ÖNE ÇIKANLAR :
İSTANBUL8°C
Çok Bulutlu

YAZARLAR

Dünden Bugüne Uçkur Davası

Ahmet Turgut

18 Mayıs 2011 Çarşamba 12:31
  • A
  • A
Ahlak, silah olur mu? Oluyor. Dün de öyleydi, bugün de… Muhtemelen yarın da ahlak üzerinden birileri vurulmaya devam edecek.

Hatırlamakta fayda var. Putperest Romalılar eşitlik ve adalet söyleminde bulunan Hristiyanları ilk olarak ahlaksızlıkla itham etmişti. Güya kadim Hristiyanlar dünya nimetlerini paylaşım konusunda eşlerini bile ortaya koyacak denli ileri gidiyorlardı.

Yıllar asırları kovaladı. Çağlar kapanıp yenileri açıldı. Benzer ithamları Emeviler ve Abbasiler de aynen sahiplendiler. Kendilerine karşı çıkan her türlü topluluğa “bunlar aslında mahremlerini bile paylaşır” dediler. Karmatiler, İsmaililer, Zerdüştler, vs. için aynı karalama kampanyalarını kullandılar.

20. asra geldik, durum yine değişmedi. Darbeciler Adnan Menderes’in gayri meşru bir oğlu var mıydı, yok muydu üzerinden kendilerini aklamaya çalıştılar. 28 Şubat sürecinde kameralar bu kez sakallı simaların yatak odalarında dolaşmaya başladı. Yetişkin iki insanın cinsellik yaşaması -en azından yürürlükteki kanunlara göre- yasak değilken kampanyanın organizatörleri ahlakçı kesilip dindar kitleyi zan altında bırakmaya çalıştılar.

Köprünün altından sular geçti, 21.asra uzandık. Ahlak silahşörleri deyim yerindeyse kendilerini “up-grade” ettiler. Teknolojik nimetleri sonuna kadar kullanarak gizli kamera sistemlerini devreye soktular. Artık tüm yatak odaları kamusal alana dönüştürülme arifesinde…

Seçim süreci içerisinde MHP’li yöneticiler ve vekiller birer birer deşifrasyona(!) uğruyorlar. Malum eylemlerin iki muhatabı mı ahlaksızlık yapıyor, yoksa bunları diğer insanlarla paylaşanlar mı, oturup iyice düşünmek lazım…

Bu durum meselenin birinci ve ilkesel sac ayağı… Bir de ikincil yönü var. Güncel ve politik olan…

Anketlere göre MHP’nin oy oranı bıçak sırtı. Yüzde dokuz – on bir aralığındaki parti en azından kadınlar nezdinde oy kaybı yaşasa barajı geçemeyecek. Bu durumda iktidar ve ana muhalefet partisi daha fazla sayıda vekil çıkaracak.

Kimileri “işte, suçlu bulundu” diyebilirler. Ancak meselenin analizi bu kadar sade olamaz. Düşünmeye devam etmeliyiz.

MHP barajı geçemezse ve çağrılara uyup Devlet Bahçeli Parti yönetimini bırakırsa ne olacak?

Aradığımız fail bu cevapların arasında gizli.

Seçimlerden sonra gündemin Yeni Anayasa olacağı kesine yakın. Haliyle tartışmalar Kürt ve Alevi açılımları etrafında şekillenecek. MHP tabanı ve özellikle de partili gençlerin bu süreçte öfkeli olacakları muhakkak. Öylesi bir ortamda mecliste bulunamayan MHP kitlesi nerede olacak?

Sokaklarda…

“Bölücüler mecliste, biz ise açıktayız” diyecekler ve yetmişlerin Türkiyesine yeniden kapı aralanacak.

Kamuoyu hakkını pek teslim etmese de mevcut MHP yönetiminin yıllardır başardığı bir şey var. Kitlelerini sokağa salmıyorlar. Fiili kavga ve darptan uzak kalan bu kitle, kendisini meclis dışı bulduğunda hele bir de parti yönetimine şahinler geçtiğinde kontrolden çıkacak gibi duruyor.

Haliyle bu kaset ve ahlakçılık silahşörleri ülkeyi kaosa yuvarlamak derdindeki birileri. İlle de adres isteyenlerin okyanuslar aşmak yerine Akdeniz kıyılarına bakmaları yeterli.

İsrail kendi Cumhurbaşkanını bile kaset iddialarıyla yakın geçmişte alaşağı etmişti. Fransa’daki Cumhurbaşkanlığı taliplerinden IMF Başkanı da aynı meseleyle yaralı durumda…

Nokta adres bulmak bizim işimiz değil elbette. Ancak bize düşen tavır şu olsa gerek: Kırkpınar cazgırlarının deyişiyle; “altta kaldım diye yerinme, üste çıktım diye sevinme!..”

Kasetler bir gün herkes hakkında çıkabilir. O gün fazladan utançlar yaşamamak için bugün mutedil olmakta fayda var. İlkesel bir duruşumuz yoksa bile birilerinin değirmenine su taşımamak en faydalı yol…
YORUM YAZ
Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Yada Misafir Olarak Yorum Yapabilirsiniz.Üyeliğiniz varsa üye girişi yapabilirsiniz. Yeni üyelik için üyelik formunu kullanabilirsiniz.