetin kutsanmasıyla birlikte Potlaç Kültürü Batıdan silinmişse de küreselleşmeye rağmen Asya’da can çekişiyor diyebiliriz.

Bizim kültürümüzde “potlaç” yerine “yağma toyu” veya daha eski bir tabirle “han-ı yağma” ifadesi tercih edilmiştir.

Fetihlerden sonra gazilere üç gün yağma izni verilmesi adettendir. Yunus Emre’ye ait olan “Hanlar hanını buldum / Servetim yağma olsun” beytindeki gibi kinayelerle edebiyatımıza da girmiştir.

Potlaç kültürünün günümüzü de etkileyen bizdeki yansımalarını şu şekilde maddeleştirebiliriz:

• Karşılıklı yükümlülük, simgesel değiş-tokuşlar ve hediyeleşme kültürü yaratmış, “al gülüm ver gülüm” deyimine esin olmuştur.

• Vermeyi, cömertliği telkin etmiştir. “Ağalık vermekle olur” deyiminin temelinde bu vardır.

• “Ben” yerine “biz” kimliğine vurgu yapmış, bireycilik yerine kolektivizmi desteklemiştir.
• Mal ve sermayenin el değiştirmesini normal karşılamış, artı değer birikmesini hor görmüştür. Bu durum sınıfsal ayrımları frenlemiş, sınıf atlamayı kolaylaştırmıştır. “Ne oldum deme, ne olacağım de” gibi deyimler buna işaret etmektedir.

• Dağıtmaktaki şan, şöhret ve üstünlük, yerini zamanla şatafat ve gösteriş merakına bırakmıştır.

• Para ekonomik gösterge olarak değil, gösterişe dayalı siyasal bir güç olarak kabul görmüştür. Bu yüzden hükümdarların ilk işleri adlarına sikke bastırmak olmuştur.
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.